

Yıllardır AirportHaber'de kaleme aldığım yazıları ilgiyle takip eden okurlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum.
Bazı yazılarımın gördüğü ilgi beni memnun ediyor. Ancak uzun zamandır dikkatimi çeken bir hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Görüyorum ki çalışanların maaşları, özlük hakları, maddi sıkıntıları veya yöneticilerle ilgili özellikle olumsuz gelişmeleri konu alan yazılar, diğer yazılara göre çok daha fazla okunuyor. Bunu yadırgamıyorum. Çünkü bunlar hepimizin hayatını doğrudan etkileyen konular.
Son yazıma Genelleme başlığı ile “Ortaya karışık, zaman ve mekân olmadan yazılmış bir yazı. Her yerde geçerli olabilecek türden. Buradaki kişi ve olaylarla ilişkilendirmediğinden de değersiz” metnini havi bir yorum aldım.
Yorum sahibini “Yazılarımda işlenen konuların kişilerle ile ilişkilendirilmesini sizin üstün kabiliyetinize bırakıyorum.” şeklinde cevapladım.
Evet, bir yazıda, genel konu hiç kimse ile ilişkilendirilmeden de işlenebilir ve anlatılabilir. Yazıdaki anlatımıiş yerlerinde bire bir veya kısmen yaşayan okurlar konuyu kiminle ilişkilendirebileceklerini bilir.
Belki benzeri husus, birkaç şirkette varittir. Kim bilir?
Kaldı ki konunun (X) şirketin bir yöneticisi veya yöneticileri ile ilişkilendirilerek anlatılması halinde muhtemel hukuki bir işlemde bu yorumu kaleme alan sn. okur nerede yer alacak? VPN’ ninin arkasında tabii.
Mesleğimizi geliştirecek fikirler, kurum kültürü, yönetim anlayışı, verimlilik, liderlik, ekip ruhu, iletişim ve geleceğe yönelik öneriler de en az bunlar kadar önemlidir. Ne var ki bu tür yazılar çoğu zaman aynı ilgiyi göremiyor.
Beni asıl düşündüren ise bir başka konu.
Yazıların altına yapılan yorumların önemli bir bölümü ne yazık ki yazının ana fikriyle ilgisiz oluyor. Bazen yalnızca öfke dile getiriliyor, bazen kişilere yönelen ifadeler öne çıkıyor.
Oysa bir yazıya yapılabilecek en değerli katkı; o yazıyı geliştiren, eksiklerini tamamlayan veya farklı bir bakış açısı kazandıran yorumdur.

Elbette herkes benimle aynı fikirde olmak zorunda değildir.
Farklı düşünceler, sağlıklı tartışmanın temelidir. Ancak eleştirilerimizin bilgiye dayanması, konuyla ilgili olması ve karşılıklı saygı sınırları içinde kalması, hepimize kazandıracaktır.
Şunu özellikle ifade etmek isterim:
Bu satırları kimseyi eleştirmek veya ders vermek amacıyla yazılmıyor.Ben de yıllarını bu camiaya vermiş, aynı kurumlarda çalışmış, aynı sevinçleri ve sıkıntıları yaşamış bir meslektaşınızım.
Dileğim; yazılarımızın yalnızca tepki uyandıran başlıklarda değil, mesleğimize katkı sağlayacak düşüncelerde de buluşabilmesidir.
Çünkü güçlü bir sivil havacılık sektörü; sadece başarılı yöneticilerle değil, düşünen, sorgulayan, okuyan ve yapıcı fikir üreten çalışanlarla da yükselir.
Gelin, birbirimizi yalnızca eleştiren değil; birbirinden öğrenen bir camia olalım.
Okuyalım...Düşünelim...Ve de en önemlisi katkı sunalım...
Ve yorumlarımızla sadece yazıları değil, mesleğimizin geleceğini de zenginleştirelim.

Evet Havayolumuzun bu ödülü kazandığı 11 Haziran 2026 tarihinde, Airporthaber’ de yayımlanmıştı. Şirketin eski bir mensubu olarak gurur duymuştuk.
Bu konuyu üzülerek yazımın bir öndeki başlıkta yer alan anlatım ile ilişkilendirme gereği duydum. Neden mi? Cahil bir THY çalışanının yaptığı çirkin bir yorum yüzünden. Traş rumuzlu yorumunda ne demiş ne demiş bir okur. “ANCA BÖYLE TRAŞ İŞLERDE ÖDÜL ALIRIZ” buyurmuş. Umuma açık bir sayfada çalıştığı şirket ile ilgili yaptığı yorum işte bu. Daha tuhafı ise 7 kişinin bu yorumu beğenmiş olması. Çirkinlik ötesi
Bunun dışında konuyu şirketin kendilerine sunduğu maddi imkanlarla ilişkilendirerek yorum kaleme alan DO-CO mensuplarını da hayretle gördüm.
Şimdi bu satırlarda uzun uzun uçakta yolcuya sunulan ikram; yolcu memnuniyetini artırmak, uçuş stresini azaltmak ve havayolu şirketinin marka imajını güçlendirmek açısından çok önemli olduğunu vb. anlatmak istemiyorum. Senelerin çalışanlarının bunu bilmeleri gerek. Biliyorlardır da. Ama her konuya menfi yaklaşmak bu türlerin yaradılışında var her halde. Bu satırlarda yolcu memnuniyeti ve konforu, marka değeri

Ve rekabeti vb. hususları anlatmamın bu yorumu yapan ve beğenen çalışanlara hiçbir faydasının olmayacağına eminim. Bu kişilerin çalışanların uyması gereken etik kurallarından da haberdar olmadıkları açık. Bu satırları çalışanın / çalışanların şirketten memnuniyetsizlikleri ile ilişkilendirmek mümkün değil.
Zaman zaman bende bazı şirketler ile ilgili olarak birtakım konu ve uygulamaları tenkit eden yazılar tabii ki yazdım. Ancak şirketi karalamak ayrı, yöneticilerin uygulamalarını tenkit etmek çok farklı. Bu ayırımı yapmaktan, yapabilmekten aciz kişilerin şirket kadrosunda unvanları ne olursa olsun yer almaları ise ayrı bir konu.
İletişimi Bozacaktır: Uygulamalara gizli tepki göstermek, yöneticilerle ekip arasındaki iletişimin sağlıklı bir şekilde gelişmesine engel olur.
İnsanların çalıştıkları şirketten memnuniyetsizliğini şirketin bir başarısını yıpratarak dile getirmesi, yapıcı bir yöntem olmadığı için doğru değildir. Bu durum hem iş yeri huzurunu bozar hem de sorunların çözülmesini zorlaştırır.
Bu tür davranışlar:
Takım Ruhuna Zarar Verir: Şirketin başarısı çalışanların ortak bir emeğinin ürünüdür; Bunu karalamak bir takım çalışma arkadaşlarınızın da motivasyonunu düşürecektir.
Güvenilirliği Azaltır: Haklıyken haksız duruma düşülmesine ve kurumdaki karşılıklı güvenilirliğin iyiden iyiye zedelenmesine yol açacaktır.

Yorumlar