

İnsan vücut sisteminin, iş yerinde mevcut olumsuzlukların üzerine ev ve geçim sıkıntısı ile bundan kaynaklanan gerginliklerin ilave olmasının sonuçlarına dayanabilmesi inanılmaz zor. Bu durumun, insanı ayakta tutan mekanizmayıyıprattığı açık. Bu zorlanmanın doğal sonucu ise insanın depresyona girmesi.
Her ne ise, kendinizi dinleyin; aşağıdaki sorunlardan hangilerini yaşıyorsunuz? Bu sıkıntıyı yakın bir geçmişte yaşamış ve kısmen de olsa rahatlamış, sizden yaşlı birinin bu uyarısını dikkate alırmısınız bilmem? Evet, aşağıda belirtilen durumlardan birkaçını yaşıyorsanız, önünüzdeki güzel seneleri de perişan etmemek için yardım ve takviye alın.
BU SORUNLARI YAŞIYORMUSUNUZ?
Konsantrasyon Sorunları: Herhangi bir konuya konsantre olamama, bir kitabın veya filmin sonunu getirmekte zorlanma.
Detayları Hatırlamakta Zorlanma:Yaşanmış bir olayın önemli detaylarını unutma.
Karar Verme Güçlüğü: Daha önceden kolaylıkla verilen kararları depresyon nedeniyle verememe.
Halsizlik ve Enerji Azlığı: Nedensiz halsizlik, hobilere karşı ilgisizlik.
Suçluluk, Değersizlik ve / veya Beceriksizlik Hisleri: Nedensiz olarak ya da sizin kontrolünüzde olmayan olaylar nedeniyle yaşanan suçluluk hissi, günlük aktiviteler sırasında dahi beceriksizlik hissi.
Normalden Fazla veya Az Uyuma:Uykunuz olsa dahi bir türlü uykuya dalamama veya tam tersi olarak yorgun olmasanız dahi günde 9-10 saat uyuma.
Olumsuz Düşüncelerin Önüne Geçememe: Her şey yolunda olsa dahi gelecekten kaygılanma, kendinizle ya da sevdiklerinizle ilgili önüne geçemediğiniz olumsuz düşünceler.
Normalin Üzerinde Alkol Tüketimi: Depresyonda olan kişilerde alkol tüketiminin artması dışında aşırı hızlı araç kullanma, kumar oynama ve tehlikeli sporlar yapma gibi düşüncesiz davranışlarda artış görülebilmektedir.
Huzursuzluk Hissi, Agresif Olma Hali: Ortada bir neden yokken kendini huzursuz hissetmek, olaylar karşısında aşırı sinirli ve agresif tepkiler vermek.
Hayatın Yaşamaya Değer Olmadığı Düşüncesi: Renkli bir sosyal yaşantınız, iyi ilişkileriniz ve başarılı bir işiniz olabilir ancak depresyondaysanız bunların hayatınıza değer kattığını görmeden yaşamanın bir anlamı olmadığını düşünebilirsiniz.
Evet, bu sorunların hepsini yaşamanız şart değil. 3-4 adedi bu tarz çalışmanın sizi ne denli yıprattığını fark etmeniz için yeterli.
Sivil Havacılık çalışanlarını tüketen uygulamalara bir göz atarsak:
Havalimanı çalışanlarının ağır vardiya düzenleri, uzun servis süreleri ve yetersiz dinlenme aralıkları son dönemde personeli ciddi şekilde hırpalıyor. Özellikle İstanbul Havalimanı gibi büyük merkezlerde görev yapan çalışanlardan gelen şikayetler, aylık çalışma saatlerinin artırılacağı söylemleri ve bu konuşmaların 12 saatlik zorunlu vardiyalar üzerinde yoğunlaşması çalışanlara rahatsızlık vermez mi?
Havalimanı personelinin yaşadığı temel zorluklar aşağıda zikredilen hususlar ile birleşerek katmerleniyor:
TEMEL ZORLUKLAR.
Uzun Vardiyalar ve Yol Stresi:Metropol şehirlerde çalışmak, yüksek yaşam maliyetleri, yoğun rekabet ve zaman yönetimi baskısı gibi faktörler nedeniyle oldukça zor. Bu büyük şehirler ekonomik ve sosyal açıdan büyük fırsatlar sunsa da çalışanların günlük hayat kalitesini doğrudan etkileyen ciddi zorlukları da beraberinde getirir. Uzun ve yorucu mesaiye 2 ila 3 saat süren servis yolculukları ile başlamak çalışanların sosyal ve kişisel yaşamını kısıtlamıyor mu?
Psikolojik Baskı ve Mobbing: Sendikal platformlara yansıyan iddialara göre, fazla mesaiyi

veya vardiya değişikliklerini kabul etmeyen personele yönelik ekip düzeninden çıkarma ve hatta işten çıkarılma baskısı uygulanıyor.
Yetersiz Maddi Karşılık: Çalışma sürelerindeki artışlara rağmen önerilen ek mesai ücretleri, personelin üstlendiği risk ve fiziksel yorgunluk karşısında çok düşük kalıyor.
Evet; çalışanların bir bölümünün ruh hali yukarıda anlatılmaya çalışılan nedenlerden ötürü iç açıcı değil. Keşke bu durumdan şikâyet edenler, bir süre önce yazdığım bir yazıda gönderilen yorumda belirtildiği gibi az olsa. Ne demişti arkadaşımız: “Size iki kişi tükendik artık deyince yeni konu buldum diye seviniyorsunuz herhalde.” buyurmuşlardı. Evet, keşke ve keşke bu yorumdaki ifadeler doğru olsaydı.
Genç kuşağın durumu iyi değil gibi. Ülkenin geleceği için gençler desteklenmeli. Ama nasıl? Onlara güvenerek. İşe yerleştirme konusunda öncelikle onları değerlendirerek. Gençler de bu güveni hak edecek davranışlar içinde olmalı.
SONUÇ
Tekrarlamakta fayda var. Sivil havacılık sektörünün parlayan vitrininin arkasında, uzun ve ağır vardiya süreleri ile bitmek bilmeyen servis yollarıyla mesaiye yorgun başlayan hırpalanan, tükenmiş bir iş gücü gerçeği yatmaktadır. Bu kronik yorgunluk ve psikolojik baskı, yalnızca çalışanların ruh sağlığını değil, doğrudan uçuş emniyetini de tehlikeye düşürecek boyutlara ulaşır mı dersiniz?Konu sivil havacılık şirketleri olunca akla gelen bu oluyor. Her ne olursa olsun neyi nasıl yaşarlarsa yaşasınlar, çalışanlar şirketin uçuş emniyetini zinhar tehlikeye atmazlar. Bundan eminim.
Sektör yöneticilerinin ve sendikaların bu çığlığa kulak tıkamayı bırakıp daha insani çalışma şartlarını ivedilikle tesis etmesi şart.
Diğer tarafta ise, iki üniversite bitirmesine rağmen kapıda çaresizce bekleyen, "ne iş olsa yaparım" noktasına gelmiş nitelikli bir genç kuşağın varlığını unutmamak gerekir. Geleceğimizi inşa edecek bu gençlere havacılık gibi lokomotif sektörlerde liyakatle alan açılması ve güvenilmesi, hem mevcut personelin ağır yükünü hafifletecek hem de toplumsal çürümeyi önleyecektir.
YİNEDE UNUTULMAMALIDIR Kİ TÜM EKİBİN, SİSTEMİN BAŞARISI,PİLOTLARDAN, TEKNİK PERSONELE,TEKNİSYENLERDEN UÇAK YÜKLEME BOŞALTMA ÇALIŞANLARINA KADAR İSTİSNASIZ TÜM ŞİRKET ÇALIŞANLARININHUZUR VE UMUDUYLA DOĞRU ORANTILIDIR. İŞVEREN VE İŞVEREN VEKİLLERİNİN BU HUSUSU ÖNEMLE DİKKATE ALMALARINI BEKLEMEKTEYİZ. BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?
HAVAYOLLARIMIZA EMNİYETLİ UÇUŞLAR, ÇALIŞANLARINA YAŞAMLARI BOYUNCASAĞLIK, HUZURVE MUTLULUKLAR DİLİYOR, SEKTÖRÜMÜZÜN BU GÜNLEREGELMESİNDE EMEĞİ GEÇEN TÜMSEKTÖR İŞGÖRENLERİNETEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.

Yorumlar