05 Ağustos 2026, Çarşamba 09:54:53

KAAN, KIZILELMA ve Gerçek Başarı Ölçüsü: Algı mı? Kurumsal Güven mi?

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde yürüttüğü KAAN, KIZILELMA, HÜRJET, ANKA ve AKSUNGUR gibi stratejik projeleri değerlendirdi.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde yürüttüğü KAAN, KIZILELMA, HÜRJET, ANKA ve AKSUNGUR gibi stratejik projeleri değerlendirdi. Erdağı, bu projelerin Türkiye’nin teknoloji üretme iradesini ortaya koyduğunu ancak gerçek başarının yalnızca prototipler ve kamuoyuna yapılan açıklamalar üzerinden ölçülemeyeceğini belirtti.

Savunma sanayisindeki başarı için güçlü kurumlara, güvenli üretim tesislerine, şeffaf yönetime, sürdürülebilir mühendislik kabiliyetine ve uluslararası güvene ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Erdağı, son dönemde yaşanan gelişmelerin bu başlıklarda önemli soruları gündeme getirdiğini ifade etti.

TUSAŞ’taki olaylar güvenlik tartışmasını büyüttü

Erdağı, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısı, eğitim helikopteri kazası ve Eskişehir’deki üretim tesislerinde meydana gelen yangının, kritik savunma sanayisi tesislerindeki güvenlik ve emniyet tedbirlerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını savundu.

Her olayın kendi teknik ve idari soruşturması kapsamında ele alınması gerektiğini belirten Erdağı, buna karşın söz konusu gelişmelerin yalnızca bir şirketin iç meselesi olarak görülemeyeceğini söyledi.

Erdağı, TUSAŞ gibi stratejik kuruluşlarda yaşanan her olayın Türkiye’nin millî teknoloji altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve kurumsal kapasitesi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

KAAN’ın motor süreci şeffaf biçimde açıklanmalı

KAAN’ın ikinci prototipinin taksi testleri ile ABD’den temin edilecek motorlara ilişkin açıklamaların yoğunlaştığına dikkat çeken Erdağı, kamuoyunun asıl beklentisinin yerli motor geliştirme sürecinin hangi teknik aşamada olduğunun açık biçimde paylaşılması olduğunu belirtti.

Motor geliştirme çalışmalarının havacılık sanayisinin en zor alanlarından biri olduğunu kaydeden Erdağı, sürecin tasarım, ileri malzeme teknolojisi, yüksek sıcaklık testleri, dayanıklılık, doğrulama ve sertifikasyon aşamalarını içerdiğini söyledi.

Bu nedenle kamuoyuna gerçekçi takvimler ve teknik verilerle bilgi verilmesinin güveni güçlendireceğini ifade etti.

HAVELSAN örneğini gösterdi

Savunma sanayisindeki büyük projelerin yanı sıra kamuoyunda daha az yer bulan ancak kalıcı sonuçlar üreten çalışmalar bulunduğunu belirten Erdağı, HAVELSAN’ın uçuş simülatörü başarısını örnek gösterdi.

HAVELSAN tarafından geliştirilen tam uçuş simülatörünün Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı tarafından Level D seviyesinde sertifikalandırılmasının, Türk mühendisliğinin uluslararası standartlarda ürün geliştirebildiğinin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Erdağı, söz konusu başarının yalnızca savunma sanayisi açısından değil, Türkiye’nin sivil havacılık teknolojilerinde de uluslararası rekabet gücü kazanabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.

KALE Jet Motorları’nın ihracat başarısı

KALE Jet Motorları tarafından geliştirilen turbojet motorlarının üretim kapasitesinin artırılması ve ürünlerin büyük bölümünün ihraç edilmesini de önemli bir başarı olarak değerlendiren Erdağı, bunun yüksek teknoloji alanında sürdürülebilir üretimin mümkün olduğunu gösterdiğini belirtti.

Uluslararası pazarda kabul gören ve ihraç edilen teknolojilerin gerçek başarı ölçütü olduğunu vurgulayan Erdağı, “Gerçek başarı, yüksek sesle anlatılan değil; dünyanın satın aldığı, sertifikalandırdığı ve güvendiği teknolojidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Prototip kadar kurumların gücü de önemli”

Dünya havacılığında söz sahibi ülkelerin başarılarını yalnızca tanıtım faaliyetleriyle değil; kalite, sertifikasyon, ihracat, güvenilirlik ve kurumsal istikrarla inşa ettiğini söyleyen Erdağı, Türkiye’nin de aynı yolu izlemesi gerektiğini ifade etti.

KAAN’ın başarıya ulaşması, KIZILELMA’nın seri üretime geçmesi ve millî motorların geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığını belirten Erdağı, bunların yanında üretim tesislerinin güvenliğinin, kritik personelin korunmasının ve şeffaf iletişimin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

“Savunma sanayisinde güven yalnızca silahla sağlanmaz”

Erdağı, savunma sanayisinde güvenin yalnızca silah sistemleriyle kurulamayacağını belirterek, güçlü kurumlar, sağlam mühendislik, uluslararası standartlar ve toplumun duyduğu inancın belirleyici olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yalnızca daha fazla prototip üreten değil, dünyada güvenilirliği kabul edilen ve sürdürülebilir biçimde teknoloji geliştiren bir savunma ve havacılık ekosistemi oluşturması gerektiğini ifade etti.

Erdağı, bu hedefe ulaşılması halinde KAAN, KIZILELMA ve millî motor projelerinin yalnızca Türkiye’nin değil, dünya havacılık tarihinin kalıcı başarı hikâyeleri arasında yer alabileceğini kaydetti.

KAAN, KIZILELMA ve Gerçek Başarı Ölçüsü: Algı mı? Kurumsal Güven mi?

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000