22 Haziran 2026, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

İŞ YAŞAMININ HASTALIĞI: YÖNETİCİYİ İDOLLEŞTİRMEK.





Günümüz dünyasında "idol" kavramı çoğu zaman başarılı, örnek alınan ve takdir edilen kişiler için kullanılmaktadır. Ancak iş yaşamında bu kavramın her zaman masum bir hayranlığı ifade ettiğini söylemek mümkün değildir. Bazı durumlarda idol yakıştırması; bilgiye, başarıya veya karaktere duyulan saygının değil, doğrudan menfaat ilişkilerinin, güç odaklı hesapların ve dalkavukluğun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Özellikle kurum ve kuruluşlarda yöneticilerin etrafında oluşan aşırı övgü kültürü, zamanla gerçekleri gölgeleyen tehlikeli bir yapıya dönüşebilmektedir. Daha da önemlisi, bu durum sadece yöneticilere değil, kurumların geleceğine de zarar verebilmektedir.

Öncelikle şu sorunun cevabını vermek gerekir:

Her takdir edilen yönetici idol müdür?Elbette değildir.

Bir yöneticinin bilgi birikimi, tecrübesi, vizyonu ve insan ilişkileri nedeniyle örnek alınması son derece doğal ve sağlıklı bir durumdur. Sorun, yöneticinin sahip olduğu makam ve güç nedeniyle kusursuz gösterilmeye başlanmasıyla ortaya çıkar.

Gerçek idol saygı uyandırır.Yapay idol ise çıkar sağlar.

İş yaşamında menfaat odaklı idol yakıştırmalarının arkasında çoğu zaman şu nedenler bulunuyor.

Güce Yakın Olma Arzusu:Bazı kişiler yöneticiyi yüceltmenin kendilerine ayrıcalık sağlayacağını düşünürler. Yöneticiye yakın görünmek, onun çevresinde bulunmak ve karar süreçlerine dahil olmak onlar için bir amaç haline gelir.

Kariyer ve Koltuk GüvencesiYetersizliklerini gizlemek veya performans eksikliklerini örtmek isteyen kişiler, yöneticiyi sürekli öven bir tutum sergileyerek kendilerine güvenli bir alan oluşturmaya çalışırlar.

Dalkavukluk ve Göz Boyama:Gerçek başarı üretemeyen bazı çalışanlar, yöneticinin egosunu besleyerek dikkat çekmeye çalışırlar. Kuruma katkı sağlamak yerine, yöneticinin hoşuna gidecek davranışlar sergilemek daha kolay bir yol olarak görülür.

Sorgusuz Biat Kültürü: Bazı kurumlarda yöneticiye itaat etmek yazılı olmayan bir kural haline gelir. Farklı düşünmek, soru sormak veya eleştiri getirmek risk olarak görülür. Böyle ortamlarda idol yaratmak neredeyse zorunlu bir davranışa dönüşür.

Çıkarsal Ağlar (Network)Güçlü görünen bir kişiyi idol ilan etmek, onun çevresindeki nüfuz alanına dahil olmanın bir aracı olarak kullanılabilir. Böylece kişiler kendi kariyer hedeflerine daha kolay ulaşabileceklerini düşünürler.

Bu tabloyu birçok kurumda görmek mümkündür. Yeni göreve gelen bir yönetici düşünün. Daha önce onu eleştirenlerin bir kısmı kısa süre içerisinde en büyük destekçisine dönüşür. Her konuşması alkışlanır, her kararı doğru bulunur, her uygulaması övgüyle karşılanır. Oysa aynı kişiler birkaç yıl sonra görev değiştiğinde bu kez yeni gelen yöneticiyi benzer sözlerle yüceltmeye başlarlar.

Aslında değişen kişi değil, gücün adresidir.

Bu durumun kuruma verdiği zararlar ise sanıldığından çok daha büyüktür.

Öncelikle eleştiri kültürü ortadan kalkar. İnsanlar yanlışları dile getirmemeye başlar. Yöneticiler yalnızca duymak istediklerini duyarlar. Farklı görüşler sustukça kurumun karar alma mekanizması zayıflar.

Daha da kötüsü, yönetici zamanla kendi oluşturduğu övgü çemberinin içine hapsolabilir. Sürekli alkışlanan bir kişi, yaptığı her şeyin doğru olduğuna inanmaya başlayabilir. Bu durum ise hatalı kararların artmasına ve gerçeklerden uzaklaşılmasına yol açabilir.

Liyakatli çalışanlar açısından tablo daha da olumsuzdur. Çünkü fikir üreten, sorgulayan ve katkı sağlamaya çalışan kişiler zamanla geri plana itilirken; yöneticiyi memnun etmeyi görev haline getiren kişiler ön plana çıkmaya başlar. Böylece kurumlar bilgi ve yetenek yerine sadakati ödüllendiren yapılara dönüşür.

Sivil havacılık sektöründe yıllarca görev yapmış biri olarak şu benzetmenin oldukça anlamlı olduğunu düşünüyorum:

Bir uçağın güvenli uçuşu yalnızca kaptanın bilgi ve tecrübesine bağlı değildir. Kokpit ve kabin ekiplerinin gerektiğinde gördükleri bir hatayı çekinmeden dile getirebilmeleri de güvenliğin temel unsurlarından biridir. Eğer herkes sadece kaptanın hoşuna gidecek şeyleri söylerse, küçük bir hata zamanla büyük bir riske dönüşebilir.

Diğer kurumlar da farklı değildir.

Herkesin aynı şeyi söylediği, kimsenin itiraz etmediği ve her kararın alkışlandığı ortamlar ilk bakışta huzurlu görünse de aslında en riskli ortamlardır.

Tarih de bunun örnekleriyle doludur. Çevresindeki insanların aşırı övgüleri nedeniyle gerçeklerden kopan yöneticiler, sadece kendilerine değil, yönettikleri kurumlara da zarar vermişlerdir. Gücün etrafında oluşan alkış korosu çoğu zaman başarıyı değil, hataları büyütmüştür.

Sonuç olarak sağlıklı kurumlar idol aramaz; örnek alınacak liderler yetiştirir.

Gerçek liderlik, alkış toplamak değil farklı görüşleri dinleyebilme olgunluğunu gösterebilmektir. Bir yöneticinin büyüklüğü, çevresindeki insanların ona ne kadar hayran olduğuyla değil, gerektiğinde ona ne kadar rahat itiraz edebildiğiyle ölçülür.

Çünkü dalkavukların çoğaldığı yerde gerçekler azalır.

Gerçeklerin azaldığı yerde ise kurumlar yavaş yavaş güç kaybetmeye başlar.

Ve unutulmamalıdır ki, kurumları ileriye taşıyanlar idoller değil; doğruları söyleme cesaretine sahip insanlardı.Formun Üstü

İŞ YAŞAMININ HASTALIĞI: YÖNETİCİYİ İDOLLEŞTİRMEK.

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000