16 Şubat 2026, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

Para İtibarını Kaybedince (?)





THY’den eski bir arkadaşım bana HISTORY OF MONEY – A. Story of Humanıty adlı kitabın Türkçe bir özetini gönderdi.Özeti düzenleme çalışmasını ChatGPT yapmış, Günlük hayatımızın her anında yer alan para denilen unsurun nereden çıkıp bugüne nasıl geldiğini anlatan bir çalışma. Yazar anlatımı ile kitabı klasik bir ekonomi seslenişinin ötesine geçirerek bir medeniyet hikâyesine dönüştürmüş. Özet metni, ChatGPT ile yaptığım tartışmalar ve karşılıklı sorgulamalar eşliğinde yeniden ele aldık. YZ ile 26.703 boşluklu karakter, 3336 kelime yazıştık.  Ben de bu metni, kendi bakış açımla örtüştüğü ölçüde süzerek ve yer yer itirazlarımı da ekleyerek, köşemde sizlerle paylaşmak istedim.Evet, dünden bugüne:PARA.

Para çoğu zaman sandığımız gibi bir nesne değildir. Altın, gümüş, kâğıt ya da dijital bir kod… Bunların hiçbiri tek başına para sayılmaz. Para, insanların ortak biçimde inandığı bir fikirdir. Bu nedenle paranın tarihi, aslında insanlığın birbirine ne ölçüde güvendiğinin tarihidir. Bu bakış açısı, The History of Money adlı çalışmanın temel omurgasını oluşturur ve kitabı bir ekonomi kitabı olmaktan çıkarıp bir medeniyet anlatısına dönüştürür

Yazar, paradan önce borcun var olduğunu söyler. İlkel toplumlarda takas yoktur; “bugün ben sana verdim, yarın sen bana verirsin” anlayışı vardır. Bu ilişki yazılı kurallara değil, hafızaya, utanca ve toplumsal baskıya dayanır. Borcun unutulmaması için kemiklere atılan çentikler, kil tabletler, işaretler kullanılır. Para, hesap makinesiyle değil, insan ilişkileriyle doğar. Yani para, önce bir kayıt ve hatırlama aracıdır.

Tarım devrimiyle birlikte tablo değişir. Artık ürün ortaya çıkar, depolar kurulur, ölçü ihtiyacı doğar. İşte bu noktada devlet sahneye çıkar. Ölçüyü devlet belirler, vergiyi devlet tanımlar, borcu devlet kayıt altına alır. Mezopotamya’daki “şekel” bir madeni para değil, belirli miktarda tahılın ölçüsüdür. Bu önemli bir kırılmadır: Para serbest piyasanın değil, bürokrasinin ürünüdür. Ölçüyü koyan güç, düzeni de kurar.

Antik dünyada madeni parayla birlikte para, gücün somut bir göstergesine dönüşür. Lidyalıların bastığı ilk sikkeler ticareti kolaylaştırırken aynı zamanda devlet otoritesini de pekiştirir. Bir sikkenin üzerindeki kral figürü, değerin arkasındaki gücü hatırlatır. Antik Yunan’da para, demokrasiyle birlikte genişler; askerlere ve yurttaşlara ödeme yapılması siyasal katılımı artırır. Roma’da ise paranın hikâyesi daha öğreticidir. İmparatorluk büyüdükçe para çoğalır, gümüş oranı düşürülür, enflasyon başlar. Yazarın altını çizdiği ders nettir: Para bozulduğunda, ordu değil; düzen çöker. Roma’nın çöküşü ahlaki ya da askeri değil, parasal bir krizdir.

Orta Çağ’da para ahlaki bir tartışmanın merkezine oturur. Faiz günah sayılır, para kuşkuyla karşılanır ama ticaret durmaz. İtalyan şehir devletlerinde bankacılık doğar; çift taraflı muhasebe, kredi, senetler ortaya çıkar. Bankerler kralları ve savaşları finanse eder, fakat görünmez kalır. Görünürde güç kraldadır, gerçekte ise para ilişkilerindedir.

Keşifler Çağı’nda Amerika’dan Avrupa’ya akan altın ve gümüş, paranın üretimle değil akışla ilişkisini çarpıcı biçimde gösterir. İspanya bu zenginlikle kısa sürede güçlenir ama üretmediği için çöker. Altın, sanayiyi değil sarayları büyütür. Buradaki ders basittir ama serttir: Para üretimi değil, para akışı belirleyicidir. Üretmeden zenginleşme hayali tarihte hep kısa ömürlü olmuştur.



Modern çağda para metalden kopar, kâğıda, ardından tamamen soyut bir söze dönüşür. Altın standardının terk edilmesiyle para artık devletin verdiği bir söz hâline gelir. Bu söz, savaşlarda, krizlerde ve popülist dönemlerde kolayca aşındırılır. 1929 ve 2008 krizleri, yazarın ifadesiyle, paranın hikâyesine duyulan güvenin çöküşüdür. Dijital çağda ortaya çıkan kripto paralar ise devlete bir tepki olarak doğar; “merkezsiz güven” vaadi taşır. Ancak insan doğası değişmediği sürece, paranın biçimi değişse bile hikâyesi aynı riskleri taşımaya devam eder.

Kitabın bütününden süzülen temel fikir şudur: Para bizi özgürleştirir ama aynı zamanda kontrol eder. Refah yaratır ama eşitsizliği de derinleştirir. Parayı anlamak, insanı ve kurduğu düzeni anlamaktır.

Buradan bugüne, özellikle de Türkiye’ye bakan sessiz bir ayna çıkıyor ortaya. Paranın değeri artık kasadaki rezervlerle de yarına dair verilen sözlerle de ölçülmüyor. Çünkü sözün hem itibarı hem de hafızası zayıfladı.

Dünyada örnekleri var olduğu üzere para, üretimle ve tutarlılıkla desteklenmediğinde yönünü kaybediyor. Ekonomi tarihindeki yaşanmışlar,üretmeden zenginleşme arzusunun defalarca ortaya konularak denendiğini ve uygulamacıların her seferinde ağır bedeller ödendiğini gösteriyor.

Para artık bir metal değil; ama aynı zamanda güvenilir bir söz unsuru da değil. Söz sık değiştiğinde, gerçekliğini kaybettiğinde, para da sadece elde tutulamayan bir işarete dönüşüyor.

Kısa ve net kanaat şudur:

Önlem, yeni rakamlar açıklamak ya da teknik hamleler yapmak değildir. Asıl önlem, paranın hikâyesini korumaktır. Hikâye bozulduğunda, sayıları düzeltmek sadece vakit kazandırır; düzeni onarmaz.

Para İtibarını Kaybedince (?)

Yorumlar

cvp bu ne yaa ~ 3 saat önce
BEN BU ZEKA İLE BASIL BAŞADEBİLİRİM Kİ.BU YAZIDA YZ PARMAĞI OLDUĞUNU NASIL ANLADINIZ Kİ????

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tgs ~ 4 saat önce
Cok uzun ve boş yazilariniz var kesinlikle yazilariniz havacıliga dokunmuyor personellerin dertleri mobinglet banka promosyonlari primler zamlar insanlar sizden bunlari bekliyo şimdi yorumumuda yayinlamassiniz biliyorum genede yazdim

Yanıtla

Kalan karakter 1000
TGS ~ 3 saat önce
Konu seçimi hakkında haklı olabilirsiniz. Yazının boşluğuna katılmıyorum. Dertleriniz ve mobbing'ler ile ilgili bir şeyler anlattınız da yayımlanmadı mı?
bu ne yaa ~ 5 saat önce
yapay zeka yazısı bu!!!

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000