22 Haziran 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]

Turizmde Alarm Zilleri

Yeni bir haftaya daha başlıyoruz.

Takvim diyor ki yaz geldi.

Turizmci diyor ki, henüz gelmedi.

Haziran'ın sonuna geldik.

Ama otellerin önemli bir kısmı hâlâ beklediği doluluğu yakalayamadı.

Sebebi ne?

Bana göre çok basit.

Pahalılık.

Elbette Ortadoğu'daki gerilim etkili.

ABD-İran hattındaki tansiyon etkili.

Petrol fiyatları etkili.

Yakıt maliyetleri etkili.

Ama her şeyi yakıta bağlamak da kolaycılık.

Savaş bugün biter.

Yarın petrol düşmez.

Çünkü stoklar eridi.

Stokların yeniden dolması gerekir.

Talep devam eder.

Fiyatlar hemen aşağı gelmez.

Havacılık sektörünün önünde zaten zorlu bir denklem var.

Ama turizm sadece uçaktan ibaret değil.

Turizmin temelinde gıda var.

Gıdanın temelinde tarım var.

Tarımın temelinde mazot var.

Mazot pahalı.

Üretim pahalı.

Nakliye pahalı.

Otoyol pahalı.

Lojistik pahalı.

Sonra dönüp otel fiyatına bakıyoruz.

Şaşırıyoruz.

Neye şaşırıyoruz?

Zincirin son halkasına.

Asıl mesele ilk halkalarda.

Havayolları yeni destinasyonlar açıyor.

Yeni pazarlar buluyor.

Dolulukları korumaya çalışıyor.

Ellerinden geleni yapıyorlar.

Ama bir gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor.

Cennet gibi bir ülkeyi kendi elimizle pahalı hale getiriyoruz.

Bakın Mısır'a.

Oteller dolu.

Turizm hareketli.

Havayolları memnun.

Bakın Yunan adalarına.

Talep yüksek.

Bizim insanımız bile gidiyor.

Neden?

Çünkü hesap yapıyor.

Ve sonuç ortada.

Bugün bir vatandaşımız Mısır’da uçak dahil, her şey dahil beş yıldızlı bir tesiste günlük yaklaşık 7-8 bin liraya tatil yapabiliyor.

Bizde ise bazı bölgelerde dört yıldızlı bir otelin fiyatı bunun birkaç katına çıkabiliyor. Uçak yok, 4 yıldızlı bir otelde…

Sonra da "Turist neden gelmiyor?" diye soruyoruz.

Asıl soruyu başka türlü sormak lazım.

Turist neden başka yere gidiyor?

Bir de sektörün kendi ev ödevi var.

Özellikle tur operatörlerine küçük bir not.

Hâlâ katalog diliyle satış yapılmaz.

"X bölgesi veya benzeri otel."

"Y tesisi veya benzeri."

"Şu ya da buna yakın."

Bu ne demek?

Müşteri para ödüyor.

Nereye gideceğini bilmek istiyor.

Bugün her şey dijital.

Her şey şeffaf.

İnsanlar oda numarasına kadar araştırıyor.

Siz hâlâ "ve benzeri" diyorsunuz.

O iş artık eskide kaldı.

Bir de meşhur ekstra tur meselesi var.

Tatili satın alıyorsunuz.

Sonra başlıyor.

Şu ekstra.

Bu ekstra.

Orası ekstra.

Burası ekstra.

Onu da haftaya konuşuruz.

***

Bu arada güzel haberler de var.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı iki önemli ödüle layık görüldü.

Dünya Havacılıkta Kadınlar Enstitüsü tarafından "Haftanın İçerik Üreticisi" ödülünü aldı.

BrandverseAwards'ta ise veri analitiği kategorisinde gümüş ödüle uzandı.

Sürdürülebilirlikten iletişime kadar farklı alanlarda gelen bu başarılar tesadüf değil.

Emek var.

Planlama var.

Vizyon var.

Tebrik ediyorum.

***

Turizm güçlü olursa havacılık güçlü olur.

Havacılık güçlü olursa ekonomi nefes alır.

Yeter ki elimizdeki değerin kıymetini bilelim.

Güzel bir hafta olsun.

Gökyüzünüz açık, uçuşlarınız emniyetli olsun.

Serdar BAŞAĞAOĞLU

[email protected]

Turizmde Alarm Zilleri

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000