21 Eylül 2026, Pazartesi
Ali KIDIK
Ali KIDIK [email protected]

THY’NİN BÜTÜN DERDİ BİTTİ, SIRA SAKALA GELDİ!

Sakallı Murat Şeker’e sakal bırakarak yalakalık yapan Mehmet Kadaifçiler, gerçekten çok örnek ve başarılısınız! Sayenizde Uçuş İşletme harikalar yaratıyor, pilotlar da keyif içinde uçuyor. Bir tek pilotların bundan haberi yok!

Türk Hava Yolları yönetimi, pilotların sakal bırakmasına izin veren yeni bir düzenlemeye imza attı. Buna göre pilotlar, belirlenen bakım ve görünüm şartlarına uymak kaydıyla 15 milimetreye kadar sakal bırakabilecek. Şirketin Uçuş İşletmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Kadaifçiler de uygulamanın ardından sakal bırakan ilk yöneticilerden biri oldu. Anlaşılan THY’nin uçuş işletmesindeki bütün sorunlar çözüldü, sıra pilotların sakalına geldi!

Yanlış anlaşılmasın; hiç kimsenin sakalıyla, bıyığıyla ya da özel hayatındaki tercihiyle bir sorunumuz yok. Ancak söz konusu yer sıradan bir iş yeri değil, kokpit; tartışılan kişiler de yüzlerce yolcunun canını emanet ettiği pilotlar. Dolayısıyla alınan her kararın modaya, kişisel tercihe veya yöneticilerin görüntüsüne göre değil, uçuş emniyeti bakımından değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle cevaplanması gereken soru, bu değişikliğin hangi bilimsel ve teknik rapora dayanılarak yapıldığıdır.

SAKALLAR CETVELLE Mİ ÖLÇÜLECEK?

Belirlenen sınırın 15 milimetre olduğu ifade ediliyor. Peki, 15 milimetrelik sakal ile 16 milimetrelik sakal arasındaki emniyet farkı nedir? Uçuş öncesinde pilotların sakalları cetvelle mi ölçülecek; bu denetimi kaptan pilot mu, ekip planlama mı, yoksa kabin amiri mi yapacak? Sakal yüzün bir bölümünde 15, başka bir bölümünde 17 milimetre çıkarsa pilot uçuşa kabul edilmeyecek mi?

Bir düzenleme yapılıyorsa onun uygulanabilir, denetlenebilir ve teknik olarak açıklanabilir olması gerekir. “Bakımlı olacak, 15 milimetreyi geçmeyecek” demek kolaydır; ancak bu sınırın neden 10 veya 20 değil de tam olarak 15 milimetre olduğunun izah edilmesi gerekir. Üstelik sakalın uzunluğu kadar yoğunluğu, yüz yapısı ve maskenin temas ettiği bölge de önemlidir. Havacılık, keyfî ölçülerle değil; risk analizi, test ve kanıtlarla yönetilir.

FAA’NIN UYARISI HÂLÂ YÜRÜRLÜKTE

Amerikan Federal Havacılık İdaresinin 27 Ocak 1987 tarihli AC 120-43 sayılı danışma genelgesi, sakalın oksijen maskelerinin etkinliği üzerindeki etkisini ele alıyor ve bugün FAA’nın internet sitesinde hâlâ “aktif” olarak yer alıyor. Belgede, yüz kıllarının maske ile cilt arasındaki sızdırmazlığı bozabileceğine ve oksijen maskesinin performansını olumsuz etkileyebileceğine ilişkin bulgular bulunuyor. Ancak FAA’nın pilotlara doğrudan ve genel bir “sakal yasağı” koymadığını, uygulamayı büyük ölçüde havayollarının emniyet politikalarına bıraktığını da doğru şekilde belirtmek gerekiyor.

Bu konuda bilimsel tartışmanın tamamen sona erdiği de söylenemez. Daha yeni bazı araştırmalarda kısa ve bakımlı sakalın modern maskelerin performansını bozduğuna dair yeterli kanıt bulunamadığı ileri sürülürken, başka teknik değerlendirmeler yüz kıllarının maske sızdırmazlığı açısından risk oluşturabileceği görüşünü sürdürüyor. İşte tam da bu nedenle THY yönetiminin yapması gereken, sakalı bir özgürlük veya imaj meselesi olarak sunmak değil; kullandığı her uçak tipindeki hızlı takılabilir kokpit oksijen maskeleriyle yapılmış testlerin sonuçlarını kamuoyuna açıklamaktır. “Biz karar verdik, 15 milimetre uygundur” demek uçuş emniyeti bakımından yeterli değildir.

ÖNCELİK GERÇEKTEN BU MUYDU?

THY pilotlarının çalışma şartları, yoğun programları, yorgunluk riski, ekip planlaması, işten çıkarmalar ve yönetim anlayışı yıllardır tartışılıyor. Kokpit çalışanlarının çözüm bekleyen bu kadar ciddi meselesi varken, Uçuş İşletmenin önceliğinin sakal düzenlemesi olması ister istemez dikkat çekiyor. Mehmet Kadaifçiler’in de yeni uygulamayla birlikte sakal bırakması, kararın operasyonel bir ihtiyaçtan mı yoksa yönetsel bir tercihten mi doğduğu sorusunu beraberinde getiriyor. Bir yönetici önce düzenlemeyi yapıp ardından bu düzenlemenin ilk kullanıcılarından biri olursa, ben buna riyakarlık, yalakalık, ukalalık ve bir yerlere şirin görünme görselliği derim.

Normal şartlarda ben insanların iş harici özel hayatlarına yönelik bir eleştiri yapmam. Ama namaz kılıyor görüneceksin Ataköy Marina’dan çıkmayacaksın, kadeh kaldırırken iyi düşüneceksin.

Elbette bir pilotun mesleki yeterliliğini sakalı belirlemez. Fakat kokpitte kurallar estetik kaygılarla değil, en kötü senaryo dikkate alınarak hazırlanır. Ani basınç kaybında pilotun saniyeler içinde oksijen maskesini takması gerektiğinde önemli olan sakalın yakışıp yakışmadığı değil, maskenin eksiksiz çalışıp çalışmadığıdır. THY yönetimi bu konuda kapsamlı test yaptıysa sonuçlarını açıklamalı; yapmadıysa pilotların ve yolcuların emniyetini ilgilendiren böyle bir kararı hangi gerekçeyle aldığını anlatmalıdır.

Türk Hava Yolları’nın asıl ihtiyacı, yöneticilerinin sakallı ya da sakalsız görünmesi değildir. İhtiyaç; yorgunlukla mücadele eden, liyakate güvenen, baskı hissetmeden çalışan ve uçuş emniyetini her türlü görüntü kaygısının üzerinde tutan bir kokpit yapısıdır. Şirketin bütün meseleleri çözülmüş gibi 15 milimetrelik sakalla “yenilik” görüntüsü vermek, sorunların üzerini örtemez.

Daha önce de Ahmet Bolat döneminde, kokpitte namaz kılınmasına imknn tanıyan düzenlemenin nasıl bir gösteriye dönüştürüldüğünü izlemiştik. Şimdi Allah aşkına soruyorum; kaç pilot kokpitte namaz kılıyor? Artık bu şekilci adımları ve görüntü vermeye dönük düzenlemeleri bir kenara bırakın. Enerjinizi sakala, görüntüye ve gösteriye değil; daha emniyetli uçuş için akıl üretmeye harcayın.

THY’nin sakal boyunu değil, uçuş işletmesindeki sorunların boyunu ölçmesinin zamanı çoktan geldi.

THY’NİN BÜTÜN DERDİ BİTTİ, SIRA SAKALA GELDİ!

Yorumlar

maske ~ 57 dk. önce
maskeler sakal ile engellenseydi safety demolarda da sakala işaret verilirdi. çok yanlış yerden yaklaşım yapmışsınız.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Havacı ~ 58 dk. önce
Sen de bununla uğraşarak çok farklı bir vizyon çizmemiş oluyorsun. Kim ne yaparsa yapsın

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tgs şut ~ 1 saat önce
Ya bu cemaatci yalakalara bhkm de müdürlük açıldı 10 sene önce . Kimse birsey yapamıyor bunlara . Keşke biri bunları da dillendirebilse . Emek hırsızları 10 senedir emekçi insanları sömürüyor . Onlara biat etmeyenlere mobing yapılıyor . Yöneticilere bakın adamlar nerelerden nerelere uçmuşlar yonetiic olmuşlar . Ama onlardan olmayan memurlar ancak sorumlu olabilmiş . Namazlar sakallar iyi göz boyuyorlar . Tgs ahhh ahh . Dünyada işiniz iş

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000