Takvim yaprakları değişiyor.
Havacılıkta rüzgâr aynı rüzgâr ama yönü farklı.
Kimi yukarı taşıyor, kimi yerinde saydırıyor, kimi de bile bile aşağı çekiyor.
Buyurun…
Bu haftanın havacılık alanındaki memleket manzarası….
HAVAİST ve %32 meselesi
Bazıları maaş zammını “gider kalemi” görür.
Bazıları ise “insan” görür.
HAVAİST ikinci grupta.
%32 zam…
Öyle böyle bir rakam değil.
“Biz buradayız” diyen bir oran.
Enflasyon konuşulurken, hayat pahalılaşırken,
“idare edin” denilen bir ülkede,
“Hak ediyorsunuz” demek kolay iş değildir.
İstanbul Havalimanı…
Dünyanın gözü üstünde.
Gece gündüz.
Kar, yağmur, sis, trafik, stres.
Bu hizmeti veren kim?
Otobüs değil.
Direksiyon başındaki adam.
Operasyonu yöneten ekip.
HAVAİST şunu yapmış:
“Bu işi bu insanlar sırtlıyor” demiş.
Bravo.Helal olsun.
Çünkü motivasyon dediğin şey,
sloganla değil, bordroyla olur.
Hava-İş ve TİS beklentisi
Toplu İş Sözleşmesi…
Kâğıt değil.
Aidiyet meselesi.
İkinci görüşme bitmiş.
Masada hâlâ umut var.
Ama şunu herkes bilmeli:
Havacılık personeli “bekleyelim” insanı değildir.
Uçak beklemez.
İnsan da fazla beklemez.
Aidiyet kaybolursa ne olur?
İlk giden motivasyon olur.
Sonra tecrübe.
Sonra kalite.
Umarım bu TİS,
“İdare eder” değil,
“Hakkaniyet” üretir.
Yoksa bu sektör,
en pahalı şeyi kaybeder:İnsanını!
Çelebi’ye de helal olsun
Şimdi adil olalım.
Çelebi%20 zam yaptı.
Yetmez mi?
Bazısına göre az.
Bazısına göre normal.
Ama burada kritik detay şu:
Sadece maaş değil…
Yemek 510 TL.
Dil primi artmış.
Sorumluluk primi artmış.
Yani diyor ki:
“Ben seni sadece saymıyorum, görüyorum.”
Bu da önemlidir.
Bu ülkede bazen “zam yaptık” deyip
üç ay sonra ödeyenler varken,bu da bir duruştur.
Eleştiririz ama hakkı da teslim ederiz:
Helal olsun.
PİLVAK, TALPA ve Dayanışma
Gözlerime inanamadım.
PİLVAK…
Sadece yeni bir tesis açmamış.
Bir vizyon açmış.
“Pilotlar kapalı devre yaşasın” dememiş.
“Gel doktor, gel gazeteci, gel kamu” demiş.
Bu çok kıymetli.
Tolga Hakan Çakıter çok doğru söyledi:
Burası masa değil, akıl üretme merkezi.
TALPA Başkanı Okan Üreksoy da oradaydı.
Bu fotoğraf önemlidir.
Çünkü şunu gösterir:
Dayanışma varsa,kimse önünde duramaz.
PİLVAK + TALPA…
Bu sinerji,havacılığın geleceğine yön verir.
Helal olsun.
Devamı gelsin.
Bu sektörün buna ihtiyacı var.
Sani Şener ve kelepçenin ağırlığı
Ve geldik işin can alıcı yerine…
Lyon Havalimanı.
Sani Şener.
Türk havacılığının yüz akı.
Uluslararası saygınlığı olan bir isim.
Ne oluyor?
Geçici gözaltı.
Dosya?
2007.
Tunus.
Arap Baharı öncesi.
Sani Şener ne zamandır TAV’da değil?
2022’den beri yok.
Çağırsan gider.
Sorarsan anlatır.
Ama ne yapılıyor?
Havalimanında alıkoyma.
Bunun adı nedir biliyor musunuz?
İtibar suikastı.
Kibar olmaya gerek yok.Adı bu.
Bir kelepçenin ağırlığı,sadece bileğe değil,ülkenin itibarına takılır.
Sonra soruyoruz:
Bu mu Avrupa’nın adaleti?
Bu mu hukuk devleti?
Bu mu orantı?
Yoksa…
İşin altında başka şeyler mi var?
Sormak suç değil.
Susmak daha büyük suç.
Bu hafta bize şunu gösterdi:
İnsana yatırım yapan kazanır.
Masayı ciddiye alan ayakta kalır.
Dayanışma varsa umut vardır.
İtibar ise bir kere zedelenirse,kolay toparlanmaz.
Yeni hafta…
Yeni sınavlar…
Bakacağız.
Yazacağız.
Susmayacağız.
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Yorumlar