06 Temmuz 2026, Pazartesi
Ali KIDIK
Ali KIDIK [email protected]

VatanJet, Batanjet mi Olacak?

Tüm olayların odak noktasında Vatanjet Yönetim Kurulu ve uçak alınması için yetkilendirilen Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Işık var. Işık, daha Amerika’nın yolunu tutmadan 250 dolar olan harcırah bedelini 350 dolara çıkarttı.

VatanJet haberimizin ardından adeta bilgi ve belge yağmaya başladı. Savunma Sanayii Başkanlığı da sürece bizzat müdahil oldu. Öyle anlaşılıyor ki Başkan Haluk Görgün'ün NATO temaslarının ardından masasına gelecek ilk dosyalardan biri VatanJet olacak.

Aslında ortada sadece bir uçak yok.

Ortada, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına, kararların kimler tarafından alındığına ve kurumsal yönetim anlayışına ilişkin cevap bekleyen çok sayıda soru var.

VatanJet, Savunma Sanayii Başkanlığı'na bağlı bir kamu şirketi. Filosunda ise yalnızca bir uçak bulunuyor. Buna rağmen şirket organizasyonuna baktığınızda yaklaşık 26-27 kişilik bir kadro ile karşılaşıyorsunuz. Edindiğimiz bilgilere göre çalışanlar yılda 16 maaş alıyor ve dört ikramiyeden yararlanıyor. Çalışanların özlük haklarını tartışacak değilim. Ancak kamu adına şu soruyu sormak zorundayım: Tek uçaklık bir operasyon için oluşturulan bu yapı gerçekten ihtiyaçlara göre mi planlandı? Üstelik her müdürün altında da Skoda SüperB araç bulunuyor. Bu araçların yakıt dahil her türlü gideri de VatanJet tarafından karşılanıyor. Kim bilir belki de özel işlerinde bile kullanılıyor.

Asıl dikkat çeken konu ise satın alma süreci.

Milyonlarca dolarlık bir iş jeti satın alıyorsunuz. Böyle bir süreçte uçağın teknik geçmişini en iyi analiz edecek isimlerden biri olan CAMO Müdürü alım ekibinde yer almıyor. Hukuki süreçleri değerlendirecek olan ve sözleşmeyi hazırlayan avukat da ekipte bulunmuyor. Buna karşılık, satın alma süreci bir kişi tarafından yürütülüyor.

Burada kimseyi suçlamıyorum; sadece soruyorum!

Milyonlarca dolarlık bir kamu alımında teknik ve hukuki sorumlular neden sürecin dışında bırakıldı? Özellikle CAMO müdürü neden bulunmadı? Üstelik uçağın teknik sorunu var mı, majör ya da minör bulgu olacak sorunu var mı diye neden bakılmadı?

Bu tercih kimin kararıydı?Hangi gerekçeyle yapıldı?Sorular bununla da bitmiyor.

Uçağın satın alınmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçmesine rağmen, satın alma faturası hâlâ Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne gönderilmiş değil. Şirkete de ulaşmadığı, ortada bir sözleşme olduğu ancak sözleşme ile gönderilmek istenen faturanın birbirini tutmadığı ifade ediliyor. Tüm bu iddialar doğruysa gerçekleri ortaya koymanın en kolay yolu da belgeleri paylaşmaktır. Şeffaflık, tartışmaları büyütmez; tam tersine sona erdirir.

İncelediğimiz uluslararası kayıtlar, uçağın geçmişine ve piyasa değerine ilişkin farklı veriler içeriyor. Elbette ikinci el iş jetlerinde fiyatı; bakım geçmişi, motor durumu, kabin konfigürasyonu ve yapılan modernizasyonlar belirler. Ancak tam da bu nedenle, kamu adına yapılan bir alımın hangi kriterlerle gerçekleştirildiğinin açıklanması güveni artıracaktır.

Elimize ulaşan fotoğraflardan biri de dikkat çekici. Yaklaşık 25 milyon dolar bedelle satın alındığı belirtilen uçağın kokpit ön panelindeki belirgin yıpranma göze çarpıyor. Bu görüntü tek başına uçağın teknik açıdan sorunlu olduğu anlamına gelmez. Bunu söylemek doğru da olmaz. Ancak kamu adına milyonlarca dolar ödenen bir hava aracında, en küçük ayrıntının bile sorgulanması son derece doğaldır.

Dosya bununla da sınırlı değil.

Kurum içindeki yazışmalar, yöneticiler arasındaki gerilimler, kısa aralıklarla yaşanan görev değişiklikleri, işletme müdürlüğü ve diğer kritik pozisyonlarda oluşan belirsizlikler, tek tek değerlendirildiğinde farklı olaylar gibi görünebilir. Ama hepsini yan yana koyduğunuzda karşınıza tek bir fotoğraf çıkıyor.

Sorun uçakta değil.

Sorun, uçağın etrafında oluşturulan yönetim anlayışında.

Gazetecilik, kurumları yıpratmak için yapılmaz.

Gazetecilik; kamu adına soru sormak, belgeyi ortaya koymak ve cevap istemek için yapılır.

Bugün VatanJet dosyasında cevap bekleyen sorular var.

Eminim ki Savunma Sanayii Başkanlığı da bu soruların cevabını en az kamuoyu kadar merak ediyordur.

Çünkü güçlü kurumlar, eleştiriden rahatsız olan değil; eleştiriyi fırsata çevirerek eksiklerini gideren kurumlardır.

Ve unutulmadan şunu da ekleyim. VatanJet daha önce de ikinci bir uçak alımı girişiminde bulunmuştu. O süreçte, yaklaşık 2,5 milyon dolarlık bir dolandırıcılık ihbarı yapılmıştı. Ancak dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Bozgeyik, son anda gelen bu ihbarı dikkate alarak satın alma sözleşmesini imzalamadı. Böylece devletin milyonlarca dolarlık olası bir zarara uğraması, Bozgeyik'in gösterdiği dikkatli ve basiretli yönetim anlayışı sayesinde önlenmiş oldu. O ihbarın doğru olduğu da sonradan anlaşılmıştı.

Kamu adına harcanan her kuruşun hesabını sormak da, o hesabı vermek de demokrasinin gereğidir. Ve son soru; Bülent Işık sen altı ay boyunca Amerika’da ne yaptın? Aldığın harcırahları harcamakla mı meşguldün?

VatanJet gerçekten VatanJet olarak mı kalacak, yoksa yanlış kararların gölgesinde BatanJet'e mi dönüşecek?

VatanJet, Batanjet mi Olacak?

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000