

Türk Hava Yolları çok güzel bir işe imza attı. Filosuna katılan 500’üncü uçağının dış tasarımını, 100 bin çalışanının fotoğraflarından oluşan özel bir kompozisyonla şekillendirdi. Gökyüzüne bakan herkesin görebileceği bir yüzeye, bu büyük kurumun gerçek sahiplerini taşıdı.
Bu fikri ilk duyduğumda ve çalışmayı gördüğümde içimden tek bir duygu geçti: Kıskançlık.Evet kıskandım.
Ama bu, buruk ya da karanlık bir kıskançlık değildi. Tam tersine; insanı durup düşündüren, kendiyle yüzleştiren türden bir his. Uzun yıllar Tanıtım ve Halkla İlişkiler ünitesinde görev yapmış biri olarak, “Keşke bunu biz de düşünebilseydik” demekten kendimi alamadım. Kıskançlığımın nedeni, bu güzelliği o günlerde akıl edememiş olmamdan ibaret.
Bir kurumun büyüklüğü yalnızca filosundaki uçak sayısı ile, açtığı hatlarla ya da taşıdığı yolcu miktarıyla ölçülmez. Asıl büyüklük, o kurumu ayakta tutan insanların emeğini ne kadar görünür kılabildiğiyle anlaşılır. THY, 500’üncü uçağıyla bunu yaptı. “Bu başarı tabelalarda değil, bu gövdede taşınan emektir” dedi.
Bir uçağın dış yüzeyi genellikle logolar, renklerle doldurulur. Bu kez öyle olmadı. Evet bu kez gökyüzünde süzülen metalin üzerinde, bir kurumun kalbi dolaşıyor. Kabin memurundan teknisyenine, yer hizmetleri görevlilerinden pilota kadar binlerce insanın yüzü. Yani THY’yi THY yapanlar. Bu yalnız estetik bir tasarım değil; güçlü bir aidiyet mesajıdır. “Sen bu kurumun bir parçası değil, bizzat kendisisin” demenin zarif bir yoludur. Ben böyle olduğunu düşünürüm.
Bu arada küçük bir hatırlatmada bulunmamı da umarım mazur görürsünüz. “Vefa ve minnet vicdanın belleğidir” Vicdan, belleğindeki vefa duygusunu muhataplarına yalnız yapılan tek bir güzellikle, ortaya koymaz.”Bilmem anlatabildim mi?Benim olayları ayrı kompartımanlarda değerlendirmek gibi bir huyum var. Bundan hareketle uygulamayı düşünen ve hayata geçiren herkese duygusal ve samimi takdirlerimi sunuyorum. Bu güzellik kimin fikri ise onu yürekten kutluyorum. Kim onayladıysa onu / onları tebrik ediyorum. Ne güzel bir şey yaptınız. Sağ olunuz.
YAPAY ZEKANIN GERÇEKÇİ YÜZÜ
2025 ayının sonuna doğru Facebook’da Yapay Zekâ ile ilgili bir paylaşımda bulunmuştum.Paylaşımım başlığı “Bu artık Bilim Kurgu Değil, Gerçek Risk Başladı “Arkadaş ve takipçilerim beğenmiş ve konu enteresan gelmişti ki paylaşım 1.3 Bin civarı görüntülemeye ulaşmıştı. Bu ara bir arkadaşım yorumunda “Bu konuda çok güzel bir dizi var.Öneriyorum.Yapay Zekâ ve sonuçları hakkında. “Person Of Interest” İzleyin diyordu.” Gönderdiği linke hiç bakmadan, Yılbaşı’nı takip eden günlerde izleyeceğim diye cevapladım. Linki açınca seyredemeyeceğimi anladım. Dizi 5 sezon sürmüş ve 103 bölümden oluşuyordu. Başladım seyredenleri araştırmaya. Amerika da bulunan bir arkadaşım izlediğini söyledi. Bana 2 sayfayı geçmeyecek bir özet yapar mısın isteğimi ise “2010’lu yıllarda yayıma giren 103 bölümden oluşan bu diziyi detayları ile hatırlayıp özetleyebilmem mümkün değil cevabını verdi. Üzüldüm ama haklıydı. Belki Türkiye’de yayıma daha sonra girmiştir dedim ve aramama buradan devam etmeyi düşündüm ki bir iki gün sonra bir WhatsApp notunu aldım. “Sana kısa bir anlatım göndereceğim “diyordu. Geldi notu.Türkçesi çok muntazam olduğu için metni onun kaleme aldığını düşünmedim.
Onu bir Yapay Zekâ sistemine gönderip Person Of Interest dizisinin anlatmak istediği ile gönderdiğim notun uyuşup uyuşmadığı sordum. 100% doğru, tam olarak dizinin söylemek istediği budur cevabını aldım. Noktasına virgülüne dokunmamıştı. Galiba arkadaşım da seyredip detaylarını tam olarak hatırlamadığı bu dizinin ne anlattığını bir Amerika’ da bir YZ’ ya sormuştu. Her ne ise, bir bakın. Person of Interest ne anlatmış.

Yapay zekâ bugün sivil havacılıktan kamu yönetimine, güvenlikten operasyon planlamasına kadar birçok alanda hayatın merkezine yerleşmiş durumda. Tartışma artık “kullanalım mı?” sorusundan çok, “nasıl ve hangi sınırlar içinde kullanalım?” noktasına gelmiş görünüyor.
Bu çerçevede, yıllar önce yayımlanan Person of Interest dizisi, bugün yaşadığımız dönüşümü şaşırtıcı derecede isabetli biçimde öngörmüş yapımlar arasında sayılabilir. Dizi, yapay zekâyı bir teknoloji harikası olarak sunmaktan ziyade, karar süreçlerine etkisi üzerinden ele alır.
Dizideki “Makine”, geleceği tahmin ederken sezgiye değil; veri, örüntü ve olasılıklara dayanır. Bu yönüyle, bugün kullanılan tahmin algoritmalarıyla benzer bir mantıkla çalışır. En dikkat çekici tarafı ise kusursuz olmamasıdır. Hata yapar, eksik veriyle karar verir ve bu durum sonuçları doğrudan etkiler. Gerçek hayattaki sistemler de farklı değildir.
Havacılık sektörü açısından bakıldığında bu yaklaşım tanıdıktır. Otomasyon, uçuş güvenliğini ve operasyonel verimliliği artırır; ancak nihai sorumluluk hâlâ insandadır. Karar destek sistemleri ne kadar gelişmiş olursa olsun, insan denetimi devre dışı kaldığında risk artar.
Dizinin asıl güçlü yanı da burada ortaya çıkar. Soru şudur:
Bir sistem her şeyi biliyorsa, her şeye karar vermesi doğru mudur?
Bugün hava trafik yönetiminde, bakım planlamasında, yolcu akış tahminlerinde yapay zekâ yoğun biçimde kullanılıyor. Bu sistemler doğru tasarlandığında ciddi fayda sağlar. Ancak karar mekanizması tamamen otomasyona bırakıldığında, hesap verilebilirlik ve etik sorumluluk tartışmaları kaçınılmaz hâle gelir.
Person of Interest, yapay zekânın tehlikesini değil, yanlış kullanımının sonuçlarını gösterir. Bu nedenle “en gerçekçi yapay zekâ anlatımı” olarak anılması bütünüyle yanlış sayılmaz. Teknik ayrıntılarda dramatik abartılar bulunsa da, işaret ettiği yön bugün için son derece anlamlıdır.
Sonuç olarak mesele yapay zekâya karşı olmak değildir. Asıl mesele, onu hangi sınırlar içinde ve kimin denetiminde kullandığımızdır. Havacılıkta olduğu gibi, yapay zekâ da doğru ellerde güçlü bir yardımcı; kontrolsüz bırakıldığında ise ciddi bir risk unsurudur.
Görünen o ki teknoloji ilerledikçe değişen makinenin kendisi değil, ona yüklenen sorumluluktur. Ve bu sorumluluk hâlâ insanın omuzlarındadır
Person Of Interest’ in dönemine göre en öngörülü ve tutarlı yapay zekâ anlatımlarından biri olduğu kesin.
Gerçekçi taraflar: Gözetim toplumunun doğası: Algoritmik kararların sonuçları, İnsan denetimi olmadan gücün yozlaşması
Abartılı/kurgu tarafları: Makinenin neredeyse mutlak doğruluk oranı: Gerçek zamanlı, her yerde erişim (bugün bile sınırlı), Kendi kendine bu ölçüde hızlı evrim
“Yapay zekânın toplumsal ve ahlaki sonuçlarını en iyi kavrayan dizilerden biri” demek yerinde olur. Bugün, yüz tanıma, tahmin algoritmaları konuşulurken; Person of Interest’ in asıl başarısı şudur: “Sorun makinenin ne bildiği değil, insanın o bilgiyle ne yaptığıdır.”
Yorumlar