12 Ağustos 1985 akşamı Tokyo’dan Osaka’ya gitmek üzere havalanan Japan Airlines’ın JL123 sefer sayılı Boeing 747’sinde kimsenin bilmediği bir geçmiş saklıydı.
Uçak yedi yıl önce Osaka’da iniş sırasında kuyruğunu piste vurmuştu. Hasar onarılmış, uçak yeniden hizmete dönmüş, binlerce kez uçmuştu. Görünüşte her şey normaldi.
Ta ki o akşama kadar...
Kalkıştan yaklaşık 12 dakika sonra kabinde büyük bir patlama sesi duyuldu. Arka basınç perdesi parçalandı; dikey stabilize büyük ölçüde koptu ve dört hidrolik sistem birden devre dışı kaldı. Pilotların elinde klasik anlamda kumanda edebilecekleri bir uçak kalmamıştı. Mürettebat motor gücünü değiştirerek dev Jumbo’yu yaklaşık yarım saat havada tutmaya çalıştı. Sonunda uçak Gunma’daki dağlık araziye çarptı.
524 kişiden yalnızca dört kişi hayatta kaldı. 520 insan yaşamını yitirdi.
Peki, böylesine büyük bir felaket nasıl başlamıştı?
Cevap, kokpitte değildi. Motorda da değildi. Yedi yıl önce yapılan bir bakım işlemindeydi.
1978’deki kuyruk vurmasının ardından arka basınç perdesi onarılırken, yükü dağıtması gereken bağlantı düzeni teknik talimata uygun yapılmamıştı. Tasarımın iki sıra üzerinden taşıması gereken yükün önemli bölümü tek perçin sırasına bindi. Her uçuşta kabin basınçlandı, sonra boşaldı. Metal, yıllarca görünmeden yoruldu. Küçük çatlaklar büyüdü ve 12 Ağustos 1985’te yapı artık dayanamadı.
Aslında 520 insanı “bir vida” öldürmedi. Ama havacılığın en ağır derslerinden biri tam da burada yatıyor: Milyonlarca parçadan oluşan bir uçakta, birkaç santimetrelik bir hata bile yıllar sonra felakete dönüşebilir.
Havacılıkta bakım bu yüzden onarımın ötesindedir. Yapılan işlemin doğrulanması, kayıt altına alınması, bağımsız gözle kontrol edilmesi ve yıllar sonra dahi izlenebilmesi gerekir.
Daha önemlisi, bakım çalışanının önünde bir saat değil, bir emniyet standardı bulunmalıdır.
Bugün havayolları daha fazla uçak uçurmak, bakım kuruluşları daha kısa sürede iş teslim etmek, operasyon merkezleri uçakları mümkün olduğunca az yerde tutmak istiyor. Ticari baskı anlaşılabilir. Ancak havacılık tarihi defalarca gösterdi ki takvim sıkıştığında prosedürlerden verilen küçücük tavizlerin bedeli bazen yıllar sonra ortaya çıkıyor.
JL123’ün enkazı bugün bize hâlâ aynı şeyi söylüyor:
Bir bakım hatası yapıldığı gün kaza olmayabilir.
Uçak kalkar. İner. Yine kalkar.
İnsanlar da “demek ki sorun yok” diye düşünür.
Oysa havacılıkta bazı hatalar sessizdir.
Ve yıllarca sırasını bekler.


Yorumlar