SHGM eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, BAYKAR’ın hava kargo taşımacılığına giriş hazırlığını yalnızca yeni bir havayolu yatırımı olarak değil, Türk sivil havacılığında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriyor. Erdağı, doğru yönetilmesi halinde bu girişimin rekabetten teknolojiye, kalite standartlarından lojistik kapasiteye kadar sektörde önemli bir dönüşüm yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Erdağı'nın yazısı:
BAYKAR’IN HAVA KARGO HAMLESİ: TÜRK HAVACILIĞINDA YENİ BİR DÖNEM Mİ?
Ali Sabancı yolcu taşımacılığında ne yaptıysa, Bayraktarların da kargo taşımacılığında benzer bir dönüşüm yaratma potansiyeli var.
BAYKAR’ın ticari hava kargo taşımacılığı alanına girme hazırlığı, kanaatimce yalnızca yeni bir havayolu şirketinin kurulması olarak değerlendirilmemelidir. Bu karar, hem BAYKAR’ın küresel ölçekte büyüyen üretim ve ihracat yapısı hem de Türk sivil havacılığının geleceği açısından üzerinde önemle durulması gereken stratejik bir adımdır.
Nitekim son günlerde kamuoyuna yansıyan bilgilere göre BAYKAR, İstanbul merkezli iç ve dış hatlarda ticari kargo taşımacılığı yapacak bir hava kargo işletmesi için hazırlık yürütüyor; Airbus A321P2F tipi kargo uçağına yönelik pilot ve yer personeli ilanları da bu hazırlığın somutlaştığını gösteriyor.
Ben bu gelişmeye iki farklı açıdan bakıyorum.
Birincisi, BAYKAR'ın kendi lojistik ihtiyacı.
İkincisi ve belki de daha önemlisi, güçlü bir özel sermaye grubunun doğrudan hava kargo taşımacılığına girmesinin Türk havacılığı üzerinde yaratabileceği rekabet, kalite ve emniyet etkisidir.
TEHLİKELİ MADDE TAŞIMACILIĞI SIRADAN KARGO TAŞIMACILIĞI DEĞİLDİR
BAYKAR bugün yalnızca insansız hava aracı üreten bir şirket değildir. Savunma ve havacılık sanayisinin dünya ölçeğinde faaliyet gösteren, yüksek teknoloji üreten ve çok sayıda ülkeye ihracat gerçekleştiren önemli şirketlerinden biridir.
Bu tür bir üretim faaliyetinde lojistik, sıradan ticari ürünlerin bir noktadan diğerine taşınmasından ibaret değildir.
Bataryalar, bazı kimyasal maddeler, basınçlı gazlar, yanıcı maddeler, çeşitli mühimmat ve patlayıcı sınıfına girebilecek ürünler veya bunların bazı komponentleri; özelliklerine göre hava taşımacılığında Dangerous Goods — Tehlikeli Maddeler mevzuatına tabi olabilir.
Burada önemli bir teknik ayrım yapmak gerekir:
Bir savunma sanayisi ürününün tamamı otomatik olarak tehlikeli madde değildir. Taşınacak maddenin sınıflandırılması, UN numarası, teknik özellikleri, ambalajlama koşulları ve taşınmasına ilişkin özel hükümler belirleyicidir.
Ancak tehlikeli madde söz konusu olduğunda hava taşımacılığının kuralları son derece katıdır.
ICAO Annex 18, tehlikeli maddelerin havayoluyla emniyetli taşınmasının temel uluslararası çerçevesini oluşturuyor. Ayrıntılı hükümler ICAO'nun Technical Instructions dokümanında düzenleniyor.
IATA DGR ise havayolları, göndericiler, yer hizmetleri kuruluşları ve freight forwarder'lar açısından sınıflandırmadan paketlemeye, işaretlemeden etiketlemeye ve dokümantasyona kadar operasyonun günlük uygulamasında temel referanslardan biri durumunda.
Dolayısıyla mesele:
“Bir kargo uçağı alalım, ürünümüzü yükleyelim ve gönderelim” meselesi değildir.
Tehlikeli maddenin doğru sınıflandırılması, kabul kontrolü, uygun ambalajlanması, etiketlenmesi, dokümantasyonu, uçakta doğru pozisyona yüklenmesi, ayrıştırma kuralları, personel eğitimi, acil durum prosedürleri ve gerekli otorite izinleri bir bütün olarak işletilmek zorundadır.
Havacılıkta tehlikeli madde taşımacılığında yapılan küçük bir hata bile büyük sonuçlara yol açabilir.
Bu nedenle de dünyada her hava kargo işletmesi her sınıftaki tehlikeli maddeyi, her şart altında taşımamaktadır. Bazı maddeler tamamen yasaktır; bazılarının taşınması özel şartlara, miktar sınırlamalarına veya devlet/otorite onaylarına tabidir. ICAO da tehlikenin derecesine göre paket başına miktarların sınırlandırıldığını ve ayrıntılı taşıma şartlarının bulunduğunu açıkça belirtiyor.
İşte BAYKAR açısından kurulacak hava kargo şirketinin stratejik değeri tam burada ortaya çıkıyor.
LOJİSTİK BAĞIMSIZLIK DA EN AZ ÜRETİM KADAR ÖNEMLİDİR
Bir ürünü üretmek başka, onu dünyanın herhangi bir ülkesindeki müşterinize istediğiniz zamanda ulaştırabilmek başka bir kabiliyettir.
Özellikle savunma sanayisinde teslimat zamanı bazen ticari bir tercih değil, operasyonel zorunluluktur.
Yedek parça bekleyen bir sistem, acilen değiştirilmesi gereken bir komponent veya zamanında teslim edilmesi gereken hassas bir yük için uygun taşıyıcı bulamıyorsanız üretim kabiliyetinizin bir kısmını lojistik darboğaza teslim etmiş olursunuz.
BAYKAR'ın kendi hava kargo kapasitesini oluşturması bu nedenle şirkete çok ciddi bir mobilite ve lojistik esneklik sağlayabilir.
Üretim sizde.
Mühendislik sizde.
İhracat organizasyonu sizde.
Ve artık lojistiğin önemli bir bölümü de sizin kontrolünüzde olabilir.
Bence bu, meselenin en stratejik taraflarından biridir.
Üstelik BAYKAR'ın son yıllardaki uluslararası genişlemesi yalnızca Türkiye'deki üretim faaliyetleriyle sınırlı değil. Şirketin Piaggio Aerospace'i satın alma süreci ve Leonardo ile kurduğu ortaklık da daha geniş uluslararası bir havacılık ekosistemine doğru ilerlediğini gösteriyor.
Dolayısıyla kurulacak kargo şirketini yalnız bugünün ihtiyaçları üzerinden okumak eksik olur.
Burada geleceğe yönelik daha büyük bir lojistik ağın ilk adımları da atılıyor olabilir.
ALİ SABANCI ÖRNEĞİNİ NEDEN ÖNEMSİYORUM?
Türkiye'de büyük ve kurumsal özel sermayenin havacılığa girmesinin sektörü nasıl değiştirebildiğini geçmişte gördük.
Pegasus zaten 1990'dan beri faaliyet gösteren bir havayoluydu. Ancak 2005 yılında Esas Holding tarafından satın alınmasının ardından Ali Sabancı yönetiminde iş modeli değiştirildi ve şirket düşük maliyetli tarifeli havayolu modeline yöneldi. Pegasus'un kendi kurumsal tarihçesi de Ali Sabancı'nın 2005 yılında yönetim kurulu başkanlığına geldiğini gösteriyor.
Pegasus'un büyümesinin Türk yolcu taşımacılığında yarattığı etkiyi sadece “ucuz bilet” üzerinden değerlendirmek büyük haksızlık olur.
Rekabet arttı.
Yeni bir işletme kültürü oluştu.
Maliyet yönetimi değişti.
Uçak kullanım oranları, satış sistemleri, dijitalleşme, yan gelir modelleri ve operasyonel verimlilik konusunda sektör yeni uygulamalarla karşılaştı.
En önemlisi de güçlü bir özel sermaye grubunun havacılığa uzun vadeli bakmasının sektör üzerindeki etkisini gördük.
Bugün BAYKAR'ın kargoya girişini bu nedenle önemsiyorum.
Elbette Pegasus ile BAYKAR'ın kuracağı işletmeyi birebir karşılaştırmak doğru değildir. Birisi yolcu taşımacılığında büyüdü; diğeri kargo taşımacılığına giriyor.
Ancak ortak nokta şudur:
Havacılığa güçlü sermaye, uzun vadeli yatırım anlayışı, teknoloji kültürü ve kurumsal yönetim girdiğinde yalnız şirket değil, çoğu zaman sektör de değişir.
BAYRAKTARLAR KARGODA NEYİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Bence asıl sorulması gereken soru budur.
BAYKAR yalnız kendi ürünlerini taşıyan birkaç uçaklık kapalı bir operasyon mu kuracak?
Yoksa zaman içerisinde üçüncü taraflara da hizmet veren, uluslararası hava kargo pazarında rekabet eden, özellikle proje kargo, yüksek değerli yük, hassas teknoloji ürünleri ve gerekli yetkilendirmeler çerçevesinde tehlikeli madde taşımacılığında uzmanlaşan güçlü bir Türk kargo şirketine mi dönüşecek?
İkinci ihtimal gerçekleşirse bunun Türk havacılığı açısından çok daha büyük sonuçları olacaktır.
Çünkü hava kargo taşımacılığı yolcu taşımacılığından tamamen farklı bir ticari ve operasyonel kültür gerektirir.
Burada hız, güvenilirlik ve emniyet kadar network planlaması, gümrük süreçleri, depolama, soğuk zincir, özel kargo, tehlikeli madde, yer hizmetleri ve uluslararası lojistik bağlantıları önem kazanır.
BAYKAR'ın teknoloji geliştirme kültürünü bu alana taşıması halinde hava kargoda dijitalleşmeden yük takibine, otomatik planlamadan depolamaya kadar farklı yeniliklerin ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.
ANCAK BİR KONUNUN ALTINI ÖZELLİKLE ÇİZMEK İSTİYORUM
Savunma sanayisinde elde edilen başarı, sivil hava taşımacılığında otomatik olarak başarı garantisi değildir.
Havayolu işletmeciliği başlı başına ayrı bir uzmanlık alanıdır.
Hele tehlikeli madde taşımacılığı söz konusu olduğunda hiçbir ticari veya stratejik gerekçe uçuş emniyetinin önüne geçemez.
Kurulacak işletmenin;
uçuş işletme,
bakım,
yer işletme,
kargo,
tehlikeli madde,
emniyet yönetim sistemi,
kalite ve uygunluk izleme
yapılarının bağımsız, güçlü ve havacılık tecrübesi yüksek profesyoneller tarafından kurulması gerekir.
BAYKAR'ın başarısını sağlayacak olan sadece sermayesi veya taşıyacağı kendi ürünlerinin bulunması olmayacaktır.
Başarıyı sağlayacak olan, uluslararası sivil havacılık standartlarına tavizsiz şekilde bağlı bir havayolu işletme kültürü oluşturabilmesidir.
TÜRK HAVACILIĞI İÇİN OLUMLU BİR GELİŞME
Türkiye'nin havacılıkta yeni yatırımcılara ihtiyacı vardır.
Ama yalnızca uçak satın alan yatırımcılara değil.
Teknolojiye yatırım yapan, insan yetiştiren, emniyeti önceleyen, uluslararası pazarı hedefleyen, kalite standartlarını yükselten ve rakiplerini de daha iyi olmaya zorlayan yatırımcılara ihtiyacı vardır.
Ali Sabancı ve Pegasus'un Türk yolcu taşımacılığında yarattığı rekabet ve dönüşüm bunun önemli örneklerinden biridir.
Şimdi benzer bir dinamizmin hava kargo sektöründe yaşanması mümkündür.
BAYKAR'ın üretici kimliğinin yanına hava kargo işletmeciliğini eklemesi, özellikle kendi uluslararası lojistiğinde şirkete çok önemli bir hareket serbestisi kazandırabilir.
Fakat bundan daha değerlisi, bu yatırımın doğru yönetilmesi halinde Türk hava kargo taşımacılığına yeni bir rekabet anlayışı, teknoloji kültürü, kapasite ve kalite standardı getirmesidir.
Selçuk ve Haluk Bayraktar'ın savunma teknolojilerindeki mühendislik ve girişimcilik yaklaşımını sivil hava kargo taşımacılığına da taşıyabilmeleri halinde bundan yalnız BAYKAR değil, Türk sivil havacılığı da kazanacaktır.
Bu nedenle bu girişimi önemli ve değerli buluyorum.
Bir havcı olarak beklentim ise her zamanki gibi çok açıktır:
Önce emniyet.
Sonra kalite.
Sonra ticaret.
Çünkü havacılıkta sıralama değişirse, sonunda herkes kaybeder.
BAYKAR'ın yeni hava kargo girişiminin ülkemize ve Türk havacılığına hayırlı olmasını diliyor; başta uçuş ve yer ekipleri olmak üzere görev alacak bütün personele başarılar ve emniyetli uçuşlar temenni ediyorum.
Belki de yıllar sonra geriye baktığımızda şöyle diyeceğiz:
Ali Sabancı Türk yolcu taşımacılığında nasıl yeni bir sayfa açtıysa, Bayraktarlar da Türk hava kargo taşımacılığında yeni bir sayfa açtı.
Yorumlar