Avrupa ülkelerinden AJet’e yönelik idari para cezaları art arda gelmeye başladı. Belçika, İsveç ve Fransa’nın ardından Almanya da “derhal geri taşıma” talimatı vererek kontrol zincirine ilişkin soru işaretlerini büyüttü.
Avrupa ülkelerinden gelen idari yaptırımlar zincirine bir halka daha eklendi. AJet hakkında Almanya Federal Polisi tarafından gönderilen resmi yazıda, Almanya’ya giriş şartlarını taşımadığı tespit edilen bir yolcunun taşındığı belirtilerek taşıyıcıya açık bir talimat verildi: Yolcunun derhal geri götürülmesi istendi. Yazıda, geri taşıma işleminin aynı gün içinde yerine getirilmemesi halinde işlemin Alman makamlarınca gerçekleştirileceği ve doğacak tüm masrafların havayolu şirketine yansıtılacağı açıkça ifade edildi.
Ayrıca ilk aşamada 1.500 Euro tutarında bir mali yükümlülük doğacağı bildirildi. Bu uygulama, uluslararası havacılık hukukunda “taşıyıcı sorumluluğu” (carrier liability) kapsamında değerlendiriliyor.
Bu gelişme, son dönemde Avrupa’dan gelen yaptırımların art arda gelmesiyle birlikte dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Daha önce Belçika makamları tarafından iki yolcu nedeniyle toplam 10.000 Euro idari para cezası uygulanmış, İsveç’te kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle 30.000 kronluk özel idari yaptırım kararı alınmış, Fransa’dan ise 70.000 Euro tutarında ceza kesildiği kamuoyuna yansımıştı.
Şimdi Almanya’dan gelen “derhal geri taşıma” talimatı, dosyanın yalnızca para cezalarıyla sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.
Uluslararası mevzuata göre, yolcunun gerekli vize ve giriş belgelerine sahip olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü taşıyıcıya ait. Yer hizmetleri şirketleri sahada operasyonel destek verse de hukuki sorumluluk doğrudan uçuşu gerçekleştiren havayoluna yöneltiliyor.
AJet’in Türk Hava Yolları’nın yüzde 100 iştiraki olması nedeniyle yaşanan gelişmeler, doğal olarak ana şirketi de yakından ilgilendiriyor. Zira düzenleyici makamların muhatabı, nihai taşıyıcı sıfatına sahip şirket görülüyor.
Sektör kaynakları, son aylarda benzer içerikte çok sayıda idari işlem yapıldığını ve belge kontrol süreçlerinde ciddi zafiyet iddialarının konuşulduğunu öne sürüyor. İddialar arasında, uçuşa kabul edilmeyen yolculara ilişkin pasaport ve vize görüntülerinin şirket içi mesajlaşma gruplarında paylaşıldığı, bu durumun kişisel verilerin korunması açısından tartışmalı sonuçlar doğurabileceği de yer alıyor. Bu iddialara ilişkin şirket tarafından yapılmış resmi bir açıklama bulunmuyor.
Öte yandan Gürcistan hattında yaşandığı ileri sürülen ve “imposter” şüphesi içeren bir yolcu vakası nedeniyle yaptırım uygulandığı iddiası da sektör kulislerinde konuşuluyor. Konuya ilişkin pasaport görselleri ve bazı belgeler bulunmakla birlikte, Gürcistan makamlarından yapılmış resmi bir kamu duyurusu mevcut değil. Bu nedenle söz konusu olay iddia olarak değerlendiriliyor.
Art arda gelen yaptırımlar, kontrol mekanizmalarının yeterliliği ve eğitim süreçlerinin etkinliği konusunda soru işaretleri doğuruyor. Avrupa makamlarının son yazısındaki ifade ise son derece net: Giriş şartlarını taşımayan yolcu taşınırsa, sorumluluk taşıyıcıya ait ve bedeli doğrudan tahsil ediliyor.
Bu tablo karşısında asıl soru şu: Bu cezalar münferit operasyonel hatalar mı, yoksa sistemsel bir kontrol sorununun göstergesi mi? Havayolu yönetiminin ve ilgili birimlerin, artan yaptırımlar karşısında nasıl bir yapısal önlem alacağı merak konusu.
Havacılık sektörü güven üzerine kurulu bir alan. Belge kontrolü, bu güven zincirinin en kritik halkalarından biri. Avrupa’dan gelen yazılar ise artık uyarı niteliğini aşmış durumda.
©AirportHaber ÖZEL
Yorumlar