12 Ocak 2026, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

SESSİZLİK VİCDAN, AHLÂK VE DUA





İnsan, kalabalıklar içinde yaşasa da en ağır yüklerini hep yalnız taşır. Günlük hayatın gürültüsü, beklentiler, sorumluluklar ve çoğu zaman dile getirilemeyen korkular, zihnin içinde durmadan konuşur. Bu yüzden insan, tarih boyunca kendine sessiz alanlar aramıştır. Kimi zaman bir taş binanın içinde, kimi zaman dizlerinin üzerinde, kimi zaman yalnızca başını eğerek…

Bu eylemlerin adı değişebilir; biçimi, dili, hareketi farklılaşabilir. Ama özünde yapılan şey aynıdır:İnsan, kendisiyle baş başa kalmak ister.

Bu baş başalık bir kaçış değildir. Aksine, bir yüzleşmedir. Çünkü insan, dış dünyadan uzaklaştıkça iç dünyasının sesini daha net duyar. Ve bu ses, çoğu zaman şaşırtıcı biçimde sakindir. Nefes yavaşlar, düşünceler dizginlenir, kalp ve beyin kendini anlatmaya başlar. İşte bu yüzden insanlar, yüzyıllardır belirli ibadet yerlerine yönelmiş, belli ritüelleri tekrar etmiş, kelimeleri seçerek ya da sessizliği seçerek iç dünyalarını toparlamaya çalışmıştır.

 

Tam bu noktada vicdan devreye girer.
Vicdan, insanın kendisine yönelttiği en yalın ama en zor sorularla konuşur:
“Doğru muyum?”
“İncittim mi?”
“Daha iyi olmam mümkün mü?”

Bu sorular sorulmaya başlandığında, insanın içinde bir düzen arayışı başlar. İşte ahlak da burada anlam kazanır. Ahlak, yalnızca kurallar bütünü değil; insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin biçimidir. Ne yaptığını değil, neden yaptığını sorgulama hâlidir

İbadet ya da dua olarak adlandırılan hâller, bu düzen arayışının pratikleridir. Kimi zaman bir mekânın ciddiyeti, kimi zaman tekrar eden hareketlerin ritmi, kimi zaman da yalnızca sessiz bir duruş… Hepsi, insanın kendini hizaya getirme çabasıdır.

Bu süreçte uyanan duygular benzerdir:
– Hafifleme,
– Güvende olma hissi,
– Kendini aşan bir bütünün parçası olma duygusu,
– Merhamet,
– Pişmanlıkla karışık bir arınma isteği.

Ve belki de en önemlisi: Yargılanmadan durabilme, kendini dinleme hâli.

İnsan, dış dünyada sürekli ölçülür, karşılaştırılır, etiketlenir. Oysa bu sessiz anlarda, insan yalnızca “insan”dır. Başarısıyla ya da hatasıyla değil; niyetiyle ve arayışıyla vardır. Bu yüzden bu deneyim, farklı inançlara sahip insanlar için ortak bir zeminde buluşur. Çünkü burada konuşan şey, öğretiden çok vicdandır. Vicdan ise evrenseldir.

Sonuçta mesele, hangi kelimenin söylendiği değil; hangi duygunun uyandığıdır. Ferahlık, insanın kendini dürüstçe görebildiği anlarda gelir. İç huzur, her şeyin yolunda olduğu zamanlarda değil; insanın yolunu aramaktan vazgeçmediği anlarda doğar.

Bu nedenle, adı ne olursa olsun, bu tür yönelişler insanı rahatlatır. Çünkü insan, en çok kendine yaklaşabildiğinde huzur bulur.
Ve de bu sessizlik, vicdan, ahlak ve dua; insanın hem kendisine hem de kendisini aşan yüce kudrete en fazla yaklaştığı andır.

SESSİZLİK VİCDAN, AHLÂK VE DUA

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000