SHY-1 Pilot Lisans Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesi, uçuş emniyetiyle ilgisi bulunmayan bir olay nedeniyle pilotun mesleğini tamamen kaybetmesine yol açabilecek kadar geniş ve yoruma açık.
Amerika’dan Avrupa’ya, İngiltere’den askeri yönetim altındaki Myanmar’a kadar incelediğimiz düzenlemelerde, herhangi bir kasıtlı suçtan bir yıl hapis cezası alınmasını doğrudan lisans iptaline bağlayan Türkiye’deki kadar ölçüsüz bir hükme rastlanmıyor.
Türkiye’de pilot lisanslarının hangi şartlarda verileceğini ve iptal edileceğini düzenleyen SHY-1 Pilot Lisans Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesi yeniden tartışılmalıdır. Çünkü maddenin mevcut hali yalnızca ağır suçları değil, uçuş emniyetiyle hiçbir ilgisi bulunmayan olayları da lisans iptalinin gerekçesi haline getirebilecek kadar geniştir. Yönetmelikte açıkça sıralanan bazı suçlar bakımından hiçbir tartışmam yok. Ancak bütün kasıtlı suçları içine alan bir ifade, pilotun mesleki geleceğini ölçüsüz biçimde tehdit etmektedir.
Maddede devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma açıkça sıralanıyor. Hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, kara para aklama, kaçakçılık, ulaşım araçlarının kaçırılması, silah mevzuatına aykırılık ve terör örgütleriyle bağlantılı suçlar da aynı kapsamda bulunuyor. Bunların pilotluk mesleğinin gerektirdiği güvenilirlikle ilişkilendirilmesi anlaşılabilir bir tercihtir. Bu suçlardan hüküm giyen bir kişinin pilot lisansı konusunda daha ağır şartlara tabi tutulmasının haklı gerekçeleri bulunabilir.
Sorun, aynı maddede yer alan şu ifadede başlıyor:
“Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına…”
Bu ifade suçlar arasında hiçbir ayrım yapmıyor. Suçun havacılıkla bağlantılı olup olmadığına, uçuş emniyetini etkileyip etkilemediğine veya pilotluk mesleğinin gerektirdiği güvenilirliği ortadan kaldırıp kaldırmadığına bakılmıyor. Kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş bir yıl hapis cezası alınması, yönetmeliğin lafzına göre lisans iptalinin önünü açıyor. Üstelik 16’ncı maddenin ikinci fıkrasında “pilot lisansları iptal edilir” denilerek ölçülülük değerlendirmesi yapılmasına açık bir alan da bırakılmıyor.
Bir pilot komşusuyla tartışabilir, hakaret suçlamasıyla yargılanabilir veya anlık bir kavganın tarafı olabilir. Elbette pilot olmak kimseye suç işleme ayrıcalığı kazandırmaz ve pilot da eyleminin ceza hukuku bakımından sonucuna katlanır. Ancak mahkemenin verdiği cezanın üzerine bir de meslekten kalıcı biçimde uzaklaştırılma yaptırımı eklenmesi başka bir meseledir. Uçuşla ilgisi bulunmayan münferit bir olay, pilotun yıllarca emek vererek aldığı lisansın ortadan kaldırılması için tek başına yeterli olmamalıdır.
Burada sorulması gereken soru çok açıktır: Komşusuyla kavga eden pilot, neden kokpite giremeyecek hale getirilsin? Hakaret suçundan ceza alan pilotun uçuş bilgisi, sağlık yeterliliği veya operasyonel kabiliyeti mi ortadan kalkmaktadır? Eylem uçuş emniyetini etkilemiyor ve havacılık kurallarını ihlal etmiyorsa lisans iptalinin gerekçesi ne olacaktır? Ceza hukukunun verdiği yaptırımın üzerine mesleki idam niteliğinde ikinci bir ceza eklemek, ölçülülük ilkesiyle nasıl bağdaştırılacaktır?
Örneğin hakaret suçundan bir yıl hapis cezası alan doktorun diploması iptal mi ediliyor? Aynı suçtan ceza alan avukatın mesleğini yapması otomatik olarak ve ömür boyu engelleniyor mu? Bir mühendisin diploması, bir gazetecinin mesleki birikimi veya başka bir çalışanın mesleğini yapma hakkı tamamen elinden mi alınıyor? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Öyleyse uçuş emniyetiyle hiçbir bağlantısı bulunmayan bir olay nedeniyle pilotun lisansının iptal edilmesi ve mesleki hayatının sona erdirilmesi nasıl savunulabilir?
AMERİKA’DA HER SUÇ LİSANS İPTALİ SAYILMIYOR
Amerikan sistemi suçun türüne ve havacılık emniyetiyle ilişkisine bakıyor. Bizdeki yönetmelik ise suçun adını dahi sormadan, “kasten işlendi mi ve ceza bir yıl mı?” sorularını yeterli görebiliyor. Böylece Amerika’da doğrudan pilot lisansını etkilemeyecek bir kişisel olay, Türkiye’de pilotun bütün mesleki hayatını sona erdirebiliyor. Bu farklılık, SHGM düzenlemesindeki ölçüsüzlüğü açıkça ortaya koyuyor.
AVRUPA UÇUŞ EMNİYETİNE BAKIYOR
Avrupa’daki yaklaşım ile Türkiye’deki düzenleme arasındaki fark burada ortaya çıkıyor. Avrupa, pilotun uçuş emniyeti ve mesleki yeterliliği üzerinde dururken Türkiye, uçuşla ilgisi olmayan bir mahkûmiyeti de lisans iptaline bağlayabilecek bir kapı bırakıyor. Pilotun yaptığı eylem elbette cezasız kalmamalıdır. Ancak her ceza mahkûmiyeti, kişinin uçak kullanma yeterliliğini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
İNGİLTERE’DE OTOMATİK İPTAL YOK
İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi, ceza mahkûmiyetlerini pilotun karakter uygunluğu ve güvenilirliği bakımından değerlendirebiliyor. Ancak İngiliz CAA’nın kendi politikasında, alınabilecek kararların hiçbir işlem yapmamaktan lisansın iptaline kadar uzandığı açıkça belirtiliyor. Her dosya kendi şartları içinde ele alınıyor; suçun niteliği, havacılıkla ilişkisi, kamu güvenliğine etkisi, kişinin geçmişi ve yaptırımın ölçülü olup olmadığı inceleniyor. Yani mahkûmiyet var diye lisans otomatik olarak iptal edilmiyor.
İngiltere’de havacılıkla ilgili suçlar ile sahtecilik ve dürüstlüğe karşı suçlar daha ağır değerlendiriliyor. Uçuşla ilgisi bulunmayan suçlar da incelenebilir; fakat sonuç önceden belirlenmiş değildir. Otorite gerekçeli bir değerlendirme yapmak ve uygulanacak yaptırımın neden ölçülü olduğunu açıklamak zorundadır. Türkiye’deki “bir yıl ceza aldıysa lisansı iptal edilir” anlayışı ise bu değerlendirme alanını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
MYANMAR’DA BİLE BİR YILLIK CEZA ÖLÇÜSÜ YOK
Gelişmiş ülkeleri bir kenara bırakalım ve askerî yönetim altında bulunan Myanmar’a bakalım. Myanmar’ın uçuş ekibi lisanslandırma düzenlemesinde lisans iptali; pilotun uçuş yeteneğini kaybetmesi, sağlık standartlarını karşılamaması, lisans alırken gerçeğe aykırı beyanda bulunması, mesleki suistimal, pervasızlık veya ağır dikkatsizlik gibi gerekçelere bağlanıyor. Mahkeme tarafından doğrudan uçak kullanmaktan menedilen kişinin lisansını teslim etmesi de ayrıca düzenlenmiş durumda. Ancak uçuşla ilgisi bulunmayan herhangi bir kasıtlı suçtan bir yıl ceza alınmasını kendiliğinden ve kalıcı lisans iptaline bağlayan genel bir hüküm burada da yok.
BU MADDEYİ NASIL GÖZDEN KAÇIRDIK?
Bu noktada yalnızca SHGM’yi değil, kendimizi de sorgulamamız gerekiyor. Bir pilotun bütün meslek hayatını sona erdirebilecek böylesine ağır bir hükmü biz gazeteciler, pilot dernekleri, sendikalar, hukukçular ve sektör temsilcileri bugüne kadar nasıl gözden kaçırdık? Pilotların çalışma şartlarını, maaşlarını, yorgunluklarını ve mesleki sorunlarını yıllardır tartışırken, lisanslarını bir kalemde ellerinden alabilecek bu düzenlemenin üzerinde neden yeterince durmadık? SHGM bu maddeyi yoruma açık biçimde yürürlükte tuttuysa, sektörün bütün tarafları gibi biz de gerekli sorgulamayı zamanında yapmayarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiremedik.
Bugün ülkemizde terör suçlarından hüküm giyenlerin affedilmesi veya tahliye edilmesi dahi siyasi ve hukuki zeminde tartışılabiliyor. Buna karşılık uçuşla ilgisi bulunmayan kişisel bir olay nedeniyle ceza alan pilotun lisansını elinden almak, kabul edilebilir bir hukuk anlayışı olamaz. Devlet ağır suçlarla sıradan adli vakaları birbirinden ayırmak zorundadır. Pilotları cezalandırmanın yolu, ceza mahkemesinin kararına otomatik ve süresiz bir meslek yasağı eklemek değildir.
Bu düzenleme 2 Haziran 2017 tarihinde, Bahri Kesici’nin SHGM Genel Müdür Vekilliği döneminde yürürlüğe girdi. Bilal Ekşi o tarihten önce SHGM’den ayrılarak Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğüne geçmiş, Kemal Yüksek ise henüz SHGM’nin başında değildi. Dolayısıyla düzenlemenin hazırlanması ve yürürlüğe konulması Bahri Kesici döneminin idari sorumluluğundadır. Ancak bugün bu yanlışlığı giderecek makamda Kemal Yüksek oturuyor.
SAYIN KEMAL YÜKSEK, BU DÜZENLEMEYİ DEĞİŞTİRİN
Sayın Kemal Yüksek, bu maddeyi değiştirmek ve yoruma açık olmaktan çıkarmak artık size düşüyor. İptal kapsamına girecek suçlar açıkça ve sınırlı biçimde sayılmalı; diğer olaylarda suçun uçuş emniyetiyle, mesleki güvenilirlikle ve pilotluk göreviyle doğrudan bağlantısı aranmalıdır. Otomatik iptal yerine bağımsız bir değerlendirme kurulu, gerekçeli karar, ölçülülük ilkesi ve etkili itiraz yolu getirilmelidir. Bir yıllık ceza ölçüsü tek başına bir insanın bütün mesleki hayatını bitirmemelidir.
Pilot lisansı idarenin keyfi değerlendirmesine bırakılamayacak kadar değerlidir. Devlet ağır suçları elbette ayırmalı ve havacılık emniyetini tavizsiz korumalıdır. Ancak pilotu uçuşla ilgisi bulunmayan bir olay nedeniyle ikinci kez ve ömür boyu cezalandırmak hukuk değildir. Sayın Kemal Yüksek, bu maddeyi açık, ölçülü ve adil hale getirmek artık sizin sorumluluğunuzdur.
Yorumlar