02 Şubat 2026, Pazartesi 15:35:55

Havacılıkta “Emniyet Afişle Artmaz” Tartışması

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda Türkiye’de havacılık emniyetine ilişkin yürütülen söylem ve uygulamaları sert bir dille eleştirdi.
  • Ama yer mi CB' deki bürokratlar oldu diyip iade etmişler :))))))
  • Teknik Denetçi olma şartını boşuna SHGM'de çalışmış olmak diye düzenlemedi müptezeller
  • Sadece kadroya alsa iyi hepsini teknik denetçi yapacağını bekliyorlardı bir de :)
  • Kemale güvenenin sonu bu nolacak. hepinizi kadroya alacağını bekliyordunuz bir de değil mi
  • BU kadar süre sayemde para aldınız onunla yetinin işte demiş benden bu kadar.
  • Zavallı taşeronlar, ağababalarından zam isteyip başınızın çaresine bakın cevabını almışlar yazık. kıyamam
  • AGA alanında Türkiye %53,9 seviyesinde kalırken, EUR/NAT ortalaması %73,3’tür. Havalimanları alanındaki bu tablo, altyapı ve işletme denetimlerinin etkin yürütülmediğini göstermektedir. Özetle Kemal Yüksek, SHGM’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin küresel havacılıktaki itibarını yerle yeksan etmiştir. Kendisi, SHGM’nin 4 numaralı CBK’da yer alan görev sorumluluklarını bilinçli olarak yerine getirmesini engelleyerek suç işlemektedir ve görevi kötüye kullanmaktan hakkında ivedi işlem yapılmalıdır.
  • OPS alanında Türkiye’nin etkinliği %68,0, EUR/NAT ortalaması ise %78,1’dir. Operasyonel denetimlerin yetersizliği, uçuş emniyetinin idari gözetimle yeterince desteklenemediğini göstermektedir. AIR alanında Türkiye %54,8 seviyesinde kalırken, bölge ortalaması %86,0’tır. Uçuşa elverişlilik alanındaki bu derin fark, bakım, onay ve süreklilik denetimlerinin ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir. AIG alanında Türkiye’nin oranı %25,3, EUR/NAT ortalaması %63,8’dir. Kaza ve olay inceleme kapasitesinin bu seviyede olması, sistemin hatalardan ders çıkarma yeteneğini neredeyse kaybettiğini ve emniyet kültürünün çöktüğünü göstermektedir. ANS alanında Türkiye %20,7 gibi son derece düşük bir seviyede kalmış, buna karşılık bölge ortalaması %74,0’tır. Hava seyrüsefer hizmetlerine ilişkin devlet gözetiminin bu düzeyde yetersiz olması, doğrudan uçuş emniyetini ilgilendiren yapısal bir risk anlamına gelmektedir.
  • Her ne kadar “Unresolved SSC” bulunmamakla birlikte, %46,1 Priority PQ EI ve %45,7 Implementation EI değerleri, Türkiye’nin ICAO’nun öncelikli kabul ettiği emniyet alanlarında dahi asgari uygulama kapasitesini kaybettiğini göstermektedir. Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo; geçici bir performans düşüşü değil, yönetim, organizasyon ve denetim kapasitesine ilişkin ciddi ve sürdürülebilirliği olmayan bir yapısal zafiyetin somut göstergesidir. ORG alanında Türkiye’nin etkin uygulama oranı %50 seviyesinde kalırken, EUR/NAT bölge ortalaması %78,2’dir. Bu fark, sivil havacılık otoritesinin kurumsal yapısının, organizasyon kapasitesinin ve yönetim sürekliliğinin fiilen çöktüğünü göstermektedir. PEL alanında Türkiye %70,7 seviyesinde kalmış, buna karşılık bölge ortalaması %81,7 olmuştur. Bu durum, lisanslandırma ve personel yeterlilik sisteminin uluslararası standartların gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır.
  • ICAO’nun Eylül 2024 tarihli USOAP CMAA denetimi sonucunda Türkiye’nin Overall Effective Implementation (EI) oranı %50,7 olarak tespit edilmiştir. Bu oran, Türkiye’nin sivil havacılık emniyet sisteminin uluslararası asgari uyum eşiğine kritik biçimde yaklaştığını göstermektedir. Oysa Türkiye, 2007–2019 dönemindeki ICAO denetimlerinde %80–85 bandında bir etkinlik düzeyine sahipti. Kısa süre içinde yaşanan yaklaşık 30 puanlık bu düşüş, teknik gerekçelerle açıklanamayacak ölçüde ağır ve yapısal bir kurumsal gerilemeye işaret etmektedir. EUR/NAT bölgesiyle karşılaştırıldığında Türkiye, ICAO’nun tüm temel denetim alanlarında belirgin biçimde geride kalmıştır. Özellikle kurumsal yapı(ORG), kaza ve olay inceleme(AIG) ve hava seyrüsefer hizmetleri(ANS) alanlarında etkinlik oranları, bölge ortalamasının yarısına dahi ulaşamamaktadır.ICAO açısından kritik öneme sahip bu alanlardaki zafiyet, devlet gözetimi ve emniyet yönetimi fonksiyonlarının etkin şekilde yerine getirilemediğini göstermektedir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda Türkiye’de havacılık emniyetine ilişkin yürütülen söylem ve uygulamaları sert bir dille eleştirdi. Erdağı, emniyetin reklam ve sloganlarla değil, ölçülebilir ve sahaya yansıyan somut adımlarla güçlendirilebileceğini vurguladı.

“Eğitim Söylemi PR’a Dönüştü” Eleştirisi

Yazıda, ABD’de yaşanan bir kazanın ardından yapılan açıklamalarda “eğitim eksikliği” ve “insan kaynağı yetersizliği” vurgusunun öne çıkarılmasının, kısa sürede KDM/CTM tanıtımına bağlandığı ifade edildi. Erdağı, eğitimin ve insan kaynağının önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl sorunun “Türkiye’de emniyeti artıran somut adımların neler olduğu” sorusuna net bir yanıt verilememesi olduğunu belirtti.

Dijitalleşme Emniyetin Yerine Geçemez

Erdağı, son dönemde öne çıkarılan “CTM-ORG devrimi”, “dijital havacılık otoritesi” ve “güçlü otomasyon” söylemlerinin sahadaki karşılığının sorgulanması gerektiğini savundu. Yazıda, denetçi sayısının artıp artmadığı, denetimlerin sıklığı ve derinliğinin iyileşip iyileşmediği, risk temelli denetimin gerçek anlamda uygulanıp uygulanmadığı gibi soruların cevapsız kaldığına dikkat çekildi. “Bazı aksaklıklar var ama güvenliği etkilemez” ifadesinin havacılık kültüründe masum olmadığı, kazaların da çoğu zaman küçük aksaklıklarla başladığı vurgulandı.

FAA ve Birleşik Krallık CAA Vurgusu

Erdağı, uzun süredir dile getirilen FAA ve UK Civil Aviation Authority ile iş birliği söylemlerinin somut çıktılara dönüşmediğini savundu. Ortak yayımlanmış rehberler, takvimli eylem planları, güncellenmiş denetim metodolojileri veya bağımsız değerlendirme raporlarının kamuoyuna sunulmadığını belirten Erdağı, “çıktı üretmeyen iş birliğinin kurumsal PR’dan ibaret olduğunu” ifade etti.

“Emniyet Reklama Teslim Edilemez”

Yazıda, havacılık otoritesinin slogan üretmek ya da afiş asmakla değil; ölçmek, raporlamak, denetlemek ve hesap vermekle yükümlü olduğu vurgulandı. Popüler benzetmelerle kurulan dilin emniyet kültürünü güçlendirmediği, aksine hafiflettiği görüşü dile getirildi. Erdağı’na göre, sorun yazılım ya da sistemden ziyade yönetim anlayışında yatıyor.

Annex 19 ve Uluslararası Standartlar

Erdağı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) standartlarına atıf yaparak, bir ülkenin sivil havacılık otoritesinin uluslararası kabul görebilmesinin Annex 19 ve Doc 9734 çerçevesinde değerlendirildiğini hatırlattı. Devlet emniyet programı (SSP), otoritenin bağımsızlığı, yetkilendirme, sertifikasyon, denetim ve yaptırım mekanizmalarının bu metinlerde açıkça tanımlandığını belirtti.

“Sorun Sistem Pazarlaması”

Yazının sonunda Erdağı, ICAO, EASA ve AB standartlarının isim olarak anılmasının tek başına bir anlam taşımadığını, bu standartlardan uzak düzenlemelerin emniyeti zayıflattığını savundu. Taşeron yapılar üzerinden yürütülen uygulamaların sivil havacılığa zarar verdiğini belirten Erdağı, emniyetin siyasetin değil profesyonelliğin konusu olduğunu vurguladı.

Erdağı’nın değerlendirmeleri, Türkiye’de sivil havacılık emniyeti ve denetim anlayışına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, kamuoyunun somut ve ölçülebilir adımlara odaklanması gerektiği çağrısını da beraberinde getirdi.

Havacılıkta “Emniyet Afişle Artmaz” Tartışması

Yorumlar Tüm Yorumlar (14)

td ye ~ 6 gün önce
Ama yer mi CB' deki bürokratlar oldu diyip iade etmişler :))))))

Yanıtla

Kalan karakter 1000
td ye ~ 6 gün önce
Teknik Denetçi olma şartını boşuna SHGM'de çalışmış olmak diye düzenlemedi müptezeller

Yanıtla

Kalan karakter 1000
td ~ 6 gün önce
Sadece kadroya alsa iyi hepsini teknik denetçi yapacağını bekliyorlardı bir de :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
kemale güvenen ~ 6 gün önce
Kemale güvenenin sonu bu nolacak. hepinizi kadroya alacağını bekliyordunuz bir de değil mi

Yanıtla

Kalan karakter 1000
yazııık a ~ 6 gün önce
BU kadar süre sayemde para aldınız onunla yetinin işte demiş benden bu kadar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
yazııık ~ 6 gün önce
Zavallı taşeronlar, ağababalarından zam isteyip başınızın çaresine bakın cevabını almışlar yazık. kıyamam

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ICAODenetimiÖzeti-4 ~ 6 gün önce
AGA alanında Türkiye %53,9 seviyesinde kalırken, EUR/NAT ortalaması %73,3’tür. Havalimanları alanındaki bu tablo, altyapı ve işletme denetimlerinin etkin yürütülmediğini göstermektedir. Özetle Kemal Yüksek, SHGM’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin küresel havacılıktaki itibarını yerle yeksan etmiştir. Kendisi, SHGM’nin 4 numaralı CBK’da yer alan görev sorumluluklarını bilinçli olarak yerine getirmesini engelleyerek suç işlemektedir ve görevi kötüye kullanmaktan hakkında ivedi işlem yapılmalıdır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ICAODenetimiÖzeti-3 ~ 6 gün önce
OPS alanında Türkiye’nin etkinliği %68,0, EUR/NAT ortalaması ise %78,1’dir. Operasyonel denetimlerin yetersizliği, uçuş emniyetinin idari gözetimle yeterince desteklenemediğini göstermektedir. AIR alanında Türkiye %54,8 seviyesinde kalırken, bölge ortalaması %86,0’tır. Uçuşa elverişlilik alanındaki bu derin fark, bakım, onay ve süreklilik denetimlerinin ciddi biçimde zayıfladığını göstermektedir. AIG alanında Türkiye’nin oranı %25,3, EUR/NAT ortalaması %63,8’dir. Kaza ve olay inceleme kapasitesinin bu seviyede olması, sistemin hatalardan ders çıkarma yeteneğini neredeyse kaybettiğini ve emniyet kültürünün çöktüğünü göstermektedir. ANS alanında Türkiye %20,7 gibi son derece düşük bir seviyede kalmış, buna karşılık bölge ortalaması %74,0’tır. Hava seyrüsefer hizmetlerine ilişkin devlet gözetiminin bu düzeyde yetersiz olması, doğrudan uçuş emniyetini ilgilendiren yapısal bir risk anlamına gelmektedir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ICAODenetimiÖzeti-2 ~ 6 gün önce
Her ne kadar “Unresolved SSC” bulunmamakla birlikte, %46,1 Priority PQ EI ve %45,7 Implementation EI değerleri, Türkiye’nin ICAO’nun öncelikli kabul ettiği emniyet alanlarında dahi asgari uygulama kapasitesini kaybettiğini göstermektedir. Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo; geçici bir performans düşüşü değil, yönetim, organizasyon ve denetim kapasitesine ilişkin ciddi ve sürdürülebilirliği olmayan bir yapısal zafiyetin somut göstergesidir. ORG alanında Türkiye’nin etkin uygulama oranı %50 seviyesinde kalırken, EUR/NAT bölge ortalaması %78,2’dir. Bu fark, sivil havacılık otoritesinin kurumsal yapısının, organizasyon kapasitesinin ve yönetim sürekliliğinin fiilen çöktüğünü göstermektedir. PEL alanında Türkiye %70,7 seviyesinde kalmış, buna karşılık bölge ortalaması %81,7 olmuştur. Bu durum, lisanslandırma ve personel yeterlilik sisteminin uluslararası standartların gerisinde kaldığını ortaya koymaktadır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ICAODenetimiÖzeti-1 ~ 6 gün önce
ICAO’nun Eylül 2024 tarihli USOAP CMAA denetimi sonucunda Türkiye’nin Overall Effective Implementation (EI) oranı %50,7 olarak tespit edilmiştir. Bu oran, Türkiye’nin sivil havacılık emniyet sisteminin uluslararası asgari uyum eşiğine kritik biçimde yaklaştığını göstermektedir. Oysa Türkiye, 2007–2019 dönemindeki ICAO denetimlerinde %80–85 bandında bir etkinlik düzeyine sahipti. Kısa süre içinde yaşanan yaklaşık 30 puanlık bu düşüş, teknik gerekçelerle açıklanamayacak ölçüde ağır ve yapısal bir kurumsal gerilemeye işaret etmektedir. EUR/NAT bölgesiyle karşılaştırıldığında Türkiye, ICAO’nun tüm temel denetim alanlarında belirgin biçimde geride kalmıştır. Özellikle kurumsal yapı(ORG), kaza ve olay inceleme(AIG) ve hava seyrüsefer hizmetleri(ANS) alanlarında etkinlik oranları, bölge ortalamasının yarısına dahi ulaşamamaktadır.ICAO açısından kritik öneme sahip bu alanlardaki zafiyet, devlet gözetimi ve emniyet yönetimi fonksiyonlarının etkin şekilde yerine getirilemediğini göstermektedir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000