1990’da ABD’de Northwest Havayolları pilotu Lyle Prouse, alkollü uçuş yaptığı için 16 ay hapse mahkûm edildi. İşini ve pilot lisanslarını kaybetti. Yaptığı, yolcuların hayatını tehlikeye atan ağır bir ihlaldi.
Prouse tedavi gördü, yeniden sınavlara girdi ve lisanslarını tekrar aldı. 1995’te Boeing 747’de ikinci pilot olarak uçmaya başladı. Kokpite dönebilmek için uzun ve zorlu bir yoldan geçti. Cezasını çekmiş olması tek başına yeterli olmadı; yeniden pilotluk yapabilecek durumda olduğunu da göstermesi gerekti.
Türkiye’de pilot lisanslarıyla ilgili tartışmayı değerlendirirken bu örneği hatırlamakta fayda var. Çünkü bir pilotun lisansını iptal etmek kadar, sonrasında ne olacağını açıklamak da önemli.
SHY-1 Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesi, bazı suçları tek tek sıralıyor. Ayrıca, kasten işlenen bir suçtan en az bir yıl hapis cezasına mahkûm olmamayı da lisans şartı olarak belirliyor. Bu şart sonradan kaybedilirse pilotun lisansı iptal ediliyor.
Yani olayın uçakta yaşanması gerekmiyor. Özel hayatta yaşanan bir kavga, kasten yaralamadan en az bir yıl hapis cezasıyla sonuçlanırsa pilotun mesleğini de etkileyebiliyor. Elbette her kavga, şikâyet veya soruşturma otomatik olarak lisans iptali anlamına gelmiyor.
Pilotlardan yüksek sorumluluk beklemek son derece doğal. Yolcular, hayatlarını onlara emanet ediyor. Uçak dışında sergilenen şiddet veya sahtekârlık da bu güveni sarsabilir. Bu nedenle pilotların davranışlarının meslekleri açısından değerlendirilmesi anlaşılabilir bir durum.
Almanya’da da bunun örneği var. Düsseldorf İdare Mahkemesi, 2017’de vergi kaçakçılığı nedeniyle 168 bin avro para cezası alan özel pilot lisansı sahibinin, havacılık açısından güvenilir bulunmamasını haklı gördü. Kararda, kişinin hayatında ve davranışlarında köklü bir değişiklik varsa bunun da dikkate alınabileceği belirtildi. Ancak mahkeme, bu pilotta böyle bir değişim görmedi.
Bu iki örnekten çıkardığım sonuç açık: Suçun ağırlığı kadar, kişinin daha sonraki hayatına da bakmak gerekiyor. Aynı suçu tekrarlamış mı? Davranışları değişmiş mi? Bugün uçuş için risk taşıyor mu?
Türkiye’de aynı yönetmeliğin 37’nci maddesi, bazı uçuş disiplini ihlallerinde kusurun ağırlığına göre lisansın bir aydan iki yıla kadar askıya alınmasını öngörüyor. Adli sicil şartının kaybında ise doğrudan iptal söz konusu. Bu farklı yaklaşımın gerekçesini SHGM açıklamalı.
Çünkü lisansını kaybeden bir pilotun yıllarca aldığı eğitim, kazandığı tecrübe ve ailesiyle kurduğu gelecek de bu karardan etkileniyor. Böyle ağır bir sonucun açık, anlaşılır ve adil kuralları olmalı.
SHGM’nin cevaplaması gereken sorular belli: Bu nedenle kaç lisans iptal edildi? Hangi suçlar buna yol açtı? Lisansı iptal edilen bir pilot hangi şartlarda yeniden başvurabilir? Türkiye’de çalışan yabancı pilotların geçmişi de aynı kapsamda inceleniyor mu?
Düzenleme; suçun niteliğini, üzerinden geçen zamanı ve kişinin bugünkü durumunu değerlendirmeye imkân vermeli. Yeniden uçması uygun bulunan kişiler için eğitim, sınav ve sıkı denetim gibi koşullar açıkça belirlenmeli.
Uçuş emniyetini korumak şart. Gerektiğinde kokpitin kapısı elbette kapanır. Ancak o kapının yeniden açılıp açılamayacağını ve bunun şartlarını da pilotlar bilmeli.
Yorumlar