Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü boyundan büyük işler yapıyor. Faturası olmayan uçağa uçuş izni, Türkiye’ye uçmak isteyen havayolu şirketlerine de “Şu şirketten temsil gözetim hizmeti alacaksın” dayatması yapıyor.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün görevi bellidir: Havacılığı düzenlemek, denetlemek, uçuş emniyetini sağlamak ve sektördeki bütün kuruluşlara eşit mesafede durmak. Ancak son dönemde iki ciddi iddia güven sarsıntısına sebep oluyor ve SHGM’nin denetim anlayışını ve kurumun başındaki ismin yetkilerini nasıl kullandığını sorgulamamızı zorunlu hale getiriyor.
İlk konu VatanJet’in tartışmalı Gulfstream G550 uçağı…
AirportHaber olarak bu uçağın satın alma sürecini, teknik durumunu ve kamuoyunda soru işareti yaratan iddiaları defalarca gündeme getirdik. Bkz. 1 - 2 - 3. Uçağın gerçek satın alma bedelinin ne olduğu, hangi belgelerle Türkiye’ye getirildiği ve ilgili faturanın neden ortaya konulamadığı konusunda açık sorular sorduk.
Ancak bütün ısrarımıza rağmen fatura hala ibraz edilmedi.
Üstelik şirket içindeki kaynaklardan edindiğim bilgi çok daha vahim: Bu satın almaya ilişkin ortada bir faturanın kesinlikle bulunmadığı ifade ediliyor. Kaynağıma kesinlikle güveniyorum. Ancak ortaya atılan iddia bu kadar ağırsa açıklama yapma sorumluluğu da artık VatanJet yönetimiyle birlikte SHGM’ye aittir.
Burada şu ayrımı da doğru yapmak gerekir: Bir satın alma faturasının kamuoyuna veya AirportHaber’e verilmemesi, tek başına belgenin SHGM’ye sunulmadığını kanıtlamaz. Fakat şirket kaynakları faturanın hiç bulunmadığını söylüyorsa SHGM’nin sessiz kalma lüksü yoktur.
O halde soruyoruz: SHGM, bu G550’ye hangi belgeleri inceleyerek uçuş izni verdi? Uçağın mülkiyet, satın alma, tescil, ithalat ve uçuşa elverişlilik süreçlerinde hangi evraklar kuruma sunuldu? Fatura gerçekten yoksa işlem hangi belgeye ve hangi hukuki dayanağa göre tamamlandı? Evraklar eksikse bu eksiklik kim tarafından ve hangi yetkiyle görmezden gelindi?
SHGM’nin görevi şirketlerin eksiklerini örtmek değil, mevzuatın eksiksiz uygulanmasını sağlamaktır. Vatandaştan, küçük işletmeden veya sıradan bir havacılık kuruluşundan sayfalarca evrak isteyen bir kamu kurumu, söz konusu kamu bağlantılı bir şirket olduğunda aynı titizliği göstermiyorsa burada açık bir çifte standart tartışması doğar.
YABANCI HAVAYOLUNA ŞİRKET ADI VERMEK SHGM’NİN GÖREVİ Mİ?
İkinci iddia ise en az VatanJet dosyası kadar ciddi.
Edindiğimiz bilgilere göre SHGM Genel Müdürü, Türkiye’ye uçmak isteyen bazı yabancı havayolu şirketlerine hangi firmadan temsil, gözetim ve yönetim hizmeti almaları gerektiğini söylüyor. Üstelik seçenekleri ve yetkili kuruluşları bildirmekle yetinmeyip doğrudan belirli bir firmanın adını veriyor.
Söz konusu firmanın hangisi olduğunu biliyoruz. Ancak şimdilik ismini yazmıyoruz.
Buradan açıkça soruyorum: SHGM Genel Müdürü’nün görevi yabancı havayolu şirketlerine özel bir ticari şirketi işaret etmek midir? Kamu otoritesinin başındaki bir yönetici hangi yetkiyle “Bu firmayla çalışacaksınız” anlamına gelecek bir yönlendirme yapmaktadır? Bu bir tavsiye midir, zorunluluk mudur, yoksa izin sürecinin görünmeyen şartı mıdır?
Eğer yabancı havayoluna belirli bir şirket fiilen dayatılıyorsa bunun adı düzenleme veya denetleme değildir. Bu, kamu gücü kullanılarak özel bir şirkete ticari avantaj sağlandığı şüphesini doğurur. Böyle bir müdahale serbest rekabeti bozar, diğer yetkili şirketleri dışlar ve SHGM’nin tarafsızlığına gölge düşürür.
Daha vahim soruyu da sormak zorundayız: SHGM Genel Müdürü ile adı verilen temsil-gözetim firması arasında nasıl bir ilişki vardır? Neden sürekli aynı şirket işaret edilmektedir? Bu firma diğerlerinden hangi ölçülebilir ve resmî kriterle üstün görülmektedir? Bir ortaklık, menfaat ilişkisi veya özel bağlantı mı vardır?
Bunları iddia olarak kesinleştirmiyoruz; kamu adına soruyoruz. Bu kuşkuları ortadan kaldıracak olan da sessizlik değil, belgeleriyle yapılacak açıklamadır.
SHGM Genel Müdürü, hangi yabancı havayoluna, ne zaman ve hangi gerekçeyle bu şirketin adını verdiğini açıklamalıdır. Türkiye’ye uçuş izni ile temsil-gözetim hizmeti arasında kurulan ilişkinin mevzuattaki dayanağını kamuoyuna göstermelidir. Ayrıca aynı alanda faaliyet gösteren diğer şirketlere neden eşit mesafede durulmadığı sorusuna da cevap vermelidir.
Bir tarafta faturası bulunmadığı ileri sürülen G550’ye verilen uçuş izni, diğer tarafta yabancı havayollarının belirli bir ticari şirkete yönlendirildiği iddiası…
Her iki dosyanın ortak noktasında da SHGM ve kurumun Genel Müdürü bulunuyor. Bu nedenle artık genel ifadelerle geçiştirilecek bir mesele yoktur. Açıklanması gereken belgeler, cevaplanması gereken sorular ve kamuoyunun öğrenmesi gereken ilişkiler vardır.
SHGM bir şirketin pazarlama departmanı değildir. Genel Müdürlük makamı da hiçbir özel kuruluşa müşteri kazandırma makamı değildir. O koltuğun görevi kişilere veya şirketlere yol açmak değil, Türk sivil havacılığında kuralları herkese eşit uygulamaktır.
Şimdi SHGM Genel Müdürü çıkıp açıklamalıdır: VatanJet’in G550’sine hangi belgelerle izin verdiniz ve yabancı havayollarına belirli bir temsil-gözetim firmasını neden dayatıyorsunuz?
Bu iki soruya belgeleriyle cevap verilmediği sürece, ortaya çıkan şaibe büyümeye devam edecektir.
Yorumlar