Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin Airports Council International (ACI) ve özellikle ACI EUROPE nezdindeki temsil gücünü değerlendirdi. Erdağı, Türkiye’nin bugün önemli uluslararası havacılık platformlarında güçlü biçimde temsil edildiğini ancak asıl meselenin bu temsili somut politika etkisine dönüştürmek olduğunu vurguladı.
Erdağı, Türk sivil havacılığında başarının yalnızca yolcu sayıları, uçak trafiği, havalimanı kapasitesi veya rekorlarla ölçülemeyeceğini belirterek, uluslararası havacılık politikalarının şekillendiği masalarda ne kadar etkili olunabildiğinin de önemli olduğunu ifade etti.
Türkiye’den üç önemli isim ACI EUROPE yönetiminde
Erdağı, ACI EUROPE’un mevcut yönetim yapısında Türkiye’den üç önemli ismin yer aldığına dikkat çekti.
İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, TAV Havalimanları CEO’su Serkan Kaptan ve kısa süre öncesine kadar DHMİ Genel Müdürlüğü görevini yürüten Enes Çakmak’ın ACI EUROPE Yönetim Kurulu’nda bulunduğunu belirten Erdağı, Bilgen’in ayrıca ACI EUROPE İcra Komitesi’nde de görev yaptığını kaydetti.
Erdağı, Selahattin Bilgen’in ACI World Governing Board’da da Türkiye ve İGA İstanbul Havalimanı adına yer almasının Türkiye açısından önemli bir temsil gücü oluşturduğunu söyledi.
“TAV bu masaya dün oturmadı”
Türkiye’nin ACI EUROPE içindeki kurumsal geçmişinde TAV’ın önemli bir yeri bulunduğunu belirten Erdağı, Serkan Kaptan’ın 2021 yılında Yönetim Kurulu’na seçildiğini, 2024 yılında ise ikinci dönem için yeniden görevlendirildiğini hatırlattı.
Erdağı, İGA tarafında da benzer bir süreklilik bulunduğunu belirterek, dönemin İGA CEO’su Hüseyin Kadri Samsunlu’nun 2021 yılında ACI EUROPE Yönetim Kurulu’na seçildiğini, Selahattin Bilgen’in ise 2024’te aynı yapıya dahil olduğunu ifade etti.
DHMİ’de görev değişikliği sonrası ACI koltuğu gündemde
Erdağı, kamu tarafındaki temsilin de önemli olduğunu belirterek, dönemin DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin’in 2023 yılında, Enes Çakmak’ın ise 2025’te ACI EUROPE Yönetim Kurulu’na seçildiğini hatırlattı.
31 Ağustos 2026 tarihinde DHMİ Genel Müdürlüğü’nde görev değişikliğine gidildiğini ve Dr. Fatih Çakmak’ın Enes Çakmak’tan görevi devraldığını belirten Erdağı, buna rağmen 2 Eylül 2026 itibarıyla ACI EUROPE’un resmi Yönetim Kurulu listesinde Enes Çakmak’ın hâlâ “CEO DHMI” unvanıyla yer aldığını ifade etti.
Erdağı, ACI EUROPE iç kurallarına göre temsil edilen kurumdan ayrılan bir Yönetim Kurulu üyesinin üyeliğinin otomatik olarak sona erebildiğine dikkat çekerek, yeni DHMİ Genel Müdürü’nün koltuğu kendiliğinden devralmış sayılamayacağını ve sürecin nasıl şekilleneceğinin takip edilmesi gerektiğini söyledi.
“Üç koltuk küçümsenecek bir şey değil”
ACI EUROPE’un 600’den fazla havalimanını temsil ettiğini ve Avrupa ticari hava trafiğinin büyük bölümünü kapsayan etkili bir kuruluş olduğunu belirten Erdağı, Türkiye’nin aynı dönemde İGA, TAV ve DHMİ üzerinden Yönetim Kurulu seviyesinde temsil edilmesinin önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.
Erdağı, “Türkiye ACI EUROPE içerisinde geçmişe kıyasla oldukça güçlü bir temsil noktasına gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.
“Koltukta oturmak mı, politika üretmek mi?”
Erdağı, Türkiye’nin ACI EUROPE’daki temsil gücünü teslim etmekle birlikte, asıl sorgulanması gereken konunun bu temsilin politika üretimine ne ölçüde yansıdığı olduğunu söyledi.
Türkiye’nin ACI EUROPE’un hangi politika belgelerinde etkili olduğu, kaç Türk uzmanın komitelerde görev yaptığı, kaç çalışma grubunda başkanlık veya başkan yardımcılığı üstlenildiği gibi soruların önemine dikkat çekti.
Erdağı; slot politikası, SESAR, Single European Sky, havalimanı ücretlendirmeleri, karbon politikaları, SAF dönüşümü, siber güvenlik, yolcu hakları ve bölgesel havalimanlarının finansmanı gibi başlıklarda Türkiye’nin ne ölçüde yön verici olduğunu sorguladı.
İGA’nın küresel temsili dikkat çekiyor
Erdağı, İGA İstanbul Havalimanı’nın ACI içindeki konumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Selahattin Bilgen’in hem ACI EUROPE Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi’nde hem de ACI World Governing Board’da yer almasının önemli bir avantaj olduğunu ifade eden Erdağı, İstanbul’un son dönemde önemli ACI organizasyonlarına da ev sahipliği yaptığını hatırlattı.
2024 yılında ACI EUROPE Annual Congress & General Assembly’nin İstanbul’da gerçekleştirildiğini, 31 Ağustos–4 Eylül 2026 tarihleri arasında ise ACI World Airport Experience Summit’in İstanbul Havalimanı ev sahipliğinde düzenlendiğini belirten Erdağı, bu organizasyonların Türkiye’nin uluslararası havacılık diplomasisi açısından önemli kazanımlar olduğunu söyledi.
TAV’ın avantajı kurumsal devamlılık
Erdağı, TAV Havalimanları açısından en önemli unsurun kurumsal süreklilik olduğunu belirtti.
Serkan Kaptan’ın 2021’den bu yana ACI EUROPE Yönetim Kurulu içerisinde görev yapmasının hem kişisel hem de kurumsal hafızanın gelişmesini sağladığını ifade eden Erdağı, TAV’ın farklı ülkelerde havalimanı işleten uluslararası yapısının da kuruma geniş bir perspektif kazandırdığını söyledi.
“Üç koltuk var ama tek ses var mı?”
Erdağı, Türkiye’nin artık ACI EUROPE’a girip girememe sorununu aşmış durumda olduğunu ifade ederek, asıl meselenin bu temsil gücünün ortak bir ulusal havacılık politikasına dönüştürülüp dönüştürülmediği olduğunu söyledi.
DHMİ, İGA ve TAV’ın birbirinden farklı politikalar izlemesi halinde Türkiye’nin üç koltuğu olsa bile tek bir stratejik ses oluşturamayabileceğini savunan Erdağı, ACI EUROPE öncesinde ortak ulusal dosyalar hazırlanması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin havalimanı kapasitesi, Avrupa hava sahası entegrasyonu, slot politikası, Net Zero dönüşümü ve bölgesel havalimanlarının geleceği gibi başlıklarda ortak tezler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Erdağı, bunun için DHMİ, İGA, TAV, SHGM, havayolları ve üniversiteler arasında kapsamlı bir uluslararası havacılık temsil stratejisinin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
“Gerçek güç kurallar yazılırken masada olmaktır”
Türkiye’nin ACI EUROPE’da geçmiş yıllara göre çok daha görünür olduğunu belirten Erdağı, artık başarı ölçütünün yalnızca “yönetim kuruluna seçilmek” olmaması gerektiğini söyledi.
Erdağı, Türkiye’nin uluslararası havacılıkta gerçek etkisinin şu soruların cevaplarında görüleceğini ifade etti:
“Kaç politika belgesine yön verdik? Kaç Türk uzman komitelerde görev yapıyor? Kaç çalışma grubunu yönetiyoruz? Türkiye’nin hangi önerisi ACI politikasına dönüştü?”
Erdağı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Gerçek güç, kurallar yazılırken masada bulunmak; daha da önemlisi, o kuralların içine kendi ülkenizin aklını ve çıkarlarını koyabilmektir. Türkiye bugün o masada. Şimdi mesele, masada ne kadar ağırlığımız olduğudur.”
Yorumlar