17 Ağustos 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]
  • Thy güya yerli ve millici iktidarın çiftliği bir şirket hal böyleyken de ülkenin insanlarına iş vermesini bekliyoruz elin adamına değil. Bu arada pilot olun gidin elin adamına size iş veriyor mu görelim, verse bile oturum ve çalıṣma izni istiyor. Dünyada kendi insanına bizim kadar düşman, haset, kıskanç başka millet zor bulunur. Bu kafayla ileri gideceğiz öyle mi???
  • Maalesef THY nın yetkilisi 2027 dahil pilot ihtiyacımız yok dedi .Büyük hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bekliyoruz ki bu kadar vasıflı gençler bilgi ve becerilerini unutmadan sevdikleri işi yapmaya başlasınlar.
  • Bir öğrenci pilot velisi olarak yazınızı büyük bir dikkatle okudum. Bugüne kadar çocuklarımızın yaşadığı bu belirsizliği ve ailelerin yaptığı büyük fedakârlıkları bu kadar açık şekilde dile getiren çok az kişi oldu. Evlatlarımız hayallerine ulaşabilmek için yıllarını verdi, biz aileler de maddi manevi bütün imkânlarımızı seferber ettik. Şimdi yüzlerce genç lisansları ellerinde, umutla bir kapının açılmasını bekliyor. Sayın Serdar Başağaoğlu’na özellikle teşekkür etmek istiyorum. Sadece büyüyen filoları ve açıklanan hedefleri değil, o uçakların kokpitine oturmayı bekleyen gençleri de hatırlattığınız için… “Bir pilotu yetiştirmek yetmez, önüne uçabileceği bir kokpit de koymak gerekir.” Meselenin özeti aslında tam olarak budur. Bir anne/baba olarak tek isteğimiz çocuklarımıza ayrıcalık tanınması değil; emeklerinin karşılığını alabilecekleri adil bir fırsat verilmesidir. Kaleminize sağlık, sesimizi duyurduğunuz için teşekkür ederiz.
  • Çocuğuna pilot olsun diye o özel eğitim okullarına yazdıranları gerçekten anlamak imkansız? Thy ile sözleşmeniz mi var sen okut ben işe alacağım diye? Hiç bir sektörde öyle bir anlaşma yok ben okudum öğretmenliği hadi devlet bana okul bulsun yok arkadaş benim çocuğum şimdi öğretmenlik kazansa inşaat mühendisliği kazansa ben okutmam 1 sene daha beklesin. 4 sene ben o okulu besleyeceğime gitsin tornacının yanında oto tamirhanesinde 4 sene bedava çalışsın 4 senenin sonunda işsiz diplomalı olacağına meslekli bir diplomasız olur
  • Ülkemizin yaşadığı şartlar belli .. ama pilot içinde soğan 80 lira örneği hiç hoş olmamış. Anneler, babalar, pilot olan gençler kolaycılıktan vazgeçmeliler. Alternatif planları nedir? Bu uçuş okullarının tamamı ticari kuruluş. Alır parayı mezun eder.
  • Bu sene, türk dili ve edebiyatı öğretmenliği için 58 kişilik kontenjan açıldı. Ve yine bu sene, ilgili bölümden toplam 3680 kişi mezun oldu. Türkiyede ticari-aktif pilot lisansı olan kişi sayısı ise, 2024 yılından 2025 yılına kadar tam 1 sene içerisinde 1520 kişi artmış ve, 2025 yılına baktığımızda ise 1600 ün üzerinde pilot, iş bulmuş ve çalışmaya başlamış. Şimdi, bu ülkede mağdur kim? Bugün pilotaj eğitimi veren sadece 1 devlet üniversitesi olduğunu ve bu okulun ise yıllık 10 kişiden az öğrenci kabul ettiğini de bilerek, söyleyebilirim ki burada mağdur gösterilen kitlenin büyük bir çoğunluğu gerçekten varlıklı ailelerin mensupları, işte bu yüzdendir ki sesleri, mezun olmuş ve işsiz bekleyen onbinlerce öğretmenden daha gür çıkıyor.
  • 800 uçak iyi de operasyon nasıl ve kimlerle yapılacak,onca uçağı tek bir base'den idare etmek akıl işi mi? Alınan her uçak ithalat,cari açık,dış borcun artması demek. Bedelini de tasarruf et denilen vatandaş ödüyor.Iktidar güdümündeki yöneticiler eleştiri ve sorgulamaya kapalılar,onlara ağam,paşam diyen makbul. Çalışan konusuna gelince şirketlere para ve itibarı çalıṣanlar kazandırır biz hala işsizlikle tehdit,baskı,haksızlık peşindeyiz. Turizm konusunda da sorun sadece ekonomik değil,plajlar halkın değil,her yer beton,mafya, kazıkçı,fırsatçı taksici,esnaf, otelci oldukça,huzur,düzenolmadıkça daha çook insan başka yerlere gider Türkiye üretsin,satsın herkes ister de insana değer,önem verilmeyen,en ucuz şeyin insan olduğu,adalet,hak, hukuk,eğitim,liyakatin olmadığı, torpil,hemşehricilik,bölgecilik, particiliğin tavan yaptığı yerde olumlu ne olur ki?
  • Merhaba, sürekli uçuş okullarından mezun olan çocukların kokpite ulaşamadığı açıkta kaldığı yönünde haberler yazıyorsunuz. Peki diğer mesleklerde aynı durum yok mu? Yıllarca atama bekleyen öğretmenler örneğin. Burada tercih tamamen çocuğun ve ailenin. THY, Pegasus vb. Hiç bir kurumun sorumluluğu olduğunu düşünmüyorum. Kişilerin ciddi paralar verip beklenti içine girmeleri kendi sorumluluklari ve degerlendirmeleridir.
  • Thy hayir kurumu mu , ulkede yetisen pilotlari bunyesine calisan olarak alsin, kendi sistemini kurmus pilotunu yetistiriyor , bu nasil bir mantik anlamiyorum
  • Kalemine sağlık Serdar Kardeşim.

800 Uçak, Yüzlerce İşsiz Pilot ve Boşalan Cepler

Geçen hafta yine hızlı geçti.

Uçaklar geliyor.
Terminaller büyüyor.
Yeni hatlar açılıyor.
Yeni hedefler açıklanıyor.

Güzel.

Ama bazen rakamlara bakarken insanı unutuyoruz.

***

Türk Hava Yolları’nın hedefi büyük.

Bugün yaklaşık 550 uçak.

Yarın?

800 uçak.

Dünyanın dört bir yanına uçuyoruz.

Daha da uçacağız.

Türk Hava Yolları büyüyor.

Büyüsün.

Gurur duyarız.

Ama...

Uçağın kendi kendine uçmadığını da unutmayalım.

THY yönetimi pilot ihtiyacını büyük ölçüde kendi akademisinden karşılamayı planlıyor.

TAFA’da yaklaşık 250 öğrenci pilot var.

Kapasitenin 350’ye çıkarılması hedefleniyor.

Uçak teslimatları da gecikiyor.

Dar gövdede altı ay.

Geniş gövdede 12 aya varan gecikmelerden söz ediliyor.

Dolayısıyla şirket, 2026 ve 2027 sonuna kadar dışarıdan ilave pilot alımına ihtiyaç duymayacağını öngörüyor.

Şirket açısından bakarsanız...

Planlama.

Maliyet.

İnsan kaynağı.

Standardizasyon.

Hepsinin mantığı var.

Peki genç pilot açısından bakarsanız?

Türkiye’de yıllarca uçuş okulları açıldı.

Gençlere pilotluk hayali satılmadı belki ama pilotluk hayali kurmalarının önü sonuna kadar açıldı.

Aileler imkanlarını zorladı.

Kimi ev sattı.

Kimi kredi kullandı.

Kimi yılların birikimini ortaya koydu.

Çocuklar okudu.

Uçtu.

Lisansını aldı.

Sonra?

Kapının önünde beklemeye başladı.

Şimdi doğal olarak sormak gerekiyor.

Bu gençler ne olacak?

Madem sektörün pilot ihtiyacının önemli bölümü şirketlerin kendi akademilerinden karşılanacak...

Bağımsız uçuş okullarından mezun olacak yüzlerce gencin istihdam projeksiyonu nedir?

Uçuş okullarının kapasitesiyle havayollarının gerçek pilot ihtiyacı arasında bir planlama yapılıyor mu?

Pilot lisansı vermekle mesele bitiyor mu?

Bence bitmiyor.

Çünkü mesele yalnızca kokpite pilot yetiştirmek değil.

O pilotun önüne bir kokpit koyabilmek.

Gençlere “Oku” deyip...

Sonra “ihtiyacımız yok” demek...

Sosyal açıdan üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele.

Milli havayolumuz büyürken, bu ülkenin kendi imkanlarıyla yetişmiş gençlerine de mümkün olduğu ölçüde kapı açmasını istemek herhalde çok şey istemek değildir.

***

Bir de basın toplantısı meselesi var.

AirportHaber’in yine davetliler arasında olmaması dikkatimi çekti.

Açık söyleyeyim.

Canımı sıktı.

Bir yayın organının haberlerini beğenmeyebilirsiniz.

Eleştirilerini sert bulabilirsiniz.

Yazdıklarından rahatsız olabilirsiniz.

Cevap verirsiniz.

Tekzip edersiniz.

Eleştirirsiniz.

Ama gazeteciliğin en temel işlevlerinden biri zaten soru sormaktır.

Basın toplantısı dediğiniz şey yalnızca sizi alkışlayacak insanların bulunduğu salon olmamalı.

Eleştiren de gelecek.

Zor soru soran da gelecek.

Hoşunuza gitmeyen soruyu soran da gelecek.

Çünkü basın toplantısının anlamı budur.

AirportHaber’in neden davet edilmediğini tahmin edersiniz bu sebeple. Belki bu yönetimle değişir demiştim, olmadı…

Ama ortaya çıkan görüntü hoş değil.

Doğru söyleyeni kapıdan uzak tutarsanız...

Sorular ortadan kalkmaz kardeşim.

Sadece kapının dışında sorulur.

***

Gelelim kokpite.

Son günlerde THY pilotları arasında bir başka konu konuşuluyor.

Maaşlar.

Daha doğrusu ücretleri oluşturan bazı kalemler.

Özellikle uçuş tazminatlarında düzenleme yapılacağı yönünde kulisler var.

Altını çiziyorum:

Henüz açıklanmış kesin bir karar yok.

Oran yok.

Takvim yok.

Dolayısıyla gerçekleşmiş bir uygulamayı değil, çalışanlar arasında konuşulan bir iddiayı tartışıyoruz.

Ama bazen söylenti bile önemlidir.

Çünkü çalışan nezdinde belirsizlik yaratır, kafaları bulandırır….

Körfez’deki savaş havacılığın maliyetini artırdı.

Yakıt pahalı.

Operasyon pahalı.

Risk pahalı.

Uçağın lastiğinden motoruna...

Finansmanından sigortasına...

Her şey para.

Havayolu yönetimlerinin maliyet hesabı yapması gayet doğal.

Ama tasarruf cetvelini açarken dikkat edilmesi gereken bir satır var.

İnsan.

 

Pilot dediğiniz kişinin,

Bayramı tarifeye bağlı.

Yılbaşı tarifeye bağlı.

Uykusu tarifeye bağlı.

Çocuğunun doğum günü tarifeye bağlı.

Gece uçuyor.

Sabah uçuyor.

Kış uçuyor.

Yaz uçuyor.

Bir gün İstanbul.

Ertesi gün Tokyo.

Sonra Lagos.

Sonra New York.

Beden İstanbul saatinde.

Kafa başka saat diliminde.

Valiz zaten kendisinden daha fazla seyahat ediyor.

Kabin memuru farklı mı?

Değil.

İnsanlar sizin tatiliniz başladığında çalışmaya başlıyor.

Siz koltuğa oturuyorsunuz.

Onlar mesaiye başlıyor.

Siz uyuyorsunuz.

Onlar ayakta.

Dolayısıyla şirketlerin maliyet baskısını anlıyorum.

Ama pilotun, kabin memurunun ve operasyonun yükünü taşıyan personelin aidiyet duygusunu kaybetmek...

Excel tablosunda hesaplanamayacak kadar pahalıya mal olabilir.

 

Üstelik hayat zaten pahalı.

Soğan 100 lirayı görüyor.

Mazot 80 lirayı geçti.

Eskiden...

“Ben hep 50 liralık alıyorum zaten”diyenler vardı…

Ahhh ahh...

Sizi ne güzel hatırlıyoruz!

Bugün pompacıya 50 liralık deseler, herhalde arabanın camını siler, yollar.

***

Şaka bir yana...

Hayat pahalılığı hepimizin belini büküyor.

Pilotun da.

Kabin memurunun da.

Teknisyenin de.

Yer hizmetleri çalışanının da.

Gazetecinin de.

Esnafın da.

Bu nedenle çalışan ücretlerinde yapılacak her düzenlemenin yalnızca bilanço tarafından değil, çalışanın motivasyonu, yaşam maliyeti ve uluslararası rekabet koşulları tarafından da değerlendirilmesi gerekir.

Yapmayın derim.

İnsandan tasarruf...

Bazen en pahalı tasarruftur.

***

İstanbul Havalimanı tarafına geçelim.

Orada tablo başka.

Jetex aldı başını gidiyor.

Medicana Airport Medical Center peş peşe yeni hizmetler devreye alıyor.

Sağlık merkezi büyüyor.

Yolcuya yönelik medical eskort ve doktor refakati gibi hizmetler başladı.

Yeni branşlar geliyor.

Özel sağlık sigortalarıyla anlaşmalar genişliyor.

Üzerine Hilton da açıldı.

Oldu mu?

Oldu.

Havalimanı değil adeta küçük bir şehir.

Uçak var.

Otel var.

Sağlık var.

Özel havacılık var.

Lojistik var.

Alışveriş var.

Yeme içme var.

Dünyanın dört bir yanına bağlantı var.

Yıllardır bir laf var ya...

“Almanlar bizi kıskanıyor.”

Almanlar bizi genel olarak kıskanıyor mu bilmiyorum ve hiç zannetmiyorum.

Ama İstanbul Havalimanı’nı gördüklerinde içlerinden...

“Bunu iyi yapmışlar.”diyorlarsa şaşırmam.

Çünkü iyi yapılan işe iyi demek lazım.

Eleştirmek ne kadar gazetecilikse...

Başarıyı teslim etmek de o kadar gazeteciliktir.

***

Ama havalimanından çıkıp turizm bölgelerine doğru gidince...

İşin rengi değişiyor.

Turizmde alarm zilleri duyuluyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin mecralarında bile Mısır tatili reklamlarını görüyorsunuz.

İnsan ister istemez düşünüyor.

Turist neden Türkiye'yi değil başka ülkeyi seçiyor?

Türk vatandaşı neden kendi sahillerinde tatil yapmak yerine alternatif ülkelere bakıyor?

Cevabı sadece reklamda aramayın.

Cüzdanda arayın.

Çünkü ekonomi sadece TÜİK tablosu değildir.

Ekonomi sokaktır.

Kasadır.

Pazardaki poşettir.

Restorandaki boş masadır.

Oteldeki boş odadır.

Yazın ortasında klima satamayan beyaz eşyacı varsa...

Denizin dibinde şezlongu boş kalan işletmeci varsa...

Piknik alanının yanında et satamayan kasap varsa...

Akşam servisinde masaları boş kalan restoran varsa...

Sezon ortasında oda fiyatını düşürdüğü halde rezervasyon alamayan küçük otel varsa...

Dondurmacının önünde kuyruk yoksa...

Çarşıdaki esnaf akşam siftah hesabı yapıyorsa...

Taksici müşteri bekliyorsa...

Mağazacı vitrine bakıp içeri giren insan arıyorsa...

Sorun sadece turizm değildir.

Sorun satın alma gücüdür.

İnsanların dışarıdaki ayak sesi azaldı.

Çünkü para ses çıkarmıyor artık.

Cep sessiz.

Kart dolu.

Limit dolu.

Vatandaş hesabı biliyor.

Kahve içmeden önce düşünüyor.

Yemeğe çıkmadan önce düşünüyor.

Tatile gitmeden önce üç kere düşünüyor.

Sonunda...

Evde oturuyor.

Peki reçete?

Bence şaşırtıcı değil.

Üreteceğiz.

Ama lafla değil.

Fabrikayla.

Makineyle.

Teknolojiyle.

Yazılımla.

Uçakla.

Motorla.

İlaçla.

Tarım ürünüyle.

Katma değerle.

Sadece tüketerek zenginleşen ülke yok.

Birbirimize ev satarak...

Birbirimize otomobil satarak...

Birbirimize kahve satarak...

Birbirimize hizmet faturası keserek...

Bir yere kadar.

Dünyaya satacağız.

Döviz kazanacağız.

İyi üreteceğiz.

Kaliteli üreteceğiz.

Marka yaratacağız.

Fabrika kuracağız.

Genç mühendise iş vereceğiz.

Teknisyene iş vereceğiz.

Pilota kokpit vereceğiz.

800 uçak hedefliyorsak...

800 uçağı uçuracak insanı da düşünmeliyiz.

Milyonlarca turist hedefliyorsak...

O turistin neden Türkiye’ye geleceğini de düşünmeliyiz.

Dev havalimanları yapıyorsak...

O havalimanlarından dünyaya satacağımız ürünleri de düşünmeliyiz.

Çünkü mesele sadece uçmak değil.

Nereye uçtuğunuz.

Ne taşıdığınız.

Ve geride nasıl bir ülke bıraktığınız.

Türkiye’nin ihtiyacı belli.

Üreten Türkiye.

Fabrika kuran Türkiye.

Teknoloji geliştiren Türkiye.

Gençlerini yetiştirip sonra kapıda bekletmeyen Türkiye.

Çalışanının emeğini maliyet kalemi olarak değil, geleceğinin sermayesi olarak gören Türkiye.

Dünyaya mal satan...

Hizmet satan...

Teknoloji satan...

Ve kazandığıyla insanına refah sağlayan Türkiye.

Başka çaremiz yok.

Hepinize güzel bir hafta dilerim.

 

Serdar BAŞAĞAOĞLU

[email protected]

800 Uçak, Yüzlerce İşsiz Pilot ve Boşalan Cepler

Yorumlar Tüm Yorumlar (13)

??? ~ 20 saat önce
Thy güya yerli ve millici iktidarın çiftliği bir şirket hal böyleyken de ülkenin insanlarına iş vermesini bekliyoruz elin adamına değil. Bu arada pilot olun gidin elin adamına size iş veriyor mu görelim, verse bile oturum ve çalıṣma izni istiyor. Dünyada kendi insanına bizim kadar düşman, haset, kıskanç başka millet zor bulunur. Bu kafayla ileri gideceğiz öyle mi???

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Osman Kaya ~ 1 gün önce
Maalesef THY nın yetkilisi 2027 dahil pilot ihtiyacımız yok dedi .Büyük hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bekliyoruz ki bu kadar vasıflı gençler bilgi ve becerilerini unutmadan sevdikleri işi yapmaya başlasınlar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
VELİ ~ 1 gün önce
Bir öğrenci pilot velisi olarak yazınızı büyük bir dikkatle okudum. Bugüne kadar çocuklarımızın yaşadığı bu belirsizliği ve ailelerin yaptığı büyük fedakârlıkları bu kadar açık şekilde dile getiren çok az kişi oldu. Evlatlarımız hayallerine ulaşabilmek için yıllarını verdi, biz aileler de maddi manevi bütün imkânlarımızı seferber ettik. Şimdi yüzlerce genç lisansları ellerinde, umutla bir kapının açılmasını bekliyor. Sayın Serdar Başağaoğlu’na özellikle teşekkür etmek istiyorum. Sadece büyüyen filoları ve açıklanan hedefleri değil, o uçakların kokpitine oturmayı bekleyen gençleri de hatırlattığınız için… “Bir pilotu yetiştirmek yetmez, önüne uçabileceği bir kokpit de koymak gerekir.” Meselenin özeti aslında tam olarak budur. Bir anne/baba olarak tek isteğimiz çocuklarımıza ayrıcalık tanınması değil; emeklerinin karşılığını alabilecekleri adil bir fırsat verilmesidir. Kaleminize sağlık, sesimizi duyurduğunuz için teşekkür ederiz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Mummy ~ 1 gün önce
Çocuğuna pilot olsun diye o özel eğitim okullarına yazdıranları gerçekten anlamak imkansız? Thy ile sözleşmeniz mi var sen okut ben işe alacağım diye? Hiç bir sektörde öyle bir anlaşma yok ben okudum öğretmenliği hadi devlet bana okul bulsun yok arkadaş benim çocuğum şimdi öğretmenlik kazansa inşaat mühendisliği kazansa ben okutmam 1 sene daha beklesin. 4 sene ben o okulu besleyeceğime gitsin tornacının yanında oto tamirhanesinde 4 sene bedava çalışsın 4 senenin sonunda işsiz diplomalı olacağına meslekli bir diplomasız olur

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Pilot ~ 2 gün önce
Ülkemizin yaşadığı şartlar belli .. ama pilot içinde soğan 80 lira örneği hiç hoş olmamış. Anneler, babalar, pilot olan gençler kolaycılıktan vazgeçmeliler. Alternatif planları nedir? Bu uçuş okullarının tamamı ticari kuruluş. Alır parayı mezun eder.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Batuhan.ç ~ 2 gün önce
Bu sene, türk dili ve edebiyatı öğretmenliği için 58 kişilik kontenjan açıldı. Ve yine bu sene, ilgili bölümden toplam 3680 kişi mezun oldu. Türkiyede ticari-aktif pilot lisansı olan kişi sayısı ise, 2024 yılından 2025 yılına kadar tam 1 sene içerisinde 1520 kişi artmış ve, 2025 yılına baktığımızda ise 1600 ün üzerinde pilot, iş bulmuş ve çalışmaya başlamış. Şimdi, bu ülkede mağdur kim? Bugün pilotaj eğitimi veren sadece 1 devlet üniversitesi olduğunu ve bu okulun ise yıllık 10 kişiden az öğrenci kabul ettiğini de bilerek, söyleyebilirim ki burada mağdur gösterilen kitlenin büyük bir çoğunluğu gerçekten varlıklı ailelerin mensupları, işte bu yüzdendir ki sesleri, mezun olmuş ve işsiz bekleyen onbinlerce öğretmenden daha gür çıkıyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Batuhan'a ~ 1 gün önce
Varlıklı aile çocuğu mağdur kitle içinde kaç tanedir acaba? Her pilot okulunda okuyan varlıklı mıdır? Kaç kere bankadan kredi çeken,borç alan araba,arsa satıp okul parası ödeyenler hakkında haber yapıldı. Varlıklı olan bunu yapar mı?
Serdar bey ~ 2 gün önce
800 uçak iyi de operasyon nasıl ve kimlerle yapılacak,onca uçağı tek bir base'den idare etmek akıl işi mi? Alınan her uçak ithalat,cari açık,dış borcun artması demek. Bedelini de tasarruf et denilen vatandaş ödüyor.Iktidar güdümündeki yöneticiler eleştiri ve sorgulamaya kapalılar,onlara ağam,paşam diyen makbul. Çalışan konusuna gelince şirketlere para ve itibarı çalıṣanlar kazandırır biz hala işsizlikle tehdit,baskı,haksızlık peşindeyiz. Turizm konusunda da sorun sadece ekonomik değil,plajlar halkın değil,her yer beton,mafya, kazıkçı,fırsatçı taksici,esnaf, otelci oldukça,huzur,düzenolmadıkça daha çook insan başka yerlere gider Türkiye üretsin,satsın herkes ister de insana değer,önem verilmeyen,en ucuz şeyin insan olduğu,adalet,hak, hukuk,eğitim,liyakatin olmadığı, torpil,hemşehricilik,bölgecilik, particiliğin tavan yaptığı yerde olumlu ne olur ki?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Hakan ~ 2 gün önce
Merhaba, sürekli uçuş okullarından mezun olan çocukların kokpite ulaşamadığı açıkta kaldığı yönünde haberler yazıyorsunuz. Peki diğer mesleklerde aynı durum yok mu? Yıllarca atama bekleyen öğretmenler örneğin. Burada tercih tamamen çocuğun ve ailenin. THY, Pegasus vb. Hiç bir kurumun sorumluluğu olduğunu düşünmüyorum. Kişilerin ciddi paralar verip beklenti içine girmeleri kendi sorumluluklari ve degerlendirmeleridir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Anyone ~ 2 gün önce
Thy hayir kurumu mu , ulkede yetisen pilotlari bunyesine calisan olarak alsin, kendi sistemini kurmus pilotunu yetistiriyor , bu nasil bir mantik anlamiyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Hayır kurumu ~ 1 gün önce
Hayır , hayır kurumu değil ama içeride Yunan , İranlı , Brezilyalı , ispanyol , Kolombiyalı vb birleşmiş milletler gibi pilot doluyken , ve de bizim çocuklarımız dışarıda bekliyorken , bu ülkelerde de bizim başvuru yapma hakkımız dahi yokken , konu zorumuza gidiyor …
misafir ~ 2 gün önce
Kalemine sağlık Serdar Kardeşim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000