ICAO denetimlerinde Türkiye’nin aldığı 50.44 puan ve dünya sıralamasındaki sert düşüş, havacılık sektöründe tartışmaları yeniden alevlendirdi. Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda SHGM’nin “başarı” söylemlerinin arkasındaki tabloyu mercek altına alıyor. Hindistan pazarında yaşanan kayıplardan ANS alanındaki kritik zafiyetlere kadar birçok başlığın ele alındığı yazıda, Türkiye havacılığının yaşadığı itibar krizine dikkat çekiliyor.
İşte Erdağı'nın yazısı:
ICAO Gerçeği: SHGM Başarı Hikâyesi Yazıyor, Türkiye Havacılığı İtibar Kaybediyor(2)
50.44 Puanla Gelen Büyük Çöküş
Türkiye sivil havacılığı, yıllardır “büyüyoruz”, “dünyanın en iyileriyiz”, “küresel oyuncuyuz” sloganlarıyla süslenen gösterişli bir vitrinin arkasında aslında ağır bir denetim ve liyakat krizi yaşamaktadır. Eylül 2024’te gerçekleştirilen ICAO denetimlerinde ortaya çıkan tablo ise bu vitrinin ardındaki çürümeyi bütün dünyanın önüne koymuştur. Türkiye’nin 193 üye ülke arasında 153’üncü sıraya düşmesi ve yalnızca 50.44 puan alması, sadece teknik bir başarısızlık değil; uluslararası havacılık itibarı açısından tarihi bir hezimettir.
Bu sonuç yalnızca bir “istatistik” değildir. Bu puan; başta Türk Hava Yolları, Freebird Airlines ve Corendon Airlines olmak üzere Türk hava yolu işletmelerinin özellikle Hindistan pazarında ciddi kayıplar yaşamasına neden olmuştur. Çünkü birçok ülke artık sadece havayoluna değil, o havayolunun bağlı bulunduğu devletin denetim kapasitesine bakmaktadır. Hindistan’ın uyguladığı “ICAO denetim notu en az 70 olmalı” yaklaşımı da bunun en net örneklerinden biridir.
Hindistan Pazarı Neden Kaybedildi?
Şimdi ise aradan geçen yaklaşık 20 ayın ardından, SHGM tarafından servis edilen haberlerle kamuoyuna bir “başarı hikâyesi” yazılmaya çalışılıyor. Ancak ortada başarı değil, telaşla makyajlanmaya çalışılan bir kriz yönetimi var.
Çünkü bugün konuşulan rakamlar henüz ICAO’nun resmi sisteminde yayımlanmış değil. Yani ortada kesinleşmiş bir sonuç yok. SHGM’nin dayandığı veriler, ICAO’nun denetim sonrası ülkelerle paylaştığı ön değerlendirme niteliğindeki geçici sonuçlardan ibaret.
Daha da dikkat çekici olan nokta şu:
4-8 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildiği belirtilen “Off-Site Validation” yani uzaktan doğrulama denetimi, ICAO’nun resmi denetim planında görünmüyor. Aynı şekilde Eylül ayında yapılacağı söylenen yeni ICVM denetimi de ICAO planlamasında yer almıyor. Bu durum, Türkiye’nin ICAO nezdinde özel girişimlerde bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Uluslararası havacılık camiasında bilinen bir gerçektir: Bazı ülkeler, masrafları kendileri karşılayarak ICAO’dan özel doğrulama talep edebilirler. Ancak bunların normal şartlarda ICAO planlarında görünmesi gerekir. Burada ise plan dışı, aceleyle organize edilmiş bir süreç görüntüsü oluşmaktadır.
OPS ve AIR Puanları Yükseldi Ama Gerçekten Başarı mı?
Çünkü Türkiye’nin özellikle OPS (Operasyon) ve AIR (Uçuşa Elverişlilik) alanlarında puan yükseltmeye acil ihtiyacı vardı.
Bugün sistemde OPS puanı %68.03 görünmektedir. SHGM ise bunun %73.77’ye yükseldiğini iddia etmektedir. AIR alanında ise mevcut %54.84 seviyesinin %71.61’e çıktığı söylenmektedir. Ancak tekrar vurgulayalım: Bu rakamlar henüz ICAO tarafından resmen yayımlanmış değildir.
Dahası, bu artışlar gerçekleşse bile Türkiye hâlâ Avrupa ve Kuzey Atlantik bölgesi ortalamasının altında kalmaktadır.
Yani ortada övünülecek bir tablo yoktur.
Asıl Sessizlik ANS Alanında
Asıl vahim konu ise SHGM’nin bilinçli biçimde ANS yani Hava Trafik Hizmetleri alanından hiç bahsetmemesidir.
Çünkü asıl felaket oradadır.
Türkiye’nin ANS puanı yaklaşık 19 seviyesindedir. Evet yanlış okumadınız: 19.
Bu skor, bir ülkenin hava trafik yönetimi, emniyet altyapısı, denetim kabiliyeti ve operasyonel standardizasyon açısından ne kadar büyük açıklar taşıdığını göstermektedir.
Peki SHGM’nin açıklamasında bu konuya dair tek bir cümle neden yok?
Çünkü anlatacak başarı yok.
Kamuoyuna sadece nispeten toparlanan iki başlık servis edilmekte, sistemin geri kalanındaki ağır çöküş ise adeta halının altına süpürülmektedir.
Gerçek Reform mu, Algı Yönetimi mi?
Şimdi sorulması gereken sorular şunlardır:
ANS alanındaki bulgular ne durumda?
Bu konuda hangi somut çalışmalar yapılmıştır?
Personel yetersizliği, liyakat sorunu ve teknik eksiklikler nasıl giderilecektir?
ICAO nezdinde güven kaybı nasıl telafi edilecektir?
Ve en önemlisi: Türkiye’nin toplam puanının nasıl olup da 90 seviyesine çıkarılacağı hangi gerçekçi veriye dayandırılmaktadır?
Ortada kapsamlı bir reform planı olmadan, sadece iki başlıktaki geçici iyileşmeleri “tarihi başarı” gibi sunmak, havacılık yönetimi değil algı yönetimidir.
Üstelik Hindistan pazarı için verilen bu yoğun çabanın da artık pratikte bir anlamı kalmamıştır. Çünkü sektör bugün sadece ICAO notuyla değil, derinleşen uçak ve motor krizleriyle de mücadele etmektedir. Slot bulsanız uçak yok, uçak bulsanız motor yok, motor bulsanız operasyon sürdürülebilir değil.
Yani kaybedilen pazarın yeniden kazanılması artık çok daha zor hale gelmiştir.
Kaybedilen İtibar Birkaç Puanla Geri Gelmez
Türkiye havacılığı bugün ne yazık ki “sorunları çözen” değil, sorunların üzerini örten bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyadır.
Gerçek reform; PR çalışmalarıyla, servis edilen haberlerle ya da kesinleşmemiş rakamlarla olmaz.
Gerçek reform; liyakatle, şeffaflıkla, hesap verebilirlikle ve teknik yeterlilikle olur.
Aksi halde ICAO tablolarında yükselen birkaç puan, düşen itibarı kurtarmaya yetmeyecektir.
Yorumlar