Batı kültüründe “Halkların eğitimi” denince, bireylerin değil toplumun tamamının bilinçlenmesini, gelişmesini ve güçlenmesini hedefleyen geniş bir eğitim anlayışı akla gelir. Farklı düşünürler (örneğin Paulo Freire gibi) bu konuda çeşitli ilkeler ortaya koymuştur. Genel kabul gören yaklaşımlardan yola çıkarak 10 temel ilkeyi şöyle özetleyebiliriz:
1. Eşitlik ve Erişilebilirlik
2. Yaşam Boyu Eğitim
3. Toplumsal İhtiyaçlara Uygunluk
4. Eleştirel Düşünme
5. Katılımcılık
6. Kültürel Uyum ve Kimlik
7. Uygulamalı ve İşlevsel Bilgi
8. Demokratik Değerler
9. Bilimsel ve Akılcı Yaklaşım
10. Toplumsal Dönüşüm ve Gelişim
Japon kültüründe ise bu ilkeler çok farklı bir şekilde karşımıza çıkar. İşte Japonya’da2011 yılında meydana gelen FukushimaDaiichi Nükleer Felaketi’ndeki tavırları:
1. Ağırbaşlılık
2. Onur
3. Yetenek
4. Erdem
5. Düzen
6. Özverili
7. Duyarlılık
8. Eğitim
9. Medya
10. Vicdan
Ülkeleri dev bir afete uğramış durumdaki Japon vatandaşlarından dünyanın alacağı çok dersler var.
Bu dersler okullarda verilmez. Buna kültür denir ve bu birikim asırlar boyu devam edegelen bir tavrın birikimi yani kültürüdür.
Her ülkenin, her devletin, her toplumun birikimi farklıdır. Geçmişlerinden gelen tavırlar, anlayış ya da anlayışsızlıklar böylece ortaya çıkar. Güç altında yaşamış, her güce boyun eğmiş, güdülmeye alışmış toplumlar bu tavırlarını yerine göre kullanırlar. Bizler asli gücümüzü hep ortak tehlikelere karşı kullandık. Cehaletimiz ise bizim ortak tehlike kavramının geleceğe yönelik olduğu konusunda hiçbir ipucu vermedi.
Her ülkenin yetisi ve yetenekleri, eski deyimle hasletleri ayrıdır. Genlerden ve doğal olarak coğrafyadan gelen bu özellikler ile barışık yaşamalıyız. Kültürümüze giren bize ait olmayan her ne ise zamanla eriyip gidecektir ama genlerimizde olan her ne ise hep kalacaktır.
Değişime olan tavrımız hep açık olmuştur. Yeni bir savaş silahı olan top, ilgimizi çekmiş ve Fatih, Macar ustaya top döktürmüştür. Buraya kadar her şey güzel. Bu tavır bizim göçebe olduğumuzun delilidir. Yerleşik düzende olan bir kültür topu bulup yapıyor ve biz bundan yararlanıyor iken neden kendimiz de bu topu dökecek sanayii kurmuyoruz diye sormayarak geçmişimizle övündüğümüzü sanıyoruz.
Bakınız Türkler hangi teknolojilerin kaşifleridir:
1. At Kültürü ve Üzengi (Eyer Teknolojisi)
Türkler atı en etkili kullanan toplumlardan biridir.Üzengi (eyer demiri) geliştirildi ve yaygınlaştırıldı.Bu buluş savaşta dengeyi artırdı ve süvari savaşını devrimsel şekilde değiştirdi.
2. Kompozit Yay (Gelişmiş Ok-Yay Teknolojisi)
Ahşap, kemik ve sinirden yapılan güçlü yaylar üretildi.Küçük ama çok güçlüydü (uzun menzil + yüksek isabet).Bozkır savaş taktiklerinin temelini oluşturdu.
3. Yurt (Çadır)
Taşınabilir, kurulumu hızlı ve dayanıklı çadır sistemi geliştirildi.Isı yalıtımı oldukça iyiydi.Göçebe yaşamın en önemli “mimari buluşu” sayılır.
4. Onluk Askerî Sistem
Ordu 10, 100, 1000, 10.000 şeklinde düzenlendi.Bu sistem daha sonra birçok devlet tarafından örnek alındı (örneğin Cengiz Han döneminde de kullanıldı. Onbaşı, Yüzbaşı, binbaşı hala kullanılır).
5. Töre (Yazısız Hukuk Sistemi)
Toplumu düzenleyen güçlü bir hukuk sistemi vardı.Adalet, eşitlik ve disiplin ön plandaydı.Devlet yönetiminde büyük rol oynadı.
6. Metal İşçiliği (Demircilik)
Demir işleme konusunda çok ileriydiler.Silah, zırh ve günlük araçlar üretildi.Ergenekon Destanı’nda bile demirin eritilmesi anlatılır.
7. Hayvancılık ve Üretim Teknikleri
Süt ürünleri (yoğurt, kımız) geliştirilip yaygınlaştırıldı.Deri işleme ve tekstil gelişmişti.
8. Göçebe Lojistik ve Haberleşme
Uzun mesafelerde hızlı hareket ve haberleşme sistemleri kuruldu.Atlı ulak sistemi sayesinde iletişim sağlandı.
9. Orhun Alfabesi
Türklerin bilinen ilk alfabesidir.Orhun Yazıtları ile yazılı kültür oluştu.
Sen bu buluşlarla dünya lideri olmadı isen, kendi tarihini bilmediğin için olabilir ancak. Lojistik kitabımdaki önsöz ile konuyu kapatalım:
1950’li senelerde 5 Amerikalı Türkiye’ye gelir. Biri General, dördü de bilim adamıdır. Bir çevirmen yanlarına alarak 1516 senesinde Yavuz Sultan Selim’in sefere gittiği yolu yayan olarak takip edeceklerini söylerler. Bizimkiler sorar “Neden? Diye.
“Çünkü Yavuz, iki çöl geçip üç savaş vermiş ve bunu 60.000 asker, hayvan ve malzeme kullanarak gerçekleştirmiş, asker ile hayvanlarının yemek, içecek, temizlik ve ilgili malzemelerini eksiksiz sağlamış, geriye aynı yoldan döneceği için de geride zararlı atık bırakmamış. Bunu nasıl yaptığını inceleyeceğiz.”
Bu inceleme sonucu 1960’larda TSK Lojistik yapılanmasını NATO çerçevesinde gerçekleştirmiş, dedelerinin 450 sene önce yaptıklarını başkalarından öğrenmek zorunda kalmıştır.
Geçmişini bilmeyenler geleceklerini kuramazlar.
Yorumlar