Nefes Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, kaleme aldığı yazıda Türkiye’deki “devlet destekli fahiş fiyatlandırma” tartışmasını özellikle havayolu taşımacılığı üzerinden ele aldı. Zeyrek, “ucuz havayolu” olarak konumlandırılan AJET’in uygulamalarını sert sözlerle eleştirerek, yolcunun fiilen pahalı hizmetlere mecbur bırakıldığını savundu.
Yazıda aktarılan örneğe göre, yurtdışı bir AJET uçuşunda yaşanan 1,5 saatlik rötarda yolculara ücretsiz su dahi ikram edilmedi. Bekleme süresince yolcuların ya Sabiha Gökçen Havalimanı içindeki yüksek fiyatlı ürünleri satın almak ya da uçağa bindiklerinde AJET’in ücretli ikramlarına yönelmek zorunda kaldığı belirtildi. Zeyrek, “Kazıklanmaktan kaçış yok” ifadesiyle durumu özetledi.
Özellikle uçak içi fiyatlar eleştirinin odağında yer aldı. Yazıya göre, uçakta satılan hazır (instant) bir kahvenin 5 avro olması, yani yaklaşık 250 liraya denk gelmesi, “ucuz havayolu” iddiasıyla açık bir çelişki oluşturuyor. Zeyrek, son bir yıl içinde Avrupa’da Atina–Manchester ve Kopenhag–Manchester hatlarında farklı düşük maliyetli havayollarıyla uçtuğunu ancak AJET’te karşılaştığı fiyat politikasıyla benzerine rastlamadığını vurguluyor.
Deniz Zeyrek’e göre asıl sorun, AJET’in piyasa koşullarında faaliyet gösteren bağımsız bir özel şirket olmaması. Yazıda, havayolunun doğrudan devletle bağlantılı bir yapı olduğu hatırlatılarak, “Vatandaşın karşı karşıya kaldığı bu tablo, serbest piyasa değil, devlet destekli bir düzenin sonucu” değerlendirmesi yapılıyor.
Zeyrek, yazısını şu soruyla noktalıyor: “Havayolu, havalimanı ve hizmet zinciri aynı yapının elindeyse, ‘ucuz’ denilen bu sistemde vatandaş kendini bu fahiş fiyatlara karşı nasıl koruyabilir?” Bu soru, AJET üzerinden yürüyen tartışmanın, Türkiye’de havacılıkta fiyatlandırma ve tüketici hakları başlığında daha geniş bir denetim ihtiyacına işaret ettiğini ortaya koyuyor.
Yorumlar