20 Mayıs 2026, Çarşamba 11:12:11

SHGM'nin denetim gücü yeterli mi?

SHGM’nin denetim kapasitesi, dijitalleşme projeleri ve havacılık emniyeti arasındaki denge yeniden tartışılıyor
  • Siz doğruları konuştukça shgm yetkilileri neden köşe bucak kaçıyor da bir cevap vermiyor?

SHGM’nin denetim kapasitesi, dijitalleşme projeleri ve havacılık emniyeti arasındaki denge yeniden tartışılıyor. Oktay Erdağı, Türk sivil havacılığının geleceğine ilişkin kritik riskleri ve sektörün büyüyen endişelerini kaleme aldı.

Oktay Erdağı'nın yazısı:

SHGM’nin Denetim Kapasitesi Yeterli mi?

Türk sivil havacılığı bugün alkışlarla örtülemeyecek kadar ciddi bir emniyet sorusuyla karşı karşıyadır: SHGM gerçekten asli görevi olan düzenleme, denetleme ve yaptırım kapasitesini koruyor mu?

ICAO’nun USOAP denetimleri, devletlerin havacılık emniyeti gözetim kabiliyetini ölçer; yani mesele yalnızca kâğıt üzerindeki mevzuat değil, o mevzuatın sahada ne kadar uygulandığıdır. ICAO’nun kendi tanımına göre bu denetimler, devletin emniyet gözetim sisteminin kritik unsurlarını ve SARPs uygulamasını değerlendirir.

Ancak bugün kamuoyuna başarı hikâyesi anlatılırken, sektörün içinde bambaşka bir endişe büyüyor. Eğer denetim sonuçları Türkiye’nin havacılık emniyeti gözetiminde zafiyet algısı yaratıyorsa, bunun bedelini yalnızca SHGM ödemez; Türk hava yolu taşıyıcıları da öder. Hindistan gibi büyük ve stratejik pazarlarda yaşanabilecek güven kaybı, izin süreçlerinden trafik haklarına kadar birçok alanda Türk taşıyıcılarının önüne görünmez duvarlar çıkarabilir.

Sorun burada bitmiyor. SHGM’nin asli görevi ticari faaliyet üretmek değil; düzenlemek, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamaktır. Bir otorite, denetçi kimliğinden uzaklaşıp eğitim, sınav, sertifikasyon ve dijital platform işletmeciliğini merkeze alırsa, orada kamu otoritesi ile ticari organizasyon arasındaki çizgi bulanıklaşır. SHGM’nin KDM sisteminde eğitim, sınav, sertifikasyon, ödeme ve planlama süreçlerinin yer aldığı açıkça görülüyor.  Bu yapı teknik olarak dijitalleşme diye sunulabilir; fakat havacılık emniyeti açısından asıl soru şudur: Denetlemesi gereken kurum, aynı zamanda süreçlerin ticari ve operasyonel tarafına bu kadar dahil olursa bağımsız denetim nasıl sağlanacaktır?

Son günlerde Gökbey bakım teknisyenlerine yönelik tip eğitimlerinin SHGM’nin KDM-ORG sistemi üzerinden başlatıldığı açıklaması da bu nedenle dikkatle tartışılmalıdır. Bakan Uraloğlu’nun açıklamasına göre eğitim, ölçme-değerlendirme ve lisans süreçleri tek dijital platformda toplanmıştır.
Fakat bakım teknisyeni eğitimi yalnızca ekrandan izlenecek bir içerik değildir. Hava aracı başında, sınıf ortamında, yüz yüze, uygulamalı ve üretici teknik dokümantasyonuyla desteklenen ciddi bir emniyet sürecidir.

Eğer TUSAŞ’ın teknik bilgi birikimi, doküman altyapısı ve personel emeği bir PR vitrini haline getiriliyorsa, burada yalnızca kurumsal etik değil, havacılık emniyeti de tartışmaya açılır. Çünkü bakım eğitimi reklam malzemesi değil, uçuş emniyetinin temel taşıdır.

Bugün sorulması gereken soru basittir: SHGM, Türk sivil havacılığını gerçekten denetliyor mu; yoksa denetlemesi gereken alanlarda bizzat oyuncu haline mi geliyor?

Havacılıkta emniyet, sloganla değil liyakatle korunur. Dijital platformlar faydalı olabilir; ama hiçbir platform, bağımsız denetimin, sahadaki teknik kontrolün ve yüz yüze uygulamalı eğitimin yerini tutamaz. Türk sivil havacılığı için asıl kurtuluş, KDM-ORG gibi vitrin projelerinde değil; güçlü, bağımsız, liyakatli ve yaptırım gücü olan bir SHGM yapısındadır.

Aksi halde bugün “yerli ve milli dijitalleşme” diye pazarlanan şey, yarın uluslararası pazarlarda güven kaybı, taşıyıcılarımız için pazar daralması ve ülke havacılığı için ağır bir emniyet faturası olarak karşımıza çıkabilir.

SHGM'nin denetim gücü yeterli mi?

Yorumlar

oktay bey ~ 21 dk. önce
Siz doğruları konuştukça shgm yetkilileri neden köşe bucak kaçıyor da bir cevap vermiyor?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000