Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türk Hava Yolları’nın “Hedef 12” adı altında gündeme gelen verimlilik ve maliyet azaltma adımlarını değerlendirdi. Erdağı, THY’nin bir yandan tarihinin en büyük filo büyüme hamlelerinden birini yürütürken diğer yandan çalışanların ücret ve çalışma koşullarını tartışmaya açmasının ciddi bir çelişki yarattığını savundu.
THY’nin Boeing ile 100’ü kesin, 50’si opsiyonlu olmak üzere 150 adet 737 MAX için anlaşmaya vardığını hatırlatan Erdağı, şirketin 2033 hedefleri arasında 813 uçaklık filoya ve 171 milyon yolcuya ulaşmanın bulunduğunu belirtti.
“Bu uçakları kim uçuracak?”
Erdağı, büyümenin yalnızca uçak siparişleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, artan filonun arkasında yetişmiş insan kaynağı bulunması gerektiğini ifade etti.
Pilot, lisanslı teknisyen, dispeçer ve tecrübeli kabin personelinin kısa sürede yetiştirilemeyeceğini belirten Erdağı, “Uçak satın almak nispeten kolaydır. Ama kaptan pilotu sipariş veremezsiniz, lisanslı teknisyeni fabrikadan teslim alamazsınız” değerlendirmesinde bulundu.
“Tasarruf denince neden önce çalışan akla geliyor?”
THY’nin verimlilik arayışına karşı olmadığını belirten Erdağı, tasarrufun öncelikle gereksiz giderler, verimsiz organizasyonlar, yönetim maliyetleri, temsil ve ağırlama harcamaları, danışmanlıklar ve hatalı yatırımlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Erdağı, çalışanların ücret ve çalışma şartlarının maliyet azaltmanın ilk adresi haline getirilmesinin yanlış olacağını söyledi.
“İnsan maliyet değil, emniyet sisteminin parçasıdır”
Havacılığın insan performansına doğrudan bağlı bir sektör olduğunu vurgulayan Erdağı, çalışan motivasyonu ve kurumsal aidiyette yaşanabilecek kaybın etkilerinin kısa vadeli mali tablolarda görülmeyebileceğini ifade etti.
Yetişmiş personelin şirketten ayrılmasının veya motivasyonunun düşmesinin uzun vadede çok daha ağır maliyetler doğurabileceğini belirten Erdağı, THY’nin 2033’ün uçaklarını satın alırken aynı zamanda 2033’ün insan kaynağını da koruması gerektiğini söyledi.
Sendikaya daha aktif rol çağrısı
Erdağı, Hava-İş’in söz konusu düzenlemelere olumsuz görüş bildirmesini önemli bulduğunu ancak sendikal sorumluluğun açıklama yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.
Konunun yalnızca ücret değil, çalışma barışı, motivasyon, kurumsal aidiyet ve uçuş emniyetiyle de bağlantılı olduğunu belirten Erdağı, çalışanların hakları konusunda sendikanın daha güçlü bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti.
Pilotlara dayanışma mesajı
Erdağı, kokpit camiasına da çağrıda bulunarak pilotların yalnızca kendi ücret ve özlük hakları gündeme geldiğinde sesini yükselten bir görüntü vermemesi gerektiğini söyledi.
Bir uçağın yalnızca pilotlarla uçmadığını hatırlatan Erdağı; teknisyenlerin, dispeçerlerin, kabin ekiplerinin, yer işletme personelinin ve planlama ekiplerinin de aynı operasyonun parçaları olduğunu vurguladı.
“Ekip ruhu kokpit kapısı kapanınca başlamaz”
Havacılıkta CRM, ekip ruhu ve emniyet kültürünün sürekli vurgulandığını belirten Erdağı, bu yaklaşımın yalnızca uçuş sırasında değil şirketin tüm çalışma ortamında geçerli olması gerektiğini ifade etti.
Çalışan gruplarının birbirlerinin sorunlarına duyarsız kalmasının uzun vadede dayanışmayı zayıflatacağını savundu.
“Bir dünya markası sadece uçak sayısıyla kurulmaz”
THY’nin 813 uçaklık filo ve 171 milyon yolcu hedeflerine ulaşabileceğini belirten Erdağı, bunun tek başına dünya markası olmak için yeterli olmadığını söyledi.
Kurumsal hafıza, tecrübe, meslek kültürü ve çalışan aidiyetinin satın alınamayacağını vurgulayan Erdağı, şirketin en önemli sermayelerinden birinin yetişmiş insan kaynağı olduğunu ifade etti.
“Hedef 12 önce israfı küçültmeli”
Erdağı, Hedef 12’nin gerçekten bir verimlilik programı olması isteniyorsa öncelikle gereksiz giderlere ve israfa yönelmesi gerektiğini savundu.
Fedakârlık talep edilecekse bunun yükünün yalnızca çalışanların üzerine bırakılmaması gerektiğini belirten Erdağı, yönetimin de aynı ölçüde sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
“THY’nin gerçek filosu insanıdır”
THY’nin bugün bir tarafta yüzlerce yeni uçak ve büyüyen uçuş ağı, diğer tarafta ise çalışma koşullarından rahatsızlık duyan personel arasında hassas bir dengeyle karşı karşıya olduğunu belirten Erdağı, bu iki tablonun uzun süre birlikte sürdürülemeyeceğini savundu.
Erdağı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“THY’nin ihtiyacı insanını küçültmek değil, israfını küçültmektir. Bir havayolunun gerçek filosu yalnızca uçakları değildir. Onun gerçek filosu, o uçakları emniyetle gökyüzünde tutan insanlarıdır.”
Yorumlar