Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda Türkiye’de havacılık emniyetine ilişkin yürütülen söylem ve uygulamaları sert bir dille eleştirdi. Erdağı, emniyetin reklam ve sloganlarla değil, ölçülebilir ve sahaya yansıyan somut adımlarla güçlendirilebileceğini vurguladı.
“Eğitim Söylemi PR’a Dönüştü” Eleştirisi
Yazıda, ABD’de yaşanan bir kazanın ardından yapılan açıklamalarda “eğitim eksikliği” ve “insan kaynağı yetersizliği” vurgusunun öne çıkarılmasının, kısa sürede KDM/CTM tanıtımına bağlandığı ifade edildi. Erdağı, eğitimin ve insan kaynağının önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, asıl sorunun “Türkiye’de emniyeti artıran somut adımların neler olduğu” sorusuna net bir yanıt verilememesi olduğunu belirtti.
Dijitalleşme Emniyetin Yerine Geçemez
Erdağı, son dönemde öne çıkarılan “CTM-ORG devrimi”, “dijital havacılık otoritesi” ve “güçlü otomasyon” söylemlerinin sahadaki karşılığının sorgulanması gerektiğini savundu. Yazıda, denetçi sayısının artıp artmadığı, denetimlerin sıklığı ve derinliğinin iyileşip iyileşmediği, risk temelli denetimin gerçek anlamda uygulanıp uygulanmadığı gibi soruların cevapsız kaldığına dikkat çekildi. “Bazı aksaklıklar var ama güvenliği etkilemez” ifadesinin havacılık kültüründe masum olmadığı, kazaların da çoğu zaman küçük aksaklıklarla başladığı vurgulandı.
FAA ve Birleşik Krallık CAA Vurgusu
Erdağı, uzun süredir dile getirilen FAA ve UK Civil Aviation Authority ile iş birliği söylemlerinin somut çıktılara dönüşmediğini savundu. Ortak yayımlanmış rehberler, takvimli eylem planları, güncellenmiş denetim metodolojileri veya bağımsız değerlendirme raporlarının kamuoyuna sunulmadığını belirten Erdağı, “çıktı üretmeyen iş birliğinin kurumsal PR’dan ibaret olduğunu” ifade etti.
“Emniyet Reklama Teslim Edilemez”
Yazıda, havacılık otoritesinin slogan üretmek ya da afiş asmakla değil; ölçmek, raporlamak, denetlemek ve hesap vermekle yükümlü olduğu vurgulandı. Popüler benzetmelerle kurulan dilin emniyet kültürünü güçlendirmediği, aksine hafiflettiği görüşü dile getirildi. Erdağı’na göre, sorun yazılım ya da sistemden ziyade yönetim anlayışında yatıyor.
Annex 19 ve Uluslararası Standartlar
Erdağı, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) standartlarına atıf yaparak, bir ülkenin sivil havacılık otoritesinin uluslararası kabul görebilmesinin Annex 19 ve Doc 9734 çerçevesinde değerlendirildiğini hatırlattı. Devlet emniyet programı (SSP), otoritenin bağımsızlığı, yetkilendirme, sertifikasyon, denetim ve yaptırım mekanizmalarının bu metinlerde açıkça tanımlandığını belirtti.
“Sorun Sistem Pazarlaması”
Yazının sonunda Erdağı, ICAO, EASA ve AB standartlarının isim olarak anılmasının tek başına bir anlam taşımadığını, bu standartlardan uzak düzenlemelerin emniyeti zayıflattığını savundu. Taşeron yapılar üzerinden yürütülen uygulamaların sivil havacılığa zarar verdiğini belirten Erdağı, emniyetin siyasetin değil profesyonelliğin konusu olduğunu vurguladı.
Erdağı’nın değerlendirmeleri, Türkiye’de sivil havacılık emniyeti ve denetim anlayışına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, kamuoyunun somut ve ölçülebilir adımlara odaklanması gerektiği çağrısını da beraberinde getirdi.
Yorumlar