Geçen hafta “İstanbul Dünyaya Havacılık Dersi Verdi” diye yazdım. Yazının ardından bir okurumdan uzunca bir e-posta geldi. Özetle diyordu ki: “Havacılık sadece hava yolu taşımacılığı değildir. İstanbul hava yolu taşımacılığında dünyaya ders verebilir ama genel havacılık nerede?” Haklı olduğu yer var.
Dünya havacılığının önemli isimleri İstanbul’da buluştu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İGA CEO’su Selahattin Bilgen, ACI World Yönetim Kurulu Başkanı JostLammers ve Genel Direktör JustinErbacci’nin katılımıyla başlayan zirve, yalnızca bir toplantı değildi.
Turizm sezonunu bitiriyoruz. Rakamlar açıklanacak. Yüzdeler verilecek. Grafikler çizilecek. “Şu kadar turist geldi.” “Şu kadar gelir elde edildi.” “Rekor kırıldı.” İyi güzel de...
Takvim değişiyor. Sorunlar değişmiyor. Biraz Türkiye’nin gerçeklerinden konuşalım… Sabah pazara gidiyorsun... Domates kırmızı. Kiraz parlak. Biber canlı. Ama insanın aklına artık ilk gelen soru şu: "Bunu güvenle yiyebilir miyim?"
Biri size "Türkiye ne üretiyor?" diye sorsa... Televizyon ekranlarını açarsanız... Sabah kriz... Öğlen polemik... Akşam kavga... Sanırsınız ki bu ülkede çivi bile çakılmıyor.
Önce güzel haberle başlayalım. Hep eleştirecek değiliz ya…Alkışlamayı da bileceğiz. Corendon… Hollanda'da devlet uçağı tartışmasının tam ortasına öyle bir öneri bıraktı ki… "Yeni uçak almayın." "Mevcut uçağın operasyonlarını ve bakımlarını biz yapalım." Basit gibi görünüyor.
Yeni bir haftaya daha başlıyoruz. Takvim diyor ki yaz geldi. Turizmci diyor ki, henüz gelmedi. Haziran'ın sonuna geldik. Ama otellerin önemli bir kısmı hâlâ beklediği doluluğu yakalayamadı. Sebebi ne? Bana göre çok basit.
Yeni bir haftaya daha başladık. Kimi gökyüzüne bakıyor. Kimi önündeki faturaya. Kimi gelecek planları yapıyor. Kimi günü kurtarmaya çalışıyor. Biz de her zamanki gibi havacılığa, turizme ve memleketin gidişatına bakıyoruz.
İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Antalya Havalimanı başta olmak üzere İzmir'den Ankara'ya, Samsun'dan Çukurova'ya kadar havalimanlarımız milyonlarca yolcuyu ağırladı.
İnsan bazen kötü bir şey arıyor. Alışmışız çünkü. Bir eksik olacak… Bir aksilik çıkacak… Bir personel ters davranacak… Tuvalette sabun olmayacak… Sistem çökecek… Uçak gecikecek… Bir yerde “Türkiye klasiği” yaşayacağız diye bekliyoruz.
Bu hafta havacılık koridorlarında yürürken insanın aklına tek bir cümle geliyor… Türkiye’de havacılık büyüyor ama herkes aynı hızda koşmuyor. Kimi terminal büyütüyor… Kimi vizyon büyütüyor…
Yeni hafta. Yeni başlıklar. Ama eski alışkanlıklar… Anlatmak çok. Üretmek az. Geçen hafta yazdım. Uzun uzun anlattım. SHGM’nin bronz madalyasını. Epey dikkat çekti. Herkes de gördü neyin ne olduğunu.
İstanbul’da 51 ülkeden 305 pilot bir araya geldi. IFALPA 80. Konferansı… Ve ben de oradaydım. Şunu net söyleyeyim: Bu iş “toplantı yaptık, dağıldık” işi değil. Bu iş, dünyanın en kritik mesleklerinden birinin kendi kendine aynaya bakmasıdır.
Gökyüzüne bakınca umut, yere bakınca soru işareti görüyoruz. İstanbul Havalimanı’nda üçlü pist operasyonları…Bir yılını doldurdu. Sessiz sedasız ama çok büyük bir devrim.