Havacılıkta başarıdan söz ederken genellikle rakamları konuşuyoruz.
Kaç uçak var?
Kaç yolcu taşındı?
Kaç ülkeye uçuluyor?
Kaç yeni havalimanı açıldı?
Oysa Türk havacılığının son yıllarda dünyaya ihraç ettiği çok önemli başka bir değer daha var:
İnsan kaynağı ve yönetim tecrübesi.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri bugün Plaza Premium Group’ta yaşanıyor.
Dünyanın farklı coğrafyalarında lounge işletmeciliğinden havalimanı ağırlama hizmetlerine, dijital yolcu deneyiminden premium hizmetlere kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren grubun üst yönetiminde Türk yöneticiler önemli görevler üstleniyor.
Ve bu yapının en başında Türk bir isim var:
Plaza Premium Group Genel Müdür Yardımcısı Bora İşbulan.
İşbulan, grubun küresel büyüme ve genişleme stratejisinin en önemli karar vericilerinden biri.
Yani bugün dünyanın farklı noktalarında açılan yeni lounge’lardan yeni pazarlara giriş kararlarına, stratejik ortaklıklardan operasyonel büyümeye kadar uzanan büyük bir yapının yönetim masasında Türk bir yönetici oturuyor.
Bu ayrıntı bence üzerinde özellikle durulmayı hak ediyor.
Çünkü geçtiğimiz günlerde Plaza Premium Group EMEA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Okan Küfeci ile grubun 2026–2027 planlarını konuştuğumuzda ortaya çıkan rakamlar gerçekten dikkat çekiciydi.
Önümüzdeki 12 ay içerisinde 20 farklı havalimanında yaklaşık 30 lounge…
Suudi Arabistan’dan Afrika’ya uzanan yeni yatırımlar…
Cidde, Riyad, Dammam ve Red Sea…
Zambiya ve Tanzanya…
Kahire’de dijital dönüşüm…
Sabiha Gökçen’de Plaza Premium First…
Revolut ile Kopenhag’da yeni bir iş modeli…
Ve 2027’de yüzde 20–25 büyüme hedefi.
Ancak bu büyüme hikâyesine biraz daha yakından baktığınızda başka bir tablo görüyorsunuz.
Türk yöneticiler artık bu küresel operasyonun yalnızca uygulayıcıları değil, karar vericileri.
Okan Küfeci bugün Plaza Premium Group’un Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki büyüme stratejisinin en önemli isimlerinden biri.
Türk Hava Yolları’ndan Emirates’e, TAV Operation Services’tan Plaza Premium Group’a uzanan kariyerinde edindiği havacılık tecrübesini bugün çok daha geniş bir coğrafyada kullanıyor.
Bir başka önemli isim Emrecan Ergin.
Türkiye ve Macaristan operasyonlarında üstlendiği görevlerin ardından Orta Doğu ve Afrika’dan sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine yükselen Ergin, bugün bölgenin hızla büyüyen havacılık pazarlarında Plaza Premium Group’un operasyonlarının yönetiminde söz sahibi.
Türkiye tarafında ise Emel Yasemin Akçay ve Esra Atsan gibi yöneticiler markanın operasyonel ve ticari büyümesinde önemli görevler üstleniyor.
Ortaya böyle bakınca ilginç bir tablo çıkıyor.
Suudi Arabistan’da yeni lounge’lar açılıyor.
Afrika’da yeni operasyonlar kuruluyor.
Roma’da Plaza Premium First devreye alınıyor.
Kopenhag’da global bir finans teknoloji şirketiyle yeni bir lounge modeli geliştiriliyor.
Kahire’de havalimanı deneyimi fiziksel salonların ötesine taşınarak dijital dünyaya aktarılıyor.
Sabiha Gökçen’de yeni premium yatırımlar planlanıyor.
Ve bu projelerin farklı yönetim katmanlarında Türk yöneticilerin isimlerini görüyoruz.
Aslında bu başarıyı yalnızca Plaza Premium Group özelinde değerlendirmemek gerekiyor.
Türkiye son 20 yılda havacılıkta çok ciddi bir ekosistem oluşturdu.
Havayolları büyüdü.
Havalimanları büyüdü.
Yer hizmetleri gelişti.
Catering, lounge işletmeciliği, havalimanı yönetimi, ticari alan işletmeciliği ve yolcu deneyimi konusunda önemli bir bilgi birikimi oluştu.
Şimdi bu birikimin başka bir sonucu ortaya çıkıyor:
Türkiye artık yalnızca yolcu ve uçak trafiği üretmiyor; uluslararası havacılığa yönetici de yetiştiriyor.
Bu çok önemli.
Çünkü uçak satın alabilirsiniz.
Terminal inşa edebilirsiniz.
Teknoloji ithal edebilirsiniz.
Ancak onlarca ülkede farklı kültürlerle çalışabilecek, milyarlarca dolarlık yatırımların yönünü belirleyebilecek ve uluslararası şirketlerin büyüme stratejisinde karar alabilecek yönetici yetiştirmek kolay değildir.
Yıllar ister.
Tecrübe ister.
Hata yapmayı, öğrenmeyi ve yeniden denemeyi gerektirir.
Bugün Plaza Premium Group’un küresel yönetiminde Bora İşbulan’ın, EMEA yapılanmasında Okan Küfeci’nin, Orta Doğu ve Afrika’da Emrecan Ergin’in ve Türkiye operasyonlarında Türk yöneticilerin üstlendiği görevler bu nedenle kıymetli.
Bazen bir ülkenin havacılıktaki gücünü anlamak için sadece gökyüzüne bakmak yetmez.
Yönetim kurulu odalarına da bakmak gerekir.
Çünkü gerçek küreselleşme, yalnızca Türk şirketlerinin dünyaya açılması değildir.
Türk yöneticilerin de dünyanın karar masalarında yer almasıdır.
Plaza Premium Group örneğinde bugün gördüğümüz tam olarak bu.
Türkiye’nin havacılıktaki en değerli ihracatlarından biri artık yalnızca uçuş ağı ya da yolcu sayısı değil.
Tecrübe.
Ve o tecrübenin en üst yönetim katından bölgesel operasyonlara kadar uzanan bölümünde giderek daha fazla Türk imzası var.
Yorumlar