Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, 29–30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi öncesinde dikkat çeken bir öneri gündeme getirdi. Erdağı, Türk devletleri arasında Avrupa’daki ortak havacılık alanı modelinden esinlenen ancak bölgenin kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirilecek kapsamlı bir “Türk Ortak Havacılık Alanı” oluşturulması gerektiğini savundu.
Zirvenin “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Erdağı, ulaştırma ve bağlantısallığın Türk Devletleri Teşkilatı’nın öncelikli iş birliği alanları arasında bulunduğuna dikkat çekti.
Erdağı, havacılığın yalnızca teknik bir ulaştırma başlığı olarak değil, Türk dünyasının ekonomik ve ticari bütünleşmesini hızlandırabilecek stratejik bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Kara ve demir yolundaki iş birliği havacılığa taşınmalı”
Türk devletleri arasında kara ve demir yolu bağlantıları, Hazar geçişli Orta Koridor ve taşımacılığın dijitalleştirilmesi konusunda önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirten Erdağı, uluslararası kombine yük taşımacılığı, e-Permit ve e-CMR gibi uygulamaların kurumsal iş birliğinin güçlendiğini gösterdiğini söyledi.
Erdağı, aynı yaklaşımın artık havacılık alanına da taşınması gerektiğini belirtti.
“Türk Ortak Havacılık Alanı aşamalı kurulmalı”
Erdağı, Ankara Zirvesi’nde Türk devletleri arasında kapsamlı bir havacılık anlaşması hazırlanması yönünde karar alınabileceğini ifade ederek, Avrupa’daki Ortak Havacılık Alanı modelinin bu noktada önemli bir örnek oluşturabileceğini söyledi.
Ancak Avrupa modelinin birebir kopyalanmaması gerektiğini vurgulayan Erdağı, sistemin Türk devletlerinin ekonomik yapıları, mevzuatları ve havacılık pazarlarının gelişmişlik seviyelerine uygun biçimde tasarlanmasını önerdi.
İlk aşamada mevcut ikili hava ulaştırma anlaşmalarının gözden geçirilmesini isteyen Erdağı, kapasite, frekans ve hat sınırlamalarının kademeli olarak azaltılabileceğini belirtti.
Sonraki aşamada ise tarifeli yolcu ve kargo taşımacılığında karşılıklı pazar erişiminin artırılması, yeni hatların önündeki idari engellerin azaltılması ve uygun şartlarda daha ileri trafik haklarının müzakere edilmesi gerektiğini savundu.
“Open sky güçlü olanın pazarı ele geçirmesi anlamına gelmemeli”
Erdağı, serbestleşmenin bütün ülkelerin çıkarlarını koruyan dengeli bir model üzerinden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ortak havacılık alanının; adil rekabet, tüketici hakları, kamu hizmeti yükümlülükleri ve gerektiğinde geçiş süreleri gibi güvenceler içermesi gerektiğini belirten Erdağı, “Open sky anlayışı güçlü olanın pazarı tek başına belirlediği bir yapı değil, bütün tarafların öngörülebilir şartlarda gelişebildiği bir ortak pazar olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Emniyet ve güvenlik ortaklığın temeli olmalı
Erdağı, kurulacak ortak havacılık alanının en önemli ayağının emniyet ve güvenlik olması gerektiğini söyledi.
Uçuşa elverişlilik, bakım kuruluşlarının yetkilendirilmesi, personel lisansları, tehlikeli maddeler, havacılık güvenliği, kaza ve olay incelemeleri ile denetim sonuçlarında düzenli bilgi paylaşımının sağlanmasını önerdi.
Her ülkenin kendi sivil havacılık otoritesinin yetki ve sorumluluklarının korunması gerektiğini vurgulayan Erdağı, ortaklığın denetimden vazgeçmek değil, denetim kapasitesini birlikte güçlendirmek anlamına gelmesi gerektiğini ifade etti.
MRO alanında büyük fırsat
Erdağı, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin en önemli alanlarından birinin bakım, onarım ve revizyon (MRO) sektörü olabileceğini söyledi.
Bölge ülkelerinin büyüyen filoları, coğrafi konumları ve teknik insan kaynağının güçlü bir ortak MRO ağı kurulmasına imkân sağlayabileceğini belirten Erdağı, bakım kuruluşlarının karşılıklı tanınmasına yönelik ortak kriterlerin geliştirilebileceğini kaydetti.
Motor, komponent ve uçak gövdesi bakımlarında uzmanlık paylaşımı yapılabileceğini ifade eden Erdağı, ortak bakım merkezleri, yedek parça tedarik ağları ve teknik eğitim programlarının hem maliyetleri düşürebileceğini hem de nitelikli istihdam yaratabileceğini söyledi.
Havacılık sanayiinde ortak üretim modeli önerisi
Erdağı, uçak ve helikopter üretiminin yanı sıra aviyonik, kabin sistemleri, kompozit parçalar, simülatörler, yer destek ekipmanları ve bakım teknolojilerinde de ortak projeler geliştirilebileceğini belirtti.
Bir ülkede tasarım, başka bir ülkede üretim, diğerinde test veya bakım yapılmasını sağlayacak bölgesel bir sanayi ağı kurulabileceğini savunan Erdağı, bu modelin maliyet ve teknoloji yükünün ülkeler arasında paylaşılmasına imkân verebileceğini ifade etti.
Ortak uçak ve motor tedariki gündeme gelebilir
Türk devletlerine ait havayollarının filo planlamalarında da daha yakın iş birliği yapılabileceğini belirten Erdağı, uçak, motor ve yedek parça alımlarında ortak tedarik modellerinin araştırılmasını önerdi.
Finansal kiralama, sigorta, teknik inceleme ve yeniden pazarlama süreçlerinde bölgesel uzmanlık merkezi oluşturulabileceğini ifade eden Erdağı, ortak ölçeğin havayollarının pazarlık gücünü artırabileceğini kaydetti.
Pilot, teknisyen ve kontrolör eğitiminde ortak program
Erdağı, ortak havacılık alanının en önemli unsurlarından birinin insan kaynağı olması gerektiğini söyledi.
Pilot, teknisyen, hava trafik kontrolörü, emniyet uzmanı ve denetçilerin yetiştirilmesinde ortak eğitim modülleri, değişim programları ve staj sistemlerinin oluşturulabileceğini belirtti.
Lisansların ve mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınmasının ise ancak eğitim, sınav ve denetim standartlarında eşdeğerlik sağlanması halinde mümkün olması gerektiğini vurguladı.
ICAO’da ortak hareket çağrısı
Erdağı, Türk devletlerinin ICAO bünyesinde de daha koordineli hareket edebileceğini ifade etti.
ICAO gündem maddelerinin önceden ortak çalışma gruplarında değerlendirilmesini, teknik uzmanların bilgi paylaşmasını ve üzerinde uzlaşılmış konularda koordineli tutum geliştirilmesini önerdi.
Bu yaklaşımın ülkelerin ulusal egemenliğini ortadan kaldırmayacağını belirten Erdağı, her devletin kendi üyeliği ve karar yetkisini korurken ortak çıkarlar doğrultusunda daha hazırlıklı hareket edebileceğini söyledi.
Ankara’da ilk adım: Havacılık İşbirliği Çalışma Grubu
Erdağı, Ankara Zirvesi’nde atılabilecek ilk somut adımın Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde bir “Havacılık İşbirliği Çalışma Grubu” kurulması olduğunu ifade etti.
Bu yapıda ulaştırma ve sivil havacılık otoritelerinin yanı sıra havayolları, bakım kuruluşları, üreticiler, eğitim kurumları ve diğer sektör temsilcilerinin de yer alması gerektiğini söyledi.
Çalışma grubunun; ortak havacılık anlaşmasının kapsamını, aşamalı pazar açılımını, emniyet kriterlerini, MRO ve üretim iş birliğini, finansman ve kiralama modellerini, eğitim programlarını ve ICAO koordinasyonunu içeren kapsamlı bir yol haritası hazırlayabileceğini belirtti.
“Gökyüzü ortak fırsat alanı olmalı”
Türk dünyası arasındaki bağların yalnızca ortak tarih ve kültür üzerinden değil, ticaret, teknoloji, üretim ve istihdam üzerinden de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdağı, havacılığın bu süreci hızlandırabilecek en önemli araçlardan biri olduğunu söyledi.
Erdağı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Türk devletleri arasında ortak havacılık alanı kurmak bugün gerçekçi bir hedef olarak ele alınabilir. Bunun ilk şartı, gökyüzünü ortak fırsat alanı olarak görme iradesidir. Ankara, bu iradenin ilan edildiği yer olabilir.”
Yorumlar