16 Mart 2026, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL [email protected]

TÜRK DOKTORLARI



Tıp tarihinde önemli yere sahip bazı Türk doktorları ve bilim insanları hem Osmanlı döneminde hem de modern çağda dünya tıbbına önemli katkılar yapmıştır.

İbn Sina (980–1037). Tıp tarihinin en önemli hekimlerinden biridir. En ünlü eseri: El-Kanun fi't-Tıbb (Tıbbın Kanunu). Bu eser Avrupa’da yaklaşık 600 yıl tıp ders kitabı olarak okutuldu. Anatomi, farmakoloji ve hastalık sınıflandırmasında büyük katkıları vardır.

Sabuncuoğlu Şerafeddin (1385–1468). Osmanlı döneminin en önemli cerrahlarından biridir. Yazdığı Cerrahiyyetü'l-Haniyye, resimli cerrahi kitabıdır. Kitapta ameliyat teknikleri ve cerrahi aletler detaylı şekilde anlatılmıştır.

Akşemseddin (1389–1459). Mikroorganizma fikrini, mikroskop keşfedilmeden önce ortaya atan ilk kişilerden biridir. Hastalıkların görünmeyen canlılarla bulaştığını savunmuştur.

Orta Çağ: İbn Sina

Osmanlı dönemi: Akşemseddin, Sabuncuoğlu Şerafeddin

Modern dönem:

Hulusi Behçet (1889–1948), “Behçet hastalığı”nı tanımlayan doktordur. Bu hastalık bugün dünya tıp literatüründe onun adıyla anılır.

Gazi Yaşargil (1925– 2025), Modern beyin cerrahisinin kurucularından kabul edilir. Mikronöroşirürji tekniklerini geliştirdi. 1999’da Congress of Neurological Surgeons tarafından “Yüzyılın Beyin Cerrahı” seçildi.

Houston Methodist Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Atilla Ertan (1930-1975), 'ABD'nin en seçkin 10 hekimi' arasına girdi.

Aziz Sancar (1946– ), DNA onarım mekanizmaları üzerine çalışmalarıyla Nobel Prize in Chemistry kazandı. Kanser araştırmalarında çok önemli katkılar sağladı.

Prof. Dr. Serdar Bulun (1959- …); Üreme endokrinolojisi ve kadın sağlığı alanında uluslararası çalışmalarıyla bilinen Prof.Dr.Bulun, Türkiye'nin Malatya şehrinde doğdu ve Robert Koleji'ne , ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne devam etmek için İstanbul'a taşındı. New York'taki Buffalo Üniversitesi'nde kadın doğum ve jinekoloji ihtisasını tamamladı ve Dallas'taki Texas Southwestern Tıp Merkezi'nde üreme endokrinolojisi-kısırlık alanında yan uzmanlık bursu aldı . 2003 yılından itibaren Northwestern'da kapsamlı bir kadın sağlığı araştırma programı kurdu ve rahim, meme ve yumurtalık bozukluklarının steroid hormonla ilgili patolojisine odaklanan çok sayıda öğretim üyesini işe aldı ve destekledi. Kariyeri boyunca endometriozis , rahim fibroidleri ve meme kanseri alanlarında 70 milyon doların üzerinde araştırma fonu aldı . Endometriozisin epigenetik temelini keşfederek bu hastalıkta progesteron direncine yol açtı ve bu hastalığı tedavi etmek için yeni bir ilaç sınıfı olarak aromataz inhibitörlerini tanıttı. Ekibi, rahim fibroidlerinden tümör kök hücrelerini izole etti ve bu hücreleri hastalığı tedavi etmek için hedefledi. Ekibi ile, ergenlik öncesi insanlarda meme gelişimine ve östrojen fazlalığına yol açan aromataz genini etkileyen ilk fonksiyon kazanımı mutasyonlarını keşfetti ve kanser de dahil olmak üzere memenin hormona duyarlı bozukluklarının genetiği ve sistem biyolojisi yönlerine katkıda bulundu.

Dr. Cengiz Türkmen (1960-…) İstanbul 70'inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi cerrahlarından, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen 'omurlar arası sabitleyici' geliştirdi.

Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semahat Demir (1960-… ), ABD'de Bilim-Sağlık Ödülü'ne layık görüldü.

Columbia Üniversitesi Kardiyoloji Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz (1960- … )'ün yazdığı 'You: The Owners Manuel' isimli kitap, ABD'de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci Şifresi'ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı.

Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil (1962-… ), obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu. Harvard Üniversitesi’nde genetik, obezite ve metabolik hastalıklar (diabet, yağlanma) üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bilim insanı. Özellikle obezite, diyabet, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıkları gibi sık görülen kronik metabolik hastalıkların temel mekanizmalarını aydınlatmaya yönelik yaptığı ufuk açan çalışmaları ile bilinmektedir. Bu çalışmalar, metabolik hastalıklara yaklaşımda yeni kavramlar ve tedaviye yönelik özgün girişim yöntemleri ortaya çıkarmıştır.

Prof. Dr. Mehmet Mutaf (1963- … ), Türk plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahıdır. Özellikle kulak rekonstrüksiyonu (microtia) ve nakilsiz yüz rekonstrüksiyonu alanındaki çalışmalarıyla tanınır. Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf'ın dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa'da en başarılı teknik' kabul edildi.

Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu (1963- …), böbrek taşlarına 'nanobakteri' adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı.

Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay(1964- ...), kadınların menopozdan sonra da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi.

Goethe Üniversitesi cerrahlarından Prof. Dr. Tayfun Aybek (1967 - …), kalp krizini önceden haber veren 'çip' geliştirdi.

Amerikan Nature Dergisi, Türk Doktor Murat Digiçaylıoğlu'nun (1967- …) 'beyin kanamasından sonra hücrelerin ölmesini önleyen buluşunu duyurdu.

Arkansas Üniversitesi Çocuk Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı Doç. Volkan Tuzcu (1971- …), çocukların kalp ritim bozukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırmalarını sürdüren Dr.Hande Özdinler (1981- …), bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi açısından önemini ortaya koydu.

“Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum. Gür alevler halinde dönmelisiniz.”

1924'te yurtdışına eğitime gönderilen gençlere böyle söylemişti Atatürk.Şu an binlerce kişi, bu vefakar doktorlar sayesinde yaşama tutunuyor. Teknolojiyi takip için dışarı gidilmesi çok doğal ve yerinde bir hareket. Bu teknolojiye erişip sahip olduktan sonra ülkeye dönerek halkı bu teknoloji ile bilinçlendirmek de çok ayrıcalıklı bir davranış. Burada kimse paradan bahsetmiyor. Her meslek sahibi her ülkede karşılığını alır. Tek fark ise saygı duyulması. “Artık doktor dövüyoruz” diye övünen garibana bunu söyletenler,elbet oylarını almak için bunu yapıyorlar. Yoksa cahil birisi muhtaç olduğu birine seni döverim diyebilir mi? İçinden dahi geçirmez. Ama cehalet, muhtaç kalana kadar bu sözü dedirtir, muhtaç olduğunda da “pohunu yirim” diye yalvartır.

Eskiden cahilin gücü muhteşemdi. Herkes cahilin saflığına karşı bir suçluluk duyar, yalan söylemekten kaçınır, yardım ettiğinin dahi bırakın bilinmesini, fark etmesinden dahi çekinirdi.Türk olmanın vakarı ve dürüstlüğü, saygıdan doğan bilinmezlik ve gizlilik içerisinde yapılan iyilikler, iki tarafı da mutlu ve huzurlu kılardı. Bu örnekler hala mevcut. Hele Büyük Şehir Belediyelerinin Askıda Fatura, Aile Destek Paketi, Anne-Bebek Destek Paketi ve Eğitim Destek paketleri, şimdilerde en yaygın olanları.Bunlar güzel gelenekler. Zamana uyum sağlamış adetlerimiz. Şehir yaşantısında Fitre ve Zekat verebileceğiniz birilerini bulmak çok da kolay değil. Şehirlerde hepimizaynı ortamlarda yaşıyoruz. Çevremiz de bizim gibi aynı sosyal statüde. Büyük Şehir Belediyelerinin kurduğu bu düzen muhteşem bir şey. Yardım yaptığın komşun da olsa bilmiyor ama vecibeni yerine getirmiş oluyorsun.

Şimdi bile tarihe adını yazdırmış Doktorlarımız (sosyal alanda) hala mevcut.Türkiye’de doğrudan parası olmayan bireylere ücretsiz hasta bakmak genellikle Gönüllü doktorlar tarafından yürütülen saha çalışmaları ve kamp projeleri (ör. Yeryüzü Doktorları), Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sağlık hizmeti (Alliance of International Doctors vb.), Kamu sağlık hizmeti kapsamında temel tedaviler gibi (ama bazı ek hizmetler ücretli olabilir) tarafından gerçekleştirilir. Bu bir kültür kaynaklı hizmettir. Türklerde düşene yardım edilir. ABD’de ise oracıkta parçalansan, paran ya da Sağlık Sigortan yoksa kimse seni yerden kaldırmak için parmağını dahi kıpırdatmaz. Bu örnek,millet yaratmaya çalışan ABD’nin “Amerikalı” tanımlamasının sahteliğini örtmeye yetmez.

Bizim doktorlarımız, Ortadoğu’da mevcut ve Ortadoğu’ya özgü hastalık ve mikropları bilirler. Bu nedenle başka bölge ve kıta doktorlarından daha fazla bilgi ve deneyim sahibidirler. Bu nedenle batı, bizim doktorlarımızı el üstünde tutar. Doğu ise ayrı felsefe ve mikroplara sahiptir. Doktor denince her çeşit insana bakar ve anlar sanmayın. Bizdeki bol çeşitlilik, doktorluğun bölgesel de olduğunun ispatıdır. Bu bölgenin mikropları bize özgü hastalıkları yaratır, Asya’nın mikropları da onlara özgü. Yeni dünyada ise hastanın kökeni önemlidir. Bu durumda doktorun kökeni önem kazanır ve doğal olarak nerede eğitim aldığı da. Bundan dolayıdır ki; “Beni Türk Doktorlarına emanet ediniz” sözü, ömrü uzak diyarlarda geçmiş bir dâhinin edindiği deneyim ile aklıseliminin sonucudur.

Doktorlarımıza güvenin, samimi olun ve onlara saygı ve sevginizi esirgemeyin.

https://servetbasol.com

TÜRK DOKTORLARI

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000