Size öyle şeyler açıklayacağım ki aklınız duracak. Bu bir iddia yazısı değil; belgelerle, kayıtlarla ortaya konulmuş bir sistemin nasıl işlediğini anlatan bir yazı. Bir havayolu şirketinin nasıl sessizce ve düzenli şekilde zarar ettirildiğini okuyacaksınız.
Bir şirketin zarar etmesi için kasasının soyulması gerekmez. Bazen her şey kâğıt üzerinde “doğru” görünürken, şirket her gün biraz daha zarara uğrar. Ne kapı kırılır ne alarm çalar. Evrak tamamdır, faturalar kesilmiştir, süreçler işlemektedir. Ama sonuç değişmez: para gider, zarar büyür.
Uçuş iptal olur, yolcu mağdur olur, havayolu sorumluluğunu yerine getirmek için yolcusunu otele yönlendirir. Normalde bu bir kriz yönetimidir. Ancak bazı durumlarda bu süreç, zincirleme bir kazanç düzenine dönüşür. Bu düzen, havalimanlarındaki yönlendirmelerle başlar; otellere, aracı yapılara ve en sonunda otel yönetimlerine kadar uzanır. Her halka kendi payını alır. Kimse yüksek sesle konuşmaz.
Kâğıt üzerinde üç kişilik bir aile vardır; gerçekte iki yetişkin ve bir bebek. Ama faturada bebek, yaşına bakılmaksızın yetişkin sayılır. Sıfır yaşında bile olsa “ek kişi” yapılır. Yetmez, bu kişiye öğle yemeği yazılır. Yetmez, akşam yemeği de eklenir. Normalde iki yetişkin için kesilmesi gereken bedel, çocuk üzerinden şişirilir. Bu tekil bir yanlışlık değildir; aynı kalemler, aynı yöntemle, farklı günlerde tekrar eder.
Bu yazı, kulaktan dolma bilgilerle ya da duyumlarla kaleme alınmadı. Anlatılan her uygulamaya ilişkin folio kayıtları, voucher’lar, e-arşiv faturaları, mail yazışmaları ve operasyon süreçlerini gösteren belgeler mevcuttur. Hangi tarihte, kaç kişi için, kaç oda yazıldığı; çocukların nasıl yetişkin olarak faturalandırıldığı; yemek kalemlerinin nasıl eklendiği bu belgelerde açıkça görülmektedir. Yani burada anlatılanlar bir yorum değil, belgelerin ortaya koyduğu bir tablodur.
Bununla da bitmez. Evli çiftler tek oda yerine iki oda gösterilir. Sonra o odalardan birine eş tekrar “ek kişi” olarak yazılır. Aynı insan, aynı gece, aynı otelde iki ayrı kalemde ücretlendirilir. Bu kadar tekrar eden bir uygulamaya “hata” demek mümkün değildir. Burada bilinç vardır, tercih vardır ve elbette menfaat vardır.
Zincirin bir sonraki halkasında aracı yapılar ve fatura süreçleri devreye girer. Kim ne kadar yazılacağını bilir; kim nereden pay aldığını da. Bu yüzden düzen aksamaz. Çünkü herkes kazanıyordur. Kaybeden, kasası eksilen havayolu şirketidir; ama masada çoğu zaman o yoktur. Masada olanlar, masayı kuranlardır.
Bu düzen gizli saklı da yapılmaz. Operasyon toplantılarında konuşulur, mail’lerde yer alır, “normalmiş” gibi anlatılır. İtiraz eden olur mu? Olur. Ama doğruyu söyleyenler sistem için risklidir. Usulsüzlüğü yapanlar değil, usulsüzlüğü dile getirenler tasfiye edilir. Böylece sessizlik korunur, zincir sağlam kalır.
Basit bir hesap bile tabloyu gösterir. Günde on odada sadece bir çocuk yetişkin gibi yazılsa, yanına bir lunchbox eklense, ay sonunda yüz binlerce lira eder. KDV hariç. Bu para yolcudan çıkmaz; havayolu şirketinin kasasından çıkar. Yani şirket her gün, düzenli olarak zarara uğratılır.
Burada asıl mesele şudur: Bu otel uygulamaları gerçekten denetleniyor mu? Yolcu listeleriyle kesilen faturalar neden birebir örtüşmüyor? Bebekler nasıl yetişkin yazılıyor, odalar nasıl çoğaltılıyor, yemek kalemleri hangi gerekçeyle ekleniyor?
Çünkü havalimanında başlayan bir yönlendirmenin, otellerde aynı biçimde faturalandırılması tesadüf değildir. Bu kadar tekrar eden “yanlış”, artık yanlış olmaktan çıkar. Bu düzen hangi otellerde, kimlerin bilgisi ve onayıyla yürütülmektedir? Sorgulanmalı, araştırılmalı ve gerekirse suç duyurusunda bulunulmalı.
Bir havayolu şirketi işte böyle zarar ettirilir. Kapı kırmadan, kasa açmadan, alarm çaldırmadan. Evrakla, fatura ile, sistemle. Belgeler bağırır, insanlar susar. En tehlikelisi de budur. Çünkü bir süre sonra kimse bunun suç olabileceğini bile hatırlamaz.
Bu yazıdan sonra yapılması gereken artık tartışmasızdır. Havayolu şirketleri, geçmişe dönük ve ileriye dönük olarak otel konaklamalarına ilişkin tüm faturaları derhal inceleme altına almalı, gönderilen yolcu listeleriyle kesilen bedelleri satır satır, oda oda, kişi kişi karşılaştırmalıdır. Özellikle beşikte yatacak yaşta olan bebekler için yetişkin gibi yazılan kişi, yemek ve konaklama faturaları ile karı–koca yolcuların fiilen birlikte kalmalarına rağmen ayrı odalarda konaklamış gibi gösterildiği ve bu yolla oda sayısının yapay biçimde artırıldığı işlemler özel başlık altında denetlenmelidir.
Aynı kişinin bir odada ana misafir, başka bir odada “ek kişi” olarak yazıldığı; ailelerin tek oda yerine iki oda üzerinden faturalandırıldığı bu düzen, havayolu şirketlerinin ilk bakışta fark edemeyeceği şekilde kurgulanmış bir sistematiğe işaret etmektedir. Bu tür faturalandırmalar basit bir muhasebe hatası olarak geçiştirilemez; bilinçli biçimde bedel yükseltmeyi amaçlayan işlemler olarak ele alınmalı, kontrol edilmediği her gün şirketlerin düzenli ve sessiz biçimde zarara uğratıldığı gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Havayolu şirketleri derhal ve behemehâl inceleme başlatmalı.
Yorumlar Tüm Yorumlar (42)