Bir zamanlar gökyüzüne baktığınızda bazı logoların hiç kaybolmayacağını düşünürdünüz.
Pan Am bunlardan biriydi.
Mavi küresi yalnızca bir havayolunun değil, Amerikan küresel gücünün sembolü gibiydi. Okyanusları birbirine bağlayan, jet çağının öncülerinden olan şirket, dünyanın en tanınmış havayollarından birine dönüşmüştü. Fakat 1978’de ABD havayolu pazarının serbestleşmesiyle rekabet sertleşti. Yüksek maliyetler, finansal sorunlar ve değişen piyasa koşulları Pan Am’ı giderek zayıflattı. 1991’de uçakları son kez yere indi.
Sonra Swissair vardı.
İsviçre’nin dakikliği ve güvenilirliğiyle özdeşleşen şirket o kadar güçlüydü ki yıllarca “Flying Bank” olarak anıldı. Ancak 1990’larda Avrupa’daki başka havayollarına yapılan agresif yatırımlar şirketin yükünü artırdı. Büyüdükçe güçlenmesi beklenirken borçlar büyüdü.
2 Ekim 2001 günü ise havacılık tarihinin en çarpıcı görüntülerinden biri yaşandı. Swissair’in uçakları para olmadığı için yerde kaldı. Bir ülkenin gururu olan havayolu, operasyonunu sürdürecek nakdi bulamıyordu. Gökyüzünde büyüklüğün iflasa karşı bağışıklık sağlamadığı bir kez daha görülmüştü.
Yıllar geçti.
2017’de Almanya’nın ikinci büyük havayolu Air Berlin iflas başvurusunda bulundu. Ana hissedarlarından Etihad’ın finansman desteğini çekmesi son darbelerden biri oldu.
2019’da ise geçmişi 1841’e kadar uzanan Thomas Cook çöktü. Bir gecede on binlerce çalışan işsiz kaldı, yaklaşık 150 bin İngiliz yolcu yurtdışında mahsur kaldı ve İngiltere tarihinin en büyük barış dönemi geri dönüş operasyonlarından biri başlatıldı.
Liste uzatılabilir:
Sabena…
Malev…
Monarch…
Spanair…
TWA…
Eastern…
Türkiye de kendi kayıplarını yaşadı.
Bir dönem havalimanlarımızda görmeye alıştığımız Onur Air, AtlasGlobal, Borajet, SKY Airlines, Turkuaz Havayolları ve niceleri bugün artık gökyüzünde yok.
Her şirketin hikâyesi farklıydı.
Ama havayolu mezarlığının kapısında sanki aynı kelimeler yazıyor:
Yanlış büyüme. Yüksek borç. Düşük kârlılık. Kontrolsüz maliyet. Değişen rekabete uyum sağlayamamak.
Havacılık dışarıdan bakıldığında milyarlarca dolarlık uçakların, dev terminallerin ve milyonlarca yolcunun dünyasıdır.
Ama aynı zamanda son derece kırılgan bir iştir.
Yakıt fiyatındaki ani artış, kur hareketi, savaş, salgın, yanlış filo tercihi ya da birkaç kötü sezon yılların emeğini silebilir.
Bugün Türk sivil havacılığında güçlü bir tablo var. THY dünyanın en fazla ülkesine uçan havayolu konumunda; Pegasus büyümesini sürdürüyor, SunExpress, AJet, Corendon ve Freebird önemli operasyonlar gerçekleştiriyor.
Bunlar elbette sevindirici.
Ancak havacılık tarihine biraz uzaktan baktığınızda insan ister istemez temkinli oluyor.
Çünkü Pan Am da bir zamanlar vazgeçilmezdi.
Swissair de batmaz denilen şirketlerdendi.
Air Berlin de Almanya’nın ikinci büyüğüydü.
Gökyüzünde hiçbir logo ölümsüz değil.
Büyümek başarıdır.
Ama havacılıkta asıl başarı, büyürken ayakta kalabilmektir.
Yorumlar