19 Ocak 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]

Acil mi dediniz, acele mi geçtiniz?

Uçak iner.İnmez.Pas geçer.Bir daha pas geçer.

Geçtiğimiz haftalarda başımdan geçen bir Sinop macerasını sizlerle paylaşmıştım.

Saat 19:10 civarı İstanbul’dan kalkış.

İki pas geçme.

“Minimum yakıt seviyesi” denilmiş,

Ve uçak Samsun Çarşamba’ya inmişti. Buraya kadar söylenecek hiçbir şey yok.

Havacılık açısından tek bir itiraz yok. Her şey normal. Pas geçmek bu işin doğasında var. Emniyet her şeyin üzerindedir.

Ama…

Bu acil iniş mi?

Planlı divert mi?

Zorunlu iniş mi?

Yakıt kritiği nedeniyle mecburi bir karar mı bunu bilen yok. Üst yönetime bile yanlış bilgi iletiliyor. Kaldı ki tazminat talebime gelen resmi yanıtta da “acil iniş” yazıyor.

Neyse yaşadıklarımı tekrar yazmayacağım. Ama isteyen olursa “2025’in muhasebesi ve bir gecelik memleket gerçeği” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz. 2025’in muhasebesi ve bir gecelik memleket gerçeği

Ve gelen yanıt şu:

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı yönetmelik doğrultusunda, havayolu şirketleri, elinde olmayan nedenlerden dolayı gerçekleşen uçuş aksaklarına tazminat ödemesi gerçekleştirmemektedir. Bu nedenle tazminat talebinizi olumlu değerlendiremediğimizi bildirmek istiyoruz.

Bununla birlikte, bekleme esnasında size hizmet verilemediyse, bu sürede yaptığınız harcamaya ait faturayı, geri bildirim sayfamızdan “Önceki geri bildirim” seçeneğini işaretleyerek bize iletebilirsiniz. Faturanızı inceleyip en kısa sürede sizi ödemeyle ilgili bilgilendireceğiz.  

Şimdi buradan soruyorum:

-Yağmur altında yürümenin faturası nerede kesiliyor?

-Aç kalmanın fişi hangi kasadan alınıyor?

-Gece 02:00’de kapalı havalimanına indirmenin belgesi var mı?

 

Birde “Son varış noktasına güvenle ulaştırdık” deniyor.

Pekişoförün inisiyatifinde gittiğimiz, kapalı olan, taksisi ve servisi olmayan Sinop havalimanı mı son varış noktası? Adam bizi zorla otogarda bırakıyordu. Haberiniz var mı?

Yazık gerçekten.

Servisler meselesi

Aynı hafta…
Kuzey Marmara Otoyolu.
Kar.Buz.
Servis devriliyor.

11 kişi yaralı.
Şans eseri ölü yok.

Ama bu EFATUR’un ilk hikâyesi değil.
Geçmişte bir havayolu çalışanına silah çeken servis şoförü vakası hâlâ hafızamda.

Demek ki neymiş?
Servis dediğin şey, “ulaşım” değil sadece.
Can taşıyor.

Denetim lafla olmaz.
“İnceliyoruz” demekle olmaz.
Bir facia olunca hatırlanan bir başlık olmamalı.

Ve Esenboğa…

Bir de güzel haber var.
Hakkını teslim edelim.

Ankara Esenboğa’nın
– 3. pisti
– Yeni kontrol kulesi
– Kargo apronları
– ARFF istasyonu
19 Ocak’ta açılıyor.

3 bin 750 metre pist.
77 metre kule.
41 bin metrekarelik altyapı.

Emeği geçenlere bir yurttaş olarak teşekkür ederim.
Bu ülkenin betona değil, akla yatırımı önemlidir.
Esenboğa bu anlamda doğru bir örnek.

***

Uçak indirirsiniz.
Pist yaparsınız.
Kule dikersiniz.

Ama iletişimi indiremiyorsanız…
Yolcuyu sahipsiz bırakıyorsanız…
“Acil” kelimesini her yere sürüp sorumluluktan kaçıyorsanız…

İşte orada sorun pistte değil, zihniyettedir.

Gökyüzü affeder.
Ama yolcu unutmaz.

Haftaya görüşürüz.

Serdar BAŞAĞAOĞLU

[email protected]

Acil mi dediniz, acele mi geçtiniz?

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000