

Hayatımızdaki her şeyin pürüzsüz gitmesini, rüzgârın hep arkamızdan esmesini ve denizlerin daima sakin kalmasını dileriz. Konforlu, güvenli ve risksiz bir yaşam, insan zihninin en ilkel sığınağıdır. Oysa her fırtınadan kaçtığımızda, kendi potansiyelimizden de kaçtığımızı fark etmeyiz. Gerçek şu ki; bizi biz yapan şey aldığımız sakin alkışlar değil, dalgalarla nasıl mücadele ettiğimizdir. Çünkü sakin denizler, asla güçlü kaptanlar yetiştirmez.
İnsan psikolojisi, sanılanın aksine sadece kırılgan bir yapıdan ibaret değildir. Çağımızın önemli düşünürlerinden. Bazı şeyler stres, sarsıntı ve gürültü karşısında bozulmaz; aksine daha da güçlenir. İnsan ruhu da böyledir. Hayatın küçük ve orta ölçekli fırtınalarıyla hiç karşılaşmamış, sürekli steril bir fanusta yaşamış bir zihin, ilk büyük krizde paramparça olur. Zorluklar, psikolojik bağışıklık sistemimizin aşılarıdır. Bizi sarsarlar ama bir sonraki dalgaya karşı daha sarsılmaz kılarlar.
Bu durum sadece felsefi bir temenni değil, biyolojik bir gerçektir. Nörobilim, beynimizin ancak zorlandığı, hata yaptığı ve çıkmaza girdiği anlarda gelişim gösterdiğini kanıtlıyor. Rutin ve kolay işler yaparken beyin "otomatik pilotta" çalışır; yeni hiçbir şey öğrenmez. Ne zaman ki bir engelle karşılaşırız, beyin yoğun bir şekilde çalışarak etrafındaki koruyucu tabakayı kalınlaştırır vebeyin ve vücut arasında elektrik ve kimyasal sinyaller taşıyan birbirine bağlı sinir hücrelerinin (nöronların) oluşturduğu iletişim hattını faaliyete geçirir.Bu yollar duyuları algılamamızı, hareket etmemizi, düşünmemizi ve yeni beceriler öğrenmemizi sağlar. (Khan Academy) Yani aslında acı çekerken, hata yaparken ve bir problemi çözmek için kıvranırken biyolojik olarak büyüyoruzdur. Engel, bizi geliştiren yakıtın ta kendisidir.
Yüzyıllar önce yaşamış imparator Marcus Aurelius, "Eylemin önündeki engel, eylemi ileri götürür. Yoldaki tıkanıklık, yolun kendisi olur" derken tam olarak bu dönüşümü kastediyordu. Karşımıza çıkan duvarlar, yolculuğun birer kesintisi değildir; o duvarları aşarken kazandığımız tecrübe bizi varmak istediğimiz hedefe layık insanlara dönüştürür. Tıpkı kozasından çıkarken zorlanmak zorunda olan bir kelebek gibi... Eğer birisi kelebeğe acıyıp kozayı dışarıdan keserse, kelebeğin kanatlarına sıvı pompalanamaz ve o kelebek asla uçamaz. Bizi uçuran, kozanın darlığı ve bizim o darlıkla yaptığımız savaştır
Sonuç olarak, limanda bekleyen gemiler güvendedir ama gemiler limanda beklemek için yapılmamıştır. Hayat, bizi dalgalarla sınadığında cezalandırmaz; aksine içimizdeki usta denizciyi uyandırmaya çalışır. Bu yüzden önümüze çıkan ilk fırtınada isyan etmek yerine, dümene daha sıkı sarılmalıyız. Unutmamak gerekir ki; tarihe adını yazdıranlar, sakin sularda güneşlenenler değil, azgın dalgaların arasından gemisini sağ salim kıyıya ulaştıran o güçlü kaptanlardır.
Sakin denizden becerikli kaptan çıkmaz" sözü, kriz yönetimi, liderlik ve dayanıklılık kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir. İş dünyasında sürekli stabil ve risksiz bir ortamda çalışmak, çalışanların ve yöneticilerin kriz anlarında refleks geliştirmesini engeller.
Pilotluğu yalnızca uçağı güvenle bir noktadan diğerine götürmek olarak görmek, bu mesleğin gerçek anlamını eksik bırakır. Çünkü pilotun gerçek sınavı, her şeyin yolunda gittiği sakin uçuşlarda değil; havanın bozduğu, türbülansın arttığı, görüşün azaldığı, beklenmeyen bir durumun ortaya çıktığı anlardadır. İşte o dakikalarda pilotun bilgisi kadar tecrübesi, soğukkanlılığı, muhakeme gücü ve karar verme yeteneği devreye girer.

Sakin havada herkes iyi bir kaptan olabilir; fakat fırtınada gemiyi limana ulaştıran kaptan, denizi gerçekten tanıyan kaptandır. Pilotlukta da durum farklı değildir. Bir pilotun gerçek kalitesi, uçuşun ne kadar rahat geçtiğiyle değil, şartlar zorlaştığında uçağı, ekibini ve yolcularını ne kadar doğru yönetebildiğiyle anlaşılır. İyi pilot, kendisini gökyüzünün sakin olduğu günlerde değil, tabiatın kendisini sınadığı günlerde gösterir.”
Bir de havayolu yöneticisini kritik edelim.havayolu yöneticisi için kriz yönetimi; yolcu güvenliği, operasyonel devamlılık ve marka itibarını korumak için hayati önem taşır. Sektördeki krizler; doğal afetler, salgınlar, uçuş iptalleri veya güvenlik ihlallerinden kaynaklanabilir. Liderler, krize karşı proaktif planlar yapmak şart.
Okurların çoğunun konusu olan havayolu kriz yönetiminde yöneticilerin izlemesi gereken temel adımlar ve kuralları mutlak biliyorsunuzdur.
İlk 24 Saat Kuralı,Yolcu Odaklılık,Proaktif Hazırlık (Senaryolar) ve Paydaş İletişimi.
Evet, kriz dönemleri için lider yetiştirmek, potansiyel yöneticileri belirsizliklerle başa çıkma, hızlı karar alma ve şeffaf iletişim kurma konularında eğitmekten geçer. Doğru kriz liderleri, sorunları önceden sezerek zararı en aza indirir ve kurumları sürdürülebilir bir şekilde geleceğe taşır.
Evet gerek denizdeki kaptanlar gerekse havayolu pilotları aslında birer kriz yöneticisi hatta liderleridir.Bilmem aynı görüşte misiniz?
Yorumlar