Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı değerlendirme yazısında Türkiye’de sivil havacılık sistemine ilişkin dikkat çeken uyarılarda bulundu. Erdağı, havacılıkta en büyük tehlikenin teknik arızalar ya da olumsuz hava koşulları değil, “anormalliklerin zamanla normal kabul edilmesi” olduğunu vurguladı.
Erdağı, havacılığın iyi niyetle değil, kurallar, disiplin, bağımsız denetim ve güçlü bir sistemle güvenli olduğunu belirterek, sistemdeki en küçük gevşemenin dahi uzun vadede büyük riskler doğurabileceğini ifade etti.
“Havacılık niyetle değil, sistemle güvenlidir”
Yazısında sivil havacılık yönetiminde siyasallaşmanın emniyet kültürünü zedelediğini savunan Erdağı, teknik kararların liyakat yerine başka kriterlerle alınmasının sistemde görünmeyen kırılmalar yarattığını dile getirdi.
Sadece kamu yönetimi değil; bazı üniversiteler, yer hizmetleri kuruluşları ve terminal işletmelerinde de benzer bir eğilimin ortaya çıktığını belirten Erdağı, havacılıkta kurum kültürünün uçuş emniyetinin görünmeyen altyapısı olduğuna dikkat çekti.
“Denetleyen ile ticari ilişki içinde olan aynı masada oturursa sistem zayıflar”
Erdağı, sivil havacılık otoritesinin asli görevinin düzenleme, denetleme ve yaptırım olduğunu hatırlatarak, denetim fonksiyonunun ticari faaliyetlerle iç içe geçmesinin sistem açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.
Denetimin zayıflaması halinde “kâğıt üzerinde emniyet” anlayışının ortaya çıkacağını kaydeden Erdağı, raporların güzelleştirildiği, risklerin ötelenerek biriktiği bir yapının havacılıkta ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Ertelenen bakım ve görmezden gelinen rapor uyarısı
Yazısında bakım süreçlerine ve emniyet raporlarına da değinen Erdağı, küçük ihmallerin üst üste birikmesinin büyük kazalara zemin hazırlayabileceğini vurguladı. Bakım ertelemeleri, teknik kaygıların operasyonel baskılarla geri plana itilmesi ve uygunsuzluk raporlarının ciddiye alınmamasının sistemin kendini düzeltme kabiliyetini zayıflattığını ifade etti.
Erdağı, havacılıkta kazaların çoğu zaman tek bir büyük hatadan değil, konuşulamayan küçük hataların birikiminden kaynaklandığını dile getirdi.
Pilot ve teknisyenler üzerindeki baskıya dikkat çekti
Erdağı, pilot ve teknisyenlerin “uçuşu iptal edersem ne olur?” ya da “uçağın hazır olmadığını söylersem yalnız kalır mıyım?” endişesi yaşamaya başladığı noktada emniyet kültürünün zarar gördüğünü belirtti. Güvenliğin görünürde devam ettiği ancak itiraz kültürünün bastırıldığı bir ortamın “en pahalı illüzyon” olduğunu kaydetti.
“Bir şey olmadı ya” yaklaşımı tehlike sinyali
Yazısında sıkça tekrar edilen “Bir şey olmadı ya” anlayışını havacılığın en sinsi risklerinden biri olarak tanımlayan Erdağı, emniyetin geçmişte yaşanmamış kazalarla değil, gelecekte yaşanmaması gereken risklerle ölçülmesi gerektiğini belirtti.
Erdağı’na göre denetimlerin şekle dönüşmesi, liyakat yerine aidiyetin konuşulması, raporların görmezden gelinmesi ve eğitim süreçlerinin ticari bir kaleme indirgenmesi, sistemin alarm verdiğinin göstergeleri arasında yer alıyor.
“Bu ülkenin gökyüzü kader değildir”
Erdağı, çözüm önerilerini de sıralayarak sivil havacılık yönetiminin siyasetten arındırılması, liyakat esasının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının bağımsızlaştırılması ve raporlama kültürünün teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
Pilot ve teknisyenlerin “dur” deme hakkının pratikte korunmasının hayati öneme sahip olduğunu belirten Erdağı, eğitim ve sertifikasyon süreçlerinde şeffaflığın artırılması çağrısında bulundu.
Oktay Erdağı, yazısını “Havacılıkta en büyük risk, motor arızası ya da kötü hava değil; anormalliğin sıradanlaşmasıdır” sözleriyle tamamladı.
Yorumlar