Kış geldi mi, memleket ikiye ayrılıyor.
Bir taraf camdan dışarı bakıp “uçak niye inmedi” diye söyleniyor.
Diğer taraf…
Pist başında, rüzgârın yönünü, görüşüve uçağın limitlerini okuyor.
Aradaki fark ne mi?
Biri yolcu,
diğeri pilot.
Kış aylarında pas geçme olur.
Olmalıdır.
Olmak zorundadır.
Ama bizde ne oluyor?
Uçak pas geçiyor,divert ediyor,pilot emniyeti seçiyor…
Ertesi gün manşet:
“YOLCULAR PERİŞAN!”
“UÇAK İNEMEDİ!”
“SKANDAL!”
Skandal olan ne biliyor musunuz?
Pilotun hayat kurtarması değil.
Bunu “beceriksizlik” gibi pazarlayan bilinçsiz bakış.
Bakın açık konuşalım.
Bir pilotun “bu meydan olmaz” demesi,
“ben korktum” değil,
“ben sorumluluk aldım” demektir.
Pas geçmek;
– kaçmak değildir,
– acemilik değildir,
– zayıflık hiç değildir.
Pas geçmek,havacılığın ahlâkıdır.
Ama öyle bir kesim var ki…
Meteorolojiye değil,
YouTube yorumlarına ve sosyal medyada gazetecilik oynayanlara inanıyor.
“Ben daha önce indim” diyor.
Evet, siz indiniz…
Ama uçağa siz kumanda etmiyordunuz.
Bir de bunu haber yapanlar var.
Havacılığın “H”sini bilmeden,
Pistin “P”sini görmeden,
frenleme mesafesini Google’dan öğrenip köşe yazanlar…
Kusura bakmayın.
Bu iş klavye başında olmaz.
Bu iş pistte olur.
Gelelim esas meseleye: THY’nin yatırımları
Bir yanda pas geçmeyi eleştiren cehalet,
diğer yanda 100 milyar TL’lik yatırım hamlesi.
Türk Hava Yolları,2033 vizyonu doğrultusundaİstanbul Havalimanı merkezlisekiz dev tesisin temelini attı.
Avrupa’nın en büyük geniş gövde motor bakım merkezi,dünyanın en büyük uçak ikram tesisi,dünyanın en büyük kargo terminali…SmartIST’in ikinci fazı tamamlandığındakargo kapasitesi 4,5 milyon tona çıkacak.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu,“biz artık sadece uçmuyoruz,oyunu yeniden kuruyoruz” demektir.
26 bin yeni istihdam.
Sonunda 36 bin.
Ekonomiye katkı:
Bugün 65 milyar dolar.
Hedef: 144 milyar dolar.
Ama…
Evet, her büyük işin bir aması vardır.
Büyük eksik: havacılık hafızası yok sayıldı
Bu kadar büyük bir yatırım.
Bu kadar tarihi bir gün.
Ama salonda kimler yoktu biliyor musunuz?
20 yıldır bu sektörü yazan,
kavga eden,
bedel ödeyen,
dosya açan,
doğruyu söylediği için dışlanan
havacılık gazetecileri.
Bakın, fikir ayrılığı başka şeydir.
Ayrıştırmak başka.
“Sen bizden değilsin” dili,
hiç kimseye yakışmaz.
Hani bir şeyler değişecekti?
Hani daha kapsayıcı olunacaktı?
Yarın bir gün şartlar değiştiğinde
ne yapacaksınız?
Bakın neye şahit oldum
Bir etkinlikte,
Ulaştırma Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu,
AirportHaber standına yaklaşırken
birileri bir şeyler fısıldadı.
O da yanıt verdi.
Ve ne yaptı biliyor musunuz?
Yine de geldi.
Sohbet etti.
Dinledi.
İşte devlet aklı budur.
O günden sonra
Abdulkadir Uraloğlu’nun yeri bende ayrıdır.
Algı nedir, ne değildir?
Bana hep diyorlar ya…
“Algı yapıyorsunuz.”
Bakın algı ne biliyor musunuz?
Uçakta dağıtılan
portakallı içeceği,
portakal suyu diye servis etmektir.
Türk Gıda Kodeksi ‘nin talimatları açık.
Meyve oranı %10’un altındaysa
adı meyve suyu olmaz. Ne olur Portakallı içecek
Ama uçakta ne diye servis ediliyor.
“Portakal suyu.”
İşte algı budur.
Bizim derdimiz bu.
Doğruyu doğru söylemek.
Ne bir tane havayoluyla kavgalıyız,
ne bir tane havalimanıyla.
Ama hataya hata demek,
bu işin namusudur.
Ve Zafer havalimanı… adı zafer, kendisi soru işareti
1,3 milyon yolcu garantisi.
2025 gerçekleşen:
77 bin.
Sapma:
%94.
Yedi yılda toplam yolcu:
441 bin.
Bir yılın garantisi bile değil.
Bu bir yatırım değil,
bu bir bütçe karadeliği.
Yap-İşlet-Devret diyerek
Yap-Kullanma-Yine-De-Öde modeline dönen bir tablo.
Bu ülkenin parası
bu kadar kolay heba edilemez.
Eleştirmek düşmanlık değildir.
Hesap sormak vatani görevdir.
***
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle
arayan, soran, yazan herkese teşekkür ederim.
Bu meslek;
alkışla değil,
dirençle yapılır.
Biz uçakların neden inmediğini değil,
neden doğruyu söylemekten korkulduğunu soruyoruz.
Pas geçmek doğrudur.
Gerçeği pas geçmek yanlıştır.
Yeni haftaya böyle başlayalım.
Sevgiyle kalın.
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Yorumlar