Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türk sivil havacılık sistemine yönelik çarpıcı eleştiriler içeren bir değerlendirme kaleme aldı. Erdağı, son yıllarda yaşanan kazalar, ramak kala olaylar ve operasyonel aksaklıkların teknik sebeplerden değil, yönetim zaafları ve liyakat eksikliğinden kaynaklandığını savundu.
“Uçaklar türbülansa girmez, kurumlar girer” ifadesiyle başlayan yazısında Erdağı, Türk sivil havacılık otoritesinin ciddi bir kurumsal türbülans içerisinde savrulduğunu ileri sürdü. Yaşanan sorunların motor arızalarından değil, karar alma mekanizmalarındaki bozulmadan kaynaklandığını vurguladı.
“Havacılık ‘olur böyle şeyler’ denilecek bir alan değildir”
Havacılıkta hata payının sıfıra yakın olduğunu hatırlatan Erdağı, en küçük ihmalin dahi geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Bir cıvatanın gevşemesinin, bir prosedürün atlanmasının ya da eksik eğitimin bedelinin insan hayatı olduğunu belirten Erdağı, bu nedenle havacılığın dünyada standart, denetim, eğitim ve tecrübe üzerine inşa edildiğini ifade etti.
Ancak Türkiye’de bu anlayıştan uzaklaşıldığını savunan Erdağı, pilot, teknisyen ve hava trafik kontrolörü yetiştirme sürecinin siyasete kurban edildiğini ileri sürdü.
“Ehliyet değil, aidiyet” eleştirisi
Erdağı, sektörde son yıllarda “Ehliyet değil, aidiyet önemli” anlayışının yaygınlaştığını belirterek şu iddiaları sıraladı:
Erdağı ayrıca, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün temel görevlerinin, yeterli tecrübe ve uzmanlığı olmayan taşeron ve çağrı merkezi personeline devredildiğini öne sürdü.
KDM ve dijital lisans tartışması
Yazısında SHGM bünyesinde hayata geçirilen KDM uygulamasına da değinen Erdağı, bu programın beş yıldır havacılık emniyetine somut bir katkı sunmadığını iddia etti. Katıldığı bir YouTube programında KDM’in çıktılarının sorulmasının ardından SHGM tarafından “8 Şubat’tan itibaren tüm yazılı evrakların kaldırılacağı ve pilotlara dijital lisans verileceği” yönünde bir açıklama yapıldığını hatırlattı.
Erdağı, bu açıklamaya temkinli yaklaşılması gerektiğini belirterek, ICAO ve EASA’nın dahi dijital lisans konusunda çalışmalarını henüz tamamlamadığını vurguladı. Dijital lisans uygulamasının dünyada yalnızca Çin ve Hindistan’da, o da sadece iç hatlarda geçerli olduğuna dikkat çeken Erdağı, Türkiye’de düzenlenecek dijital lisansların hangi ülkelerde geçerli olacağının belirsiz olduğunu ifade etti.
“Sessizlik toplantı odalarında başlar, pistte biter”
En tehlikeli riskin raporlara girmeyen ve konuşulamayan riskler olduğunu belirten Erdağı, “bizden olsun” anlayışının itiraz edemeyen personel ve rapor yazamayan sistemler ürettiğini savundu. Bugün yaşanan aksaklıkların birer zincir halkası olduğunu ifade eden Erdağı, zincirin uzun süredir yanlış yönetildiğini kaydetti.
“Bedeli yolcu ve ülke ödüyor”
Erdağı’na göre bu sürecin bedelini yolcular canlarıyla, havacılık çalışanları mesleki itibarı ve tükenmişlikleriyle, ülke ise uluslararası havacılık camiasındaki güvenilirliğiyle ödüyor. Bayrak taşıyıcıdan sivil havacılık otoritesine kadar sistemin sorgulanır hale gelmesinin yalnızca sektörel değil, devlet aklıyla ilgili bir mesele olduğunun altını çizdi.
“Bu iş böyle olmaz ama hâlâ düzeltilebilir”
Yazısını net bir çağrıyla tamamlayan Oktay Erdağı, havacılığın sadakatle değil liyakatle, talimatla değil prosedürle, algıyla değil denetimle ayakta kalacağını vurguladı. “Uçaklar hâlâ uçuyor diye sistem çalışıyor sanılmamalı” diyen Erdağı, doğru koltuklara doğru insanların oturtulması halinde sürecin hâlâ düzeltilebileceğini ifade etti.
Yorumlar