

BİR YERDE KÜÇÜK İNSANLARIN BÜYÜK GÖLGELERİ OLUŞUYORSA, ORADA GÜNEŞ BATIYOR DEMEKTİR. (ÇİN ATASÖZÜ)
Hepimiz görmüş, bu veya benzeri insanlara rastlamışızdır yaşam yolculuğunda. Hani yere düşen gölgesi kendisinden ve ruhundan büyük olanlara. Şu anda, her neredeyseniz kendi etrafınızda dönün yavaş yavaş. Bakın dikkatle.
Bu kötü türün bir iki örneği mutlak görüş sahanıza girecektir. Dev gölgeli minnacık bir iki kişiye rastlayacaksınız.
Bu türün karakteristiği mi? Kendini beğenmişlerdir. Herkesten üstün görürler kendilerini. Genelde “biz” kelimesini kullanmazlar.
Kelime dağarcıklarına bu çoğul kelime sığmaz.
Sığdırmak için kelime haznelerini zorlamayı ise hiç düşünmezler.
Varsa yoksa kendileri. Ben yaptım, ben söyle istiyorum,
Ben, ben ve yine ben derken bir anlamda ruhsal dengesizliklerini ortaya koyarlar ellerinde olmadan.
Hırsları mevcut müspet özelliklerini örter ve onları görünmez kılar da farkında bile değillerdir.
GÖLGESİ KENDİSİNDEN ÇOK BÜYÜK OLAN BU TÜR GENELDE GÜNEŞİN BATMAK ÜZERE OLDUĞU YERLERDE GÖRÜNÜRLER.
Bu söz, bir dönemin veya ortamın sonunu temsil eden Çin atasözü kökenli sosyolojik bir benzetmedir. Yönetim, iş veya sosyal hayatta "küçük insanların" (yetkinliği veya değeri olmayan kişilerin) bulundukları konumları kaybetmemek için büyük bir çaba sarf ettiklerini ve çevrelerini manipüle ettiklerini ifade eder.
Evet bu tür insanlar güneşi doğurur, günü sonlandırır, etrafı karartırlar.
Ve kararttıkları gün içerisinde yalnız başkalarının yaşadıklarını düşünürler. Kendilerinin de sonlandırdıkları, bu karanlık gün içerisinde olduklarını ve de ileride bir gün yeni günün güneşini doğuramayacaklarını akıllarına getirmezler.
Bunun sonucunu düşünemezler. Kendileri zaten karanlıktadır. Ama bunu da görmezler, hissetmezler.
Zira hırs gözleri, bir tarafa duygularını da kör etmiştir.
ÖYLE HOROZLAR VARDIR Kİ, ÖTTÜKLERİ İÇİN GÜNEŞİN DOĞDUĞUNU SANIRLAR.

Bu derin ve hicivli söz, kibrin ve kendini merkeze koyma yanılgısının en güzel tanımlarından biridir. Bireysel başarıları, doğal akışın veya başkalarının emeklerinin önüne koyan zihniyetleri hedef alır.
Kendi gücünü abartan veya her şeyin kendi kontrolünde gerçekleştiğini sanan insanları tarif etmek için kullanılır.
Kendi etrafınızda dönüp sağa sola bakarken gölgesi kendinden büyük bir örnek mi gördünüz?
Kendini horoz zannediyordur mutlak.
Bırakın bir kez daha ötsün avazı çıktığı kadar, gırtlağını patlatırcasına.
Günü yeniden karartsın. İleride kendisinin de içerisinde yaşayacağı koyu karanlığı hazırlasın.
Karanlıktan mutlak korkacaklardır yalnız kalınca. Yalnız olduklarını anlayınca.
Yanlarında kim mi duracak ellerinden tutmak için? Kim destek olacak kör yürüyüşlerine?
Herhalde sesleri kuvvetliyken, sesleri kesilmemişken günlerini karartıp kör ve karanlık kuyuya ittiği insanlar değil.
Bunu Yapmadığımız İçin Varlar ve Etrafımızdalar.
Yapacağınız tek şey onları yalnız bırakmak.
Bırakın yalnız, kendi karanlıkları içerisinde yapayalnız tek başına kalsınlar.
Karanlıkta görmenin zorluğunu, karanlıkta yürümenin imkansızlığını dolu dolu yaşasınlar.
Yapayalnız ve tek başına.
DOĞRU BİR GRUPLANDIRMA.
Bir otelin üst yöneticisinin ofisindeydim. Masasının arkasındaki panoda aşağıdaki söz vardı. Bu söz beni etrafımı düşünmeğe götürdü.
İşte beni düşündüren söz.
Dünyada “üç” grup insan var;
Bir şeyleri yapan ve yaratan “küçük” bir seçilmiş grup,
Bir şeylerin yapılmasını izleyen “büyükçe” bir grup,
Ve ne olup bittiğini bilmeden yaşayan “muazzam” bir kalabalık.
Bu söz bana ne düşündürdü dersiniz?
Dünyada işlerin neden iyi gitmediğini tabii ki.
Evet dünyada işler neden iyi değil
Bir şeyler yapmak ve yaratmak isteyen ve bu sözde seçilmiş olarak anılan grup o kadar küçük ki.
Türkiye’mize bakınız. Şunu söyle yapsalar, ben olsam böyle yaparım, şu şöyle olsa daha iyi diyen ne çok insan var değil mi?
Ve bir kez daha bakınız etrafınıza. Ne olup bittiğini anlamayan veya anlamamış görünmekte fayda gören, uydu zihniyetli insanların çokluğuna bakın.
Tabi olmak üzere yaratılmış, fikri olmayan veya fikrini söylemeyen, söylese bile koruyamayan koca bir grup.
Sözdeki ifade ile muazzam bir kalabalık. Ve de doğru maalesef. Etrafınıza bakarsanız yine doğru. Onun için de işler iyi gitmiyor. Onun için dünya da ve biz dede işler iyi gitmiyor.
Yapanlar, izleyenlerin, yapar görünenlerin ve de bir şey yapmayanların toplamının neredeyse onda biri. İşler nasıl iyi gitsin ki?
Yorumlar