17 Ağustos 2026, Pazartesi
Ali KIDIK
Ali KIDIK [email protected]

TSS ÇALIŞANLARI SENDİKA ARARKEN…

TSS çalışanlarının uzun süredir devam eden sendikalaşma arayışı, HAVASEN açısından beklenen sonucu vermedi. Daha doğrusu, çalışanların örgütlenme isteği değil, HAVASEN’in uyguladığı örgütlenme modeli başarısız oldu.

Çünkü kuru kuru masa başında sendikacılık olmaz; birkaç sosyal medya paylaşımıyla hiç olmaz. Sendikacılık sahada olmayı, çalışanla yüz yüze gelmeyi, ona güven vermeyi ve en zor gününde yanında durmayı gerektirir.

Sosyal medyada video yayımlayıp “Şu kadar üyeye ulaştık, geliyoruz” demekle örgütlenme sağlanamaz. Hele bütün sorumluluğu çalışanların üzerine bırakıp, bütün fedakarlığı onlardan bekleyerek toplu iş sözleşmesi yetkisi hiç alınamaz. Sendika yöneticisi, çalışanı mücadeleye çağırmadan önce kendisi mücadele alanına çıkmalıdır.

TSS çalışanlarının önündeki tek mesele, bir sendikaya üye olup olmama kararı değildi. İşveren baskısı, işini kaybetme korkusu ve her geçen gün ağırlaşan geçim sıkıntısı da bu kararın üzerindeydi. Üstelik sendikal faaliyetlerde bulunan bazı çalışanların iş akitlerinin feshedilmesi, geride kalanların korkusunu daha da büyüttü. Evine ekmek götürmek zorunda olan bir çalışandan, kendisini koruyacak güçlü bir yapı görmeden bütün riskleri göze almasını bekleyemezsiniz.

İşte sendikanın asıl sorumluluğu böyle günlerde başlar.

Ancak HAVASEN Genel Başkanı Seçim Seçkin Koçak, birkaç video yayımlayarak gerekli üye sayısına ulaşabileceğini ve toplu iş sözleşmesi yapma yetkisini kazanabileceğini düşündü. Sendika yönetimi sahaya inmek, çalışanlarla birebir temas kurmak ve işten çıkarılma tehdidine karşı güçlü bir hukuki mücadele yürütmek yerine çalışanlardan fedakarlık istedi. “Şu kadar sayıya ulaştık, böyle geliyoruz” şeklindeki söylemler de bir süre sonra çalışanlar arasında inandırıcılığını kaybetti. Açıklanan rakamlar sonuca dönüşmeyince umut yerini güvensizliğe bıraktı.

Burada açıkça söylemek gerekir ki TSS çalışanları HAVASEN’i yarı yolda bırakmadı. HAVASEN, TSS çalışanlarına ihtiyaç duydukları güveni veremedi.

Seçim Seçkin Koçak’ın, THY’nin EYT kapsamındaki çalışanlarla ilgili kararının ardından yayımladığı videoda kullandığı ifadeler de büyük bir kırılmaya neden oldu. Çalışanlara “İşiniz düşünce bizi arıyorsunuz” anlamına gelen sözlerle serzenişte bulunmak, sendikacılığın ruhuna aykırıdır. Çalışan, işi düştüğünde elbette sendikayı arayacaktır. Hangi sendika olduğunun önemi de yok. Zaten sendika, çalışanların iyi gününde fotoğraf vermek için değil, başları sıkıştığında yanlarında olmak için vardır.

Bir sendika başkanı üye olsun/olmasın  sitem edemez. Onlara hesap soran, onları küçümseyen veya suçlayan bir dil kullanamaz. Önce kendi yönetim anlayışını, sahadaki varlığını ve çalışanlara neden güven veremediğini sorgulamalıdır. Çünkü başarısızlığın bütün sorumluluğunu korku içindeki çalışanların üzerine yıkmak en kolay yoldur.

Seçim Seçkin Koçak konusunda benim düşüncem de son derece açıktır. Bana göre Koçak, sendikacılığı çalışanların hak mücadelesinden çok siyasi kariyeri için bir basamak olarak görüyor. Geçmişte İYİ Parti ve CHP’de milletvekilliği için şansını denemesi, “Sekiz bin üyem var” söylemiyle sendikanın üye sayısını siyasi bir referansa dönüştürmesi de bu düşüncemi güçlendiriyor. Sendika üyeleri, bir genel başkanın siyasi özgeçmişini güçlendirecek rakamlardan ibaret değildir. Keza hiçbir zaman bu sayıya ulaşamadı bile HAVASEN.

Elbette sendika yöneticileri de siyaset yapabilir, milletvekili olmak isteyebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak sendikacılığı siyasete açılan kapının anahtarı haline getirirseniz, çalışanların hak mücadelesini kişisel hedeflerinizin gölgesinde bırakırsınız. Bugün HAVASEN’in TSS’de yaşadığı başarısızlık değerlendirilirken bu anlayışın da sorgulanması gerekir.

Şimdi TSS çalışanları yeni bir arayış içerisinde. Bu kez DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası üzerinden örgütlenmeye çalışıyorlar. Çalışanların sendikalaşma çabasını sonuna kadar destekliyorum. İşveren karşısında tek başına bırakılan her çalışanın örgütlenmesi, hakkını araması ve toplu iş sözleşmesi güvencesine kavuşması gerekir.

Ancak seçilen adresin doğru olup olmadığı konusunda ciddi tereddütlerim var.

Nakliyat-İş’in taşımacılık işkolunda örgütlenme deneyimi ve FedEx Express Turkey’de toplu iş sözleşmesi bulunuyor. Fakat TSS gibi havacılık operasyonunun doğrudan içinde bulunan büyük bir yapıda örgütlenmek, yalnızca genel sendikacılık tecrübesiyle yürütülemez. Havacılığın vardiya düzenini, operasyonel yapısını, güvenlik kurallarını, çalışma koşullarını ve THY iştiraklerindeki yönetim anlayışını ayrıntılarıyla bilmek gerekir.

TSS çalışanları bir kez daha yalnızca üye sayısını artıracak bir araç olarak görülmemelidir. Nakliyat-İş, bu alanda gerçekten örgütlenmek istiyorsa önce TSS çalışanlarının karşısına somut bir yol haritasıyla çıkmalıdır. İşten çıkarılanlara hangi hukuki desteği sağlayacağını, işveren baskısına karşı nasıl mücadele edeceğini ve yetki alınması halinde hangi talepleri masaya taşıyacağını açıkça anlatmalıdır.

Çünkü TSS çalışanlarının artık yeni sloganlara, sosyal medya videolarına ve havada kalan üye sayısı açıklamalarına tahammülü yok. Onların ihtiyacı, işten çıkarılma tehdidinin karşısında durabilecek, sahada bulunacak, hukuk desteği sağlayacak ve havacılık sektörünü gerçekten bilen güçlü bir sendikadır.

Bir sendikanın başarısı, genel başkanının ya da bir şube başkanının çektiği video sayısıyla ölçülmez. Baskı altındaki çalışanının yanında ne kadar sağlam durduğuyla ölçülür.

HAVASEN, TSS’de bu sınavı geçemedi.

Şimdi önemli olan, TSS çalışanlarının aynı hayal kırıklığını başka bir sendikanın çatısı altında yeniden yaşamamasıdır.

TSS ÇALIŞANLARI SENDİKA ARARKEN…

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000