Sivil Havacılık eski genel müdür yardımcısı Oktay Erdağı THY'deki yönetim değişikliğiyle ilgili önemli bir yazı kaleme aldı.
Türk sivil havacılığının amiral gemisi Türk Hava Yolları (THY), kritik bir yönetim değişikliğiyle yeni bir döneme girerken; bu değişim yalnızca isimlerle sınırlı mı kalacak, yoksa köklü bir zihniyet dönüşümünün başlangıcı mı olacak? Büyüme stratejisinden risk yönetimine, kurumsal yapıdan bölgesel krizlere kadar birçok başlığın mercek altına alındığı bu analiz, THY’nin önündeki en önemli sınavları ortaya koyuyor.
İşte Oktay Erdağı'nın yazısı:
Gökyüzünde Değişen İsimler, Değişmeyen Riskler: THY İçin Yeni Bir Eşik
Türk sivil havacılığının amiral gemisi Türk Hava Yolları (THY), bir kez daha kritik bir yönetim değişikliğiyle gündemde. Yönetim kurulu ve genel müdürlük koltuğunda yaşanan bu değişim, sıradan bir bayrak tesliminden ibaret değil. Bu değişim, aynı zamanda bir muhasebe fırsatı; geçmiş hataların masaya yatırılması ve geleceğin daha rasyonel bir zeminde inşa edilmesi için önemli bir eşik.
Ancak mesele sadece isimlerin değişmesi değil. Asıl mesele, zihniyetin değişip değişmeyeceği.
Eski Yönetimin Görmezden Gelinen Hataları
Son yıllarda THY’nin büyüme hikâyesi sıkça övüldü. Filonun genişlemesi, yeni destinasyonlar, küresel ölçekte artan görünürlük… Bunların hepsi doğru. Ancak bu başarı hikâyesinin arka planında ciddi kırılganlıklar da birikti.
1. Aşırı Büyüme İştahı ve Plansız Kapasite Artışı
THY, özellikle pandemi sonrası dönemde agresif bir büyüme stratejisi izledi. Ancak bu büyüme, çoğu zaman talep analizinden ziyade “bayrak taşıyıcı prestiji” motivasyonuyla şekillendi. Doluluk oranları ve hat verimliliği ikinci planda kaldı.
2. Risk Yönetiminde Zafiyet
Jeopolitik riskler, özellikle Ortadoğu hattında faaliyet gösteren bir havayolu için hayati önemdedir. Buna rağmen kriz senaryoları çoğu zaman reaktif kaldı. Proaktif risk yönetimi yerine, olaylar geliştikçe alınan geç kalmış kararlar tercih edildi.
3. Kurumsal Şeffaflık ve Liyakat Sorunu
Yönetim kadrolarındaki atamalar, zaman zaman sektör deneyimi yerine farklı kriterlere göre şekillendi. Bu durum, operasyonel kararların kalitesini doğrudan etkiledi. Kurumsal hafıza zayıfladı, teknik bilgi geri plana itildi.
4. Gelir Çeşitliliğinde Yetersizlik
Kargo, yan gelirler ve dijitalleşme alanlarında potansiyel olmasına rağmen, bu alanlar yeterince stratejik öncelik haline getirilemedi. Yolcu gelirine aşırı bağımlılık sürdü.
5. Personel alımları siyasallaştı, THY ve tüm yan şirketlerde lisans gerektiren personel dışında kalan personel daha çokta masa başı çalısan personel ve bunlara verilen kadrolar gereksiz artarak uçak başına düşen personel bakımından dünyadaki pek çok hava yolunu geride bıraktı.
Yeni Yönetim İçin Kaçınılmaz Dersler
Yeni yönetimin önünde iki seçenek var: Ya eski hataları farklı ambalajlarla sürdürmek ya da köklü bir zihniyet dönüşümüne gitmek.
1. Büyüme Değil, Sürdürülebilirlik Öncelik Olmalı
Her yeni hat açmak başarı değildir. Başarı, o hattın kârlılığı ve sürdürülebilirliğidir. “Daha büyük” değil, “daha verimli” bir THY hedeflenmeli.
2. Jeopolitik Okuma Yeteneği Güçlendirilmeli
Ortadoğu gibi kırılgan bir coğrafyada faaliyet gösteren bir havayolu için diplomasi, istihbarat ve strateji birimleriyle entegre çalışan bir risk analizi mekanizması şarttır.
3. Liyakat Esaslı Kadrolaşma
Havacılık, hata kaldırmayan bir sektördür. Teknik bilgi, tecrübe ve kriz yönetimi kabiliyeti olmayan kadrolarla bu büyüklükte bir operasyon sürdürülemez.
4. Gelir Modeli Yeniden Tasarlanmalı
Kargo taşımacılığı, sadakat programları, dijital hizmetler ve yan gelir kalemleri THY’nin gelecekteki sigortasıdır. Bu alanlar artık “ekstra” değil, “esas” olmalıdır.
Ortadoğu Krizi: Görmezden Gelinemeyecek Gerçek
Bugün THY’nin önündeki en büyük sınavlardan biri, derinleşen Ortadoğu krizi. Bu kriz, sadece uçuş iptalleri ya da rota değişiklikleriyle sınırlı bir mesele değil; çok daha geniş bir etki alanına sahip.
Alınması Gereken Önlemler:
1. Dinamik Rota Planlaması
Riskli hava sahalarından kaçınmak artık günlük operasyonel refleks haline gelmeli. Alternatif koridorlar önceden planlanmalı, sürprizlere yer bırakılmamalı.
2. Yakıt ve Maliyet Yönetimi
Uzayan rotalar doğrudan maliyet artışı demektir. Bu nedenle filo planlaması ve yakıt stratejileri kriz senaryolarına göre revize edilmeli.
3. Yolcu Güven Algısı Yönetimi
Güvenlik sadece sağlanmakla kalmaz, aynı zamanda hissettirilir. THY, iletişim stratejisini güçlendirerek yolcu güvenini sürekli canlı tutmalı.
4. Sigorta ve Finansal Koruma Mekanizmaları
Jeopolitik risklerin finansal etkileri büyümeden sigorta ve hedge mekanizmalarıyla minimize edilmeli.
Sonuç: İsimler Değişir, Gerçekler Değişmez
THY’de yaşanan yönetim değişikliği, tek başına bir çözüm değildir. Asıl mesele, bu değişimin bir zihniyet dönüşümüne evrilip evrilmeyeceğidir.
Bugün gökyüzü her zamankinden daha karmaşık. Savaşlar, krizler, ekonomik dalgalanmalar… Bu ortamda THY’nin ihtiyacı olan şey, büyük laflar değil; akılcı, soğukkanlı ve gerçekçi bir yönetim anlayışıdır.
Yeni yönetim şunu unutmamalı:
Havacılıkta en büyük risk, türbülans değil; türbülansı küçümsemektir.
Yorumlar