Havacılık sektörü dışarıdan bakıldığında uçaklardan, terminallerden ve milyonlarca yolcudan ibaret gibi görünür. Oysa bu dev sistemin görünmeyen kahramanları; apronun sıcağında, bagaj bantlarının başında, push-back aracının direksiyonunda, operasyon masasında ve terminalin her noktasında görev yapan insanlardır.
Bazen başarı hikâyeleri sessiz yazılır. Gürültülü törenlerle değil, yıllar boyunca atılan küçük ama kararlı adımlarla büyür. Sabiha Gökçen Havalimanı'nın hikâyesi de tam olarak böyledir.
Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Ahmet Olmuştur'un Forbes'a verdiği röportajı okurken aklıma sürekli aynı soru geldi: THY gerçekten bir havayolu şirketi mi, yoksa artık küresel ölçekte bir ulaşım ekosistemine mi dönüşüyor?
Türk Hava Yolları denildiğinde akla ilk olarak Lufthansa, Emirates, Qatar Airways ya da Air France gelir. Çünkü THY yıllardır kendisini küresel ölçekte bu şirketlerle aynı ligde konumlandırıyor. Uçuş ağı, filo büyüklüğü, yolcu sayısı ve marka bilinirliği açısından bakıldığında da bu yaklaşımın haklı gerekçeleri var.