26 Ocak 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]

Bir havalimanı hastanesinden yeşil pasaporta, pas geçmeden sadaka promosyonuna

Bazı yerler vardır…

Gitmeden anlamazsınız.

Bazı sistemler vardır…

Kâğıt üstünde kusursuzdur ama içinde insan yoktur.

Bazı kararlar vardır…

Çok mantıklı anlatılır ama adaletle ilgisi yoktur.

Geçen hafta İstanbul Havalimanı’ndaki Medicana Airport’a gittim.

7 Nolu giden yolcu katından direkt gidip YOTEL’in hemen yanında.

Misafir olarak değil.

“Şöyle bir bakayım” diye hiç değil.

Kendimi kötü hissettiğim için…



Uçağa yetişmek için dakikalarla yarışan yolcuları düşünün.

Uzun vardiyadan çıkan kabin ekiplerini.

“Bir şeyim yoktur” deyip kontrolü erteleyen pilotları.

Ve bir acil durumun ne zaman kapıyı çalacağını kimsenin bilmediği bir ekosistemi…

İşte tam bu yüzden oradaydım.



Kapıdan içeri girdiğiniz an klasik hastane algısı yıkılıyor.

Kalabalık yok.

Kargaşa yok.

Sessiz ama ölü değil.

Bir kule gibi, bir kokpit gibi.

Herkes ne yapacağını biliyor.

Kimse panik değil.

Zaman burada lüks değil; operasyonel gerçek.



Acil servis,

Göz hastalıkları,

İç hastalıkları,

Kulak Burun Boğaz branşları aktif, Kardiyoloji, Göğüs Hastalıkları,Dermatoloji ve Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanlarınında 2026 ilk çeyrekte hizmete başlayacağı bilgisini aldım.

Laboratuvar, EKG, odyometri, radyoloji, akciğer fonksiyon testleri, diyetisyen…

Allah’ım A’dan Z’ye her şeye baktılar. Kan testleri, akciğer filmleri, dahiliye uzmanları, göz hekimleri, EKG, akciğer fonksiyon testi… Arkadaş yok yok.

Hız var ama acele yok.

Disiplin var ama soğukluk yok.

Bilgi var ama ukalalık yok.

Ve şunu net söylüyorum:

Havalimanı hastanesi kesinlikle bir lüks değil, Günde 100 bini aşkın sivil havacılık emekçisi ve 250 bini aşkın yolcu için çok iyi düşünülmüş ve planlanmış.

Bildiğim kadarı ile uzman dallar ile hizmet veren dünyada ilk havalimanı olma özelliğini de taşıyor.

İGA’da hemde terminal binasının içinde böyle bir sağlık merkezinin olması muazzam bir şey.

Üstelik özel sağlık sigortaları ile de anlaşmaları var. Daha ne olsun?

Bu hastane, havacılığın görünmeyen ama en hayati güvenlik katmanlarından biri.

Pilot için.

Kabin ekibi için.

Yolcu için.

Yoldan geçen herkes için.

Beyaz önlükler, pist kadar kritik.

Teşekkürler Medicana Airport Ailesi.

Şimdi gelelim asıl can sıkan meseleye…

YEŞİLMİŞİK

Avrupa Birliği kulislerinde konuşulanlara bakıyorsunuz…
“Yeşil pasaportlulara vize mi geliyor?”

E ne bekliyorduk?

Türkiye’de yeşil pasaportlu sayısı 2 milyonu geçti deniyordu.
Şimdi konuşulan rakamlar 7 milyon.

Son hamle ne?
15 yılını dolduran mühendis ve mimarlara da yeşil pasaport.

Peki soruyorum:

Yıllardır kokpitte olan pilot?
Kabin memuru?
Operasyonun mutfağında çalışanlar?

Onlara neden yok?

Karşı mıyım mimar ve mühendise?
Asla.
Ama işin göbeğinde olanlar niye yok?

Sonra Avrupa diyor ki:
“Bir dakika…”

Ee ben ne anladım bu işten?

Yeşil pasaport verdikçe yeşil pasaportun anlamı kalmıyor.
Sonra vizesiz gidilen kapılar kapanıyor.
Bedeli kim ödüyor?
Yine sahadaki insanlar.

BİR NEFES ALALIM

İGA’da açılan Beyazıt Öztürk sergisi…
Gerçekten çok iyiydi.

Özellikle o tekerlekli sandalye beni çok etkiledi.
Kamusal alanda sanat olur mu?
Olurmuş.

Konveyör, bagaj, hafıza…
Güzel işti.
Emeği geçenlerin yüreğine sağlık.

Ama madem havalimanları artık şehir…
Bir önerim var.

Keşke bazı alanlara:
Bir basket potası…
Bir masa tenisi…

Yolcu için değil sadece.
Personel için.

İGA ne der bilmiyorum.
TAV ne der bilmiyorum.
Sabiha Gökçen ne der bilmiyorum.

Ama denemeye değmez mi?

Şimdi gelelim havacılığın en yanlış anlaşılan meselesine:

PAS GEÇ-ME

Birileri sanıyor ki…
Pas biletle uçan herkes pilotoji profesörü

“Bak bu havayolu indi.”
“Bu daha büyük şirket ama inmedi.”

Evet.
İnmedi.
Çünkü büyük şirket emniyeti bilir.

Checklist mi eksik?
Pas geç.

Yakıt mı gidiyor?
Gitsin.

Emniyetin “E”sinden haberi olmayanlar konuşuyor.

Bunlara da bu büyük dediğimiz şirketler çanak tutuyor.

Pas bilet verip, üstüne reklam çakıp bir de hayatlarına upgrade yapıyorlar.

LOW-COST MESELESİ

Yahu size her şeyi ücretle satacaklar.
Çünkü o hizmetleri vermedikleri için bilet ucuz.

Su mu istiyorsun?
O zaman low-cost uçmayacaksın.

Bu kadar basit.

Halen bu olayı anlayamamışlar var. Pegasus ve Ajetlow-cost şirketler.

En doğal hakları bu. Haaa daha ağır bir şekilde anlamak isterseniz de buyurun Ryanair ile uçun.

VE GELELİM DHMİ maaş promosyonu

100 bin TL.
3 yıl.

Kusura bakmayın ama…
Bu teklif sadaka.

Rekabet mi var?Yok.

Şeffaflık mı var?Yok.

Diğer sendikalar nerede?Sessiz.

Kim tepki gösteriyor?
Varlıkları ile gurur duyduğum HTK-SEN.

Net.
Açık.
Masaya yumruğunu koymuş.

Bu iş çözülecekse
HTK-SEN çözer.

Promosyon herkese eşit olmaz.
5 birim alanla 3 birim alan aynı parayı alamaz.
Bu matematik değil, adalet meselesi.

Rekabet Kurumu yolu açık.
Ombudsman yolu açık.

Sonuna kadar HTK-SEN’in yanındayım.

***

Bu ülkede sorun sistem değil.
Sorun, sistemin mutfağında olanların yok sayılması.

Yeni haftada güzel haberlerle yazmak isterim.
Ama gerçekler böyleykensüsleyemem.

Pas geçiyorum.
Ama emniyet için.

Herkese güzel ve sağlıklı bir hafta dilerim.

Serdar BAŞAĞAOĞLU

[email protected]

Bir havalimanı hastanesinden yeşil pasaporta, pas geçmeden sadaka promosyonuna

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000